Sarayın Sultanları yoluna dolu dizgin devam ediyor...

Yeni sezona yeniden yapılanarak genç bir kadroyla giren Sarayın Sultanları'nın ilk analiz yazısını 8 Kasım'da yazmıştık. O tarihten bu yana Avrupa'da ve ligde toplam 9 maça çıkan sarı kırmızılı takımımız 8 galibiyet aldı ve oynadığı her iki kulvarda da liderliği elinde bulunduruyor. Biz de sizler için takımın genel durumunu derledik.

HÜCUMDA SIKINTI YOK
Maçlara genelde Işıl Alben - Moriah Jefferson - Pınar Demirok - Maryia Papova - Kristine Vitola beşiyle başlayan takımımızdaki 3 guarda dayalı sistem hücumdaki pas trafiğini arttırırken, Sarayın Sultanları Eurocup Women'da grup aşaması geride kalırken 6 maç sonunda bulduğu 80.8 sayı ortalaması ile bu alandaki en iyi takım konumunda. Ligde ise oynadığı 8 maç sonunda ortalama 82.7 sayı bulan takımımız, ligin de en çok sayı bulan takımı özelliğini elinde bulunduruyor. Hücumda topu iyi çeviren Galatasaray'ın ligde ve Eurocup'taki asist ortalamaları 19.5 iken, takımımız bu alanda ligde 4, Eurocup