Dursun Özbek yönetimi saha dışında neler yapıyor?

Galatasaray tarihinin en çok eleştirilen yönetimlerinden biri olan Dursun Özbek yönetimi, son zamanlarda saha dışında yaptığı atılımlarla bu kötü ününü yavaş yavaş üzerinden atmaya çalışıyor. Peki yapılan bu atılımlar, projeler yeterli mi? Galatasaray gelecekte güneşli günler görebilecek mi? Dursun Özbek yönetiminin saha dışında yaptığı hamleleri global denetim ve muhasebe uzmanı Mustafa Bilgiç ile konuştuk..  


- Geçtiğimiz senelerde takımımız çok büyük maaş yüklerinin altına girmiş ve oyuncularına yaklaşık 75 milyon Euro civarında ödeme yapmıştı. UEFA tarafından FFP kurallarına uymadığı için ceza alan takımımız, bu yüzden dolayı bu yaz döneminde 65 milyon Euro gibi bir maaş kotası ile cezalandırılmıştı. Yaz sonunda kotanın içinde kalarak oyuncularımıza 60 milyon Euro civarında taahhütte bulunduk. Önümüzdeki seneye baktığımızda FFP belasından kurtulduk diyebilir miyiz?
Bu konuda ben henüz tehlike bitmiş diyemiyorum. Yönetim ve UEFA arasında İsviçre'de sürekli toplantılar yapıldı ve bu toplantıların içeriği hakkında pek şeffaf olunmadı. Basın tarafından yazılanlar, yapılan algı yönetimleri taraftarı su an yumuşatsa bile ben tehlikenin devam ettiğini düşünüyorum. Maaş bütçesi düşmüş durumda, belki de tarihimizin en iyi transfer dönemini geçirdik. Verim alamadığımız oyuncular satıldı, kiralandı ve yerlerine nokta atışı transferler ile şampiyonluğun en favori adayı haline geldik. 

FFP konusunda ise maaş bütçesinin düşmesi iyi niyet göstergesi olabilir ama bu yanıltmasın. Serdar Aziz'e 4.5 milyon Euro + 3 oyuncu verdik. Ceza alan takım için çok sıkıntılı bir transfer. Tolga Ciğerci iyi başlamış olsa bile 2 milyon Euro çok fazla para. Eski kulübünde ne kadar alıyordu? Kendini ispatlamamış bir oyuncu için o zam niye diye sormaz mı UEFA? 

Maaş bütçesi FFP'in sadece bir yüzü. Kulüplerin senelik zararlarına, gelirlerine, finansal raporuna kadar her detayı inceler UEFA. Maaş bütçesi düzelmiş olsa da +1 yıl ceza gelirse kimse şaşırmasın. Zaman gösterecek. Umarım olmaz.

- Galatasaray'ın yıllardır kangreni olmuş bir konudur Riva ve Florya arazileri.. Geçtiğimiz aylarda bu konu için Emlak Konut ile bir protokol imzalayan yönetimimiz gelecek günlerde bu konuyu Genel Kurul üyelerimizin onayına sunacak. Geleceğimiz olan bu arazileri nasıl değerlendirmemiz gerekiyor? Emlak Konut ile yapılan bu anlaşma bizim için olumlu diyebilir miyiz?
Bildiğim kadarıyla Genel Kurulumuz Riva için Dursun Özbek ve yönetimine yetki vermişti. Genel Kurul, Florya için yapılacak diye tahmin ediyorum ama Riva'yı da tekrar gündeme getirme düşüncesi olabilir, ki bunun sözünü vermişti ilk başkan seçildiğinde. Anlaşmayı ilk duyduğumda aşırı tepki göstermiştim, ama henüz içerik ne bilmiyoruz. Genel kurul hararetli geçecektir.

Galatasaray Spor Kulübü Ali Sami Yen arazisi ve Türk Telekom Arena sayesinde acı tecrübeler yaşadı. Bu yüzden devlet ile yapılacak yeni anlaşmanın detayları çok önemli. Camia ikinci bir travma kaldıramaz.

