Ergin Ataman: Futbol antrenörlüğünü deneyebilirim..

Galatasaray Odeabank'ın ve Türkiye Basketbol Milli Takımı'nın başarılı antrenörü Ergin Ataman Socrates dergisinin Temmuz ayı sayısında Ozan Uğur Solak'a konuştu. Fenerbahçe serisinde Zeljko Obradovic ile yaşananlar hakkında içten konuşan Ataman, bu sezonu değerlendirirken gelecek planlarını da anlattı. Ergin Ataman'ın açıklamalarından satır başları ise şu şekilde..

FENERBAHÇE FİZİK OLARAK ÇOK GÜÇLÜ
Fenerbahçe fiziken bizden güçlüydü, rotasyonları da daha genişti. Bunun farkındaydık. Vesely-Udoh birlikte oynadığı zaman hücum etmekte zorlanacağımızı tahmin ediyordum ama baskılı savunmayla onları düzen dışına çıkarabilirdik. Şutör bir uzunla oynamamaları bu açıdan bir avantajdı. Ama.. Bobby Dixon ve Bogdan Bogdanovic'in ilk iki maçtaki ekstra performansları fark yarattı. Planımız dış oyuncuları durdurup pota altında da ezilmemek üzerine kurulmuştu. Dixon ve Bogdanovic'in savunmasında çok zorlanınca bunu yapamadık.

Caleb Green'in sakatlığının bizi çok etkilediğini düşünüyorum. Uzun rotasyonunda Green'i kullanabilseydik Micov'u da korumuş olurduk. Lasme ve Davis'in yanında Caleb'in varlığı elimi çok rahatlatırdı.

DIXON-BOGDANOVIC FARK YARATTI
Bence ikinci maçın ilk devresinde beklediğimizi aldık. Serinin ilk maçındaki ribaund ve pota altı zafiyetini gidermiştik. Devreyi 17 sayı farkla geride geçtiğimiz maçtan sonra bir şeyleri değiştirmek lazımdı. Çünkü gözüküyordu ki dört kısalı sistemde zorluk çekiyorduk. Chuck'ı oraya geçmek bir fikirdi ilk 20 dakikada da verim verdi. Sonrasında ise Dixon'ın sıra dışı bir performansı oldu. Pota altında oyunu dengelememize rağmen Dixon-Bogdanovic fazla geldi. Fark yarattılar.

OYUNCULARA HÜCUMDA SERBESTLİK TANIYORUM
Aynı anda 10-12 oyuncunun oynadığı bir sistemin maç bazlı çok verimli olmadığını düşünüyorum. Üç tane uzun sakatlık problemi yaşamadığı takdirde onları dönüşümlü kullanma şansınız son derece yüksek. Altı kısayı da ekleyin dokuz yapıyor zaten. Sakatlıklar, problemler derken bunun 7-8'e indiği oluyor. Gelecek sezon kadroyu Euroleague'e uygun ve geniş tutup Caleb Green'deki gibi eksik yakalanmak istemiyoruz. Ben takım savunmasına çok inanıyorum. Hücumdaysa oyunculara kapasiteleri oranında insiyatif verme taraftarıyım. Oyuncu karşı potada sınırlandığı zaman rahat hareket edemiyor, kapasitesinin altında kalıyor. Mesela bu sezonu ele alalım; bizim hücumumuzda bir sürü modelimiz vardı. Oyuncular nasıl rahat hissediyorsa ona göre setleri dizayn ederek ilerledik. Blake Schilb bizim takımda ikili oyunları en iyi oynayan oyuncu. Normal düzen içinde ikili oyunlar üzerinden dönmeli ama maçların son bölümünde McCollum'ın direksiyonda olmasını istedik. Serbestlik tanıdık. Göksenin'in bazen çok kritik işler yapması, Sinan'ın her geçen yıl artan hücum performansı.. Hep düzen içindeki serbestlikten, hep rahat hissetmekten..

GALATASARAY'DA MUTLUYUM
2015 yazında Emporio Armani Milano'nun ciddi bir teklifi vardı. Sonuçta ben Galatasaray'da kalmaya karar verdim. Onlar da Jasmin Repesa'yla anlaştılar. Ama son ana kadar çok ciddi bir teklifti. Gitmek istemedim çünkü burada mutluyum. Avrupa'daki bütün büyük koçlar buraya gelmeye başladı. Blatt Daçka'da, Perasovic Efes'in başına geldi. Öteki tarafta Obradovic var. Bana menajerim bir ay önce sordu, "Avrupa'da piyasaya çıkalım mı?" dedi. "Hayır, hiçbir şekilde bunu istemiyorum" dedim. Bugün ben Avrupa'da orta seviye bir takıma gitmek istesem anında giderim ama maddi ve manevi olarak çok büyük kaybım olur. Real Madrid ve Barcelona gibi takımlar da antrenör değiştirmek istese piyasaya bakmazlar, Galatasaray'la büyük bir bağ oluşturdum zaten. Ayrılma düşüncem yok.

BOUROUSIS'LE ANLAŞMIŞKEN VAZGEÇTİK
Joey iyi bir çocuk. Beraber tatile çık, hiç sıkılmazsın. Ama basketbol takımı kuruyorsan ve Joey önemli bir parçasıysa onun sık yaşadığı konsantrasyon kayıplarını gidermek zor. Takımın havasını bozuyor. Dorsey'e tavsiyem her yere annesiyle gitmesi. Bir program var ya Facetime diye. Annesiyle sürekli oradan konuşuyorlar. Annesi etkili de oluyor, çocuğu kumanda edip doğru şeyleri söylüyor. Ama Facetime bittikten sonra.. Joey annesini bertaraf ediyor. Sıkıntı da o zaman başlıyor işte. Konsantrasyon problemleri olmasa bence Avrupa'nın en önemli pivotlarından biri. Onu da "Annenle birlikte geleceksin." diyerek çözmenin dışında bir yol yok. Biz sezon başında Ionnis Bourousis'le anlaşma noktasına gelmişken daha genç, daha blokçu, daha atletik olsun diye Dorsey'den yana bir tercih yaptık. Lasme'nin yanına Bourousis ya da o kalibrede bir pivot koysaydık Türkiye'de de şampiyonluğu kazanabilirdik. Yaz dönemindeki tek hatalı tercihimiz Dorsey-Bourousis arasında oldu.


10 MİLYON EURO YETERLİ
Benim kafamdaki bütçe 10 milyon Euro. Odeabank'la görüşmeler yapıyoruz. Onlar bütçe artırımını kabul etti ama tek taraflı bir artış istemiyorlar. Kulüp de kendine ait bütçeyi yukarı çeksin, bütçe daha da artsın niyetindeler. Geçen yıl 6 milyon Euro'luk transfer bütçesi kullanmıştık. Oyunculara ve teknik kadroya gitti bu bütçe. Benim 2016-2017 sezonu için belirlediğim 10 milyon Euro'luk bütçeyi hem başkanımız Dursun Özbek hem de Can Topsakal onayladı. Bunu yarısı Odeabank veya Odeabank'la birlikte gelecek bir-iki sponsorla birlikte karşılanacak. Diğer yarısı da Euroleague, kombine ve iddaa gelirleriyle kapatılacak. Ekstra bir yük binme durumu olmayacak.

OBRADOVIC İDOLLERİMDEN BİRİSİ
Zeljko Obradovic benim idollerimden biri. Ben ilk Final-Four oynadığımda 34 yaşındaydım, 2000 yılıydı ve orada tanışmıştık. Ettore Messina, Dusan Ivkovic, Zeljko Obradovic.. Bunlar Avrupa basketbolundaki efsaneler. Onları örnek almaya çalıştım. 34 yaşında ilk kez Obradovic'in karşısına çıktığımda Zeljko o gün için bile efsanevi bir koçtu. Ondan sonra iletişimimiz devam etti, belki hiçbir zaman telefonlaşıp ailece görüşmüşlüğümüz olmadı ama hep irtibatta kaldık.

OLAYLARIN OLDUĞU GECE MESAJ ATTIM
O tükürüklü fotoğrafı gördüğüm zaman üzüldüm ve hemen mesaj attım. Her ne kadar profesyonel olsa da Obradovic sonuçta bu ülkede misafir. Yarın öbür gün işi bittiği zaman ülkesine dönecek. O tablo canımı sıktı ve "Geçmiş olsun. Çok üzüldüm. Bunları hak etmiyoruz." dedim. O da teşekkür etti. Maçtan sonra yaşananlar ise arkadaşlar arasında olabilecek şeyler. Arkadaşlar birbirlerine "Sen bunu niye böyle yaptın?" diyebilir. Şöyle bir konuşma oldu aramızda:
- Kazandın, tebrik ediyorum. Ama bunu saymıyorum maalesef.
- Niye saymıyorsun ki? Seyircisiz oynamanın sorumlusu senin taraftarın.
- Yıllardır ben de aynı şeylere maruz kalıyorum ama sizin salonunuzda hiç seyircisiz oynamadım.
Ne hakaret var, ne basının yazdığı gibi provokasyon kelimesi geçen bir cümle.. Bu kadar. Tabii bundan sonra Ergin Ataman-Zeljko Obradovic dostluğu pekişir mi? Pekiştirilemez, zor. Bu yaşananların engellenmesini ancak birtakım yönetmelikler sağlar. Yıllardır herkesin bir hata olarak kabul ettiği ancak nedense düzeltemediği ne var? Sahadaki disiplin otoritesinin hakeme bırakılması. Hakem heyecan içinde bazı şeyleri göremiyor olabiliyor. Baskı altında nasıl düdük çalmaya çekiniyorsa bazen de o anonsu yapmıyor, tutarsızlık oluyor. Yaşananların hakemler dışında yakından görülüp rapor edilmesi gerek. Bu raporlar da ceza alınıp alınmamasında belirleyici olmalı. Yoksa iki anons olmuş, üç anons olmuş.. Tutarsızlığın önüne bu şekilde geçemezsin.