Riva bu kulübün geleceği. Değerlendirme açısından bir kaç strateji var. Bazı kısım gelecek paranın hepsi ile borçları kapatalım ve sıfırdan başlayalım düşüncesinde. Kulüp bunu yaparsa 10-15 yıl içinde tekrar batacak duruma düşer. Bunun sebeplerini blog yazılarımda sürekli paylaşıyorum. Kulübün mevcut sistemi zarar etme üzerine kurulmuş bir sistemdir, isterse Bill Gates gelsin bu denetim ve kontrol mekanizmaları ile o bile kurtaramaz.

Benim önerim, Riva'ya yapılacak villa ve tesisler dışında paranın bir kısmı ile tekrar yatırım yapmak. Yeni araziler alma, yurt dışında (İngiltere / Almanya) gibi ülkelerde pilot takim alıp o pazarlara açılma. Tabi gayrimenkul uzmanlık alanım olmadığı için bu konuyu uzmanlarına sormak daha doğru olacaktır. Genel kurulu sabırsızlıkla bekliyorum.

- Geçtiğimiz yıllara baktığımız zaman bu sene Galatasaray'ın gelirlerini arttırdığını görüyoruz. Hala yeterli seviyede olmasa bile yapılan sponsorluk anlaşmaları ile kasasına sıcak para koyan ekibimiz, GS Store'da da bir takım yenilikler yaparak gelir kalemlerini arttırmaya çalışıyor. Bu kulüp nasıl para kazanır? Gelirlerimizi arttırıp sabit hale getirebilmemiz için neler yapmamız gerekiyor?
Gelelim benim en hassas olduğum, ilgi duyduğum bölüme. Bu konu hakkında kitap yazarım ama özet geçersek, Ünal Aysal donemi ile baslayan ve bugüne gelen gelirlerimizde ciddi anlamda bir artış var. Gelirler artmasına rağmen asıl sorun, yukarıda yazdığım gibi, kulübün zarar etme üzerine kurulan sistemi. Kulübün gelirleri yeri geldi 400-500 Milyon TL oldu ama yine kar / zarar tablosunun yüksek zararlar yazdığı zamanlar oldu. En son finansal raporlar ortada. Sponsorluk rakamları Ünal Aysal dönemine kıyaslarsak düşük ama bu zor şartlarda yapılan anlaşmalar çok iyi. Kimse şikayet edecek durumda değil. Sıcak para her zaman iyidir.

GS Store ekibi son zamanlarda iyi iş yapmaya basladı ama asla yapılanlar ile tatmin olmayan bir kişiyim. Daha iyisi mutlaka olmalı, bu potansiyel var ve kulübün üyesi, taraftarı farkında değil. GS Store bir hazine. Bu konuda yapılması gerekli diye düşündüklerim ise şöyle:

- GS Store E-Commerce için yatırım : Kulübün Store sitesine ve internet üzerinden global alışveriş yapılabilmesi için sistemsel bir yatırım ile Dünya'ya açılıp ciddi gelir kapısı açmak. Çin'e, Amerika'ya neden ürün satamıyoruz? 

- Kargo şirketleri ile anlaşma : GS Store için en çok şikayet kargo. Tam bir işkence. Büyük bir kurye şirketi ile anlaşma yapıp, bu sorunu ortadan kaldırmak. DHL, Fedex, UPS hepsi olur. 

- Maliyetleri düşürmek : Satışların maliyeti çok yüksek. Bu da kulübün kâr oranlarını düşüren bir faktör. Örnek olarak, kulüp bir ürün çıkarırken iyi proje üretemiyor. Kulüp çok fazla T-Shirt bastırıyor fakat bunları satmaya gelince satamıyor. Haliyle ürünler elimizde patlıyor. Bundan sonrada maliyetini karşılayamadığımız gibi zararına Trendyol gibi sitelerde %50-60 indirim ile satıyoruz. Just in Time Inventory sistemleri üzerine yatırım yapmak lazım. Stok seviyeleri belli bir seviyeye düşmeden, yeni stok siparişi yapılmamalı. 

- Lisans Anlaşmaları : Bunu sürekli yazıyorum ve kulübe verdiğim projelerde bu yönde. Lisans anlaşmaları, bir taşta 2 değil 5-6 kuş vurmak için ideal fırsat. Fenerbahçe ile Hello Kitty anlaşması gibi mesela. Herkes dalga geçti ama ilk duyduğum an tebrik edip, iyi iş dedim.

Şampiyonlar Ligi gelirlerinin olmadığı, Passolig'in musallat olduğu yerde tribün gelirleri iyice düştü. Kulüplerin artık başka gelir kapıları açmaları lazım. Buyuk şirketler ile lisans anlaşması yapıp, ortak bir ürün ile yeni bir segment açmak lazım. Lisans değil ama Galatasaray Uber, UNDP, Dominos gibi buyuk global şirketler ve kurumlar ile işbirliği yaptı yakin zamanda. Neden Disney / Marvel gibi şirketler ile anlaşmayalım? Kulüp istesin, milyonlar getirecek projeler hazır ama bu Galatasaray yönetimine kalmış bir şey. 

- Geçtiğimiz günlerde yönetimimiz Arena'da oynanacak Rize maçı için bilet fiyatlarını 30 - 250 TL arasında açıklayarak bir indirime gitmişti. Stada gelecek seyirci sayısını arttırmak için yapılan bu hamle tek başına yeterli mi? Büyük bir gelir kalemi olan tribün gelirlerini arttırmak için stadyum içi ve çevresinde nasıl düzenlemeler, projeler üretebiliriz?
Fiyat stratejileri, talep arttırma için yapılan bir hamle. Kulübe bir kaç kesimin ciddi bir boykotu var. Kimi yönetimsel, kimi Passolig ve kimi ise şike davasında yapılan adaletsizliği boykot ediyor. Açık konuşmak gerekiyorsa yakın zamanda yönetimsel olarak bende boykot ediyordum ama yaratılan sinerji ile Galatasaray'a küsülmeyeceğini öğreniyorsun. Passolig'e olan boykotum devam ediyor maalesef.

Yönetimin ekonomi konsepti olan arz / talep dengesini iyi bilmesi lazım. Biletlere, kombinelere talep olmadığı zaman ya büyük oyuncu transferi yapacaksın ya da fiyat stratejini tekrar gözden geçireceksin. Kimse 100 TL verip Jem Karacan, Umut Bulut izlemek istemiyor.

Tribün gelirlerini artırmak için yapılacak en büyük hamle ise belediye ile bürokrasi. Metro işkencesini bitirmek için illa ki devlete biat etmenize gerek yok. İletişim ve bürokrasi ile metro sorunu çözülemeyecek bir sorun değil.

Stadyum içine proje olarak, deplasman maçlarını Türk Telekom Arena'da izlemek gibi keyifli bir proje olabilir. Yönetime sunduk bunu ama cevap yok. Fenerbahçe derbisini Türk Telekom Arena'da 5-10 bin kisi izliyor düşünsene; 5 TL giriş olsa, 5.000 kisi = 25,000 TL. Yemek, içecek ile 30-40 bin TL yapar. 17 deplasman maçı ile neredeyse 500-700 bin TL gelir söz konusu.

Stadın dışı için verdiğimiz birkaç proje; yerlere granit taşları ile taraftarların isim, söz yazdırması. Benim yönetime verdiğim projelerde yaklaşık 20-30 Milyon TL brüt gelir elde edilebiliyordu. Çok proje ve fikir var ama önemli olan yönetimlerin uygulaması.

Hiç yorum yok

Okumuş olduğunuz başlık hakkındaki yorumunuzu bırakmak için lütfen aşağıda bulunan alana görüşlerinizi belirtiniz. Unutmayınız ki; yorumlarınız blog ekibinin onayı doğrultusunda görüntülenecektir. Hakaret ve küfür içeren yorumlar onaylanmayacaktır.

Blogger tarafından desteklenmektedir.