GÖKSENİN'E KIZDIM
Ben her türlü dostluk girişimini yaptım. Fenerbahçe'nin Euroleague şampiyonluğunun Türkiye'ye büyük kazanç getireceğini söyledim. Kazandık, artık didişmeyi bırakalım diye bir zeytin dalı uzattım. Fenerbahçe'yle oynadığımız ilk maçta Göksenin'e çok ağır küfürler edildi. Tansiyon arttığı için ben Göksenin'e kızdım aslında, "Niye böyle tansiyon yükseltiyorsun, biz oraya sakin oynamaya çıktık." dedim. Antic'le yaşadığı o tartışmadan sonra da hemen kenara aldım ortam sakinleşsin diye. Antic kaldı oyun Göksenin kenara gelince küfürler bench'in arka kısmında artarak devam etti. Bir anons yaptırmadılar. Bir tane bile. Hakem Engin Kennerman gidip gözlemci Kadir Özçelik'le iki kelime konuşmaya gerek dahi duymadı. Ben de sinirlenip Engin Kennerman'ın yanına gittim. "Yahu biz insanlık edip adamı kenara alıyoruz. Nasıl küfürler ediyorlar, sen bir anons yaptırmaya korkuyorsun." dedim. Teknik faul çaldı ondan sonra ortalıkk daha çok gerildi.

BEN HEP DAHA MÜTEVAZİ TAKIMLARDA ÇALIŞTIM
Bütçe olarak hiçbir zaman Obradovic'le aynı seviyede olmadık. Karşı karşıya geldiğimiz tek lig de Türkiye değil. Galibiyet-mağlubiyet sayısı benden fazla ama onun çalıştırdığı takımlara bakıyoruz; Real Madrid, Panathinaikos ve daha sonra da Fenerbahçe. Hep Euroleague'de şampiyonluk hedefiyle kurulan takımlar bunlar. Ben o takımlar karşısında Montepaschi Siena, Ülkerspor ve Galatasaray'la çıkmışım.

Mesela 2002'de Siena'nın başındayken Final Four'a kalan taraf biz olmuştuk. Panathinaikos'u elemiştik Final Four'dan önce. Obradovic'e karşı böyle bir başarım var ama karşınızdaki sekiz Euroleague şampiyonluğu olan bir antrenör. Ne diyebilirsiniz ki? Ben daha mütevazi takımlarla çalıştım ve kendi sahamda hiç kaybetmedim.Arkamızda 15 bin seyirci olsa o gün de kaybetmezdim.

FUTBOLA GEÇEBİLİRİM
Basketbol antrenörlüğümü riske atmayı göze alabilsem futbol teknik direktörlüğüne bugün başlarım. Eğitimi neyse en iyi şekilde alırım. Futbol antrenörlüğü için en iyi formasyon eğitimleri nerede veriliyor? İtalya ve İngiltere. İtalyanca ana dilim gibi, ülkede geniş bir çevrem var. İngilizce de eğitim alırım. 

Bu sene elde edilen başarı için söylemiyorum, herhangi bir kulüpte sıradışı bir başarı kazandıysanız sadece teknik adamlık değil, bir organizasyon, bir adam yönetme kabiliyetiniz var demektir. Ben demek ki futbola konsantre olursam bunu futbolda da yapabilirim. Geçenlerde Hikmet hocayla konuştum. "Gel yanıma, benimle beraber ol. Tek başına bir takımı alıp götürürsün." diyor. O yüzden bu futbol antrenörlüğü olayını büyütülecek bir hadise olarak görmüyorum. Bu seviyede basketbol antrenörlüğü yaparken her şeyi riske edip yeni bir bir maceraya atlarsan deli derler adama ama günün birinde, belki de iki-üç sene sonra bunu deneyebilirim. Tabi on sene sonra, yaş 60 olunca değil..   

*Röportaj Socrates Dergi'den alınmıştır. Röportajın tamamını Socrates Dergisinin Temmuz sayısında bulabilirsiniz.

Hiç yorum yok

Okumuş olduğunuz başlık hakkındaki yorumunuzu bırakmak için lütfen aşağıda bulunan alana görüşlerinizi belirtiniz. Unutmayınız ki; yorumlarınız blog ekibinin onayı doğrultusunda görüntülenecektir. Hakaret ve küfür içeren yorumlar onaylanmayacaktır.

Blogger tarafından desteklenmektedir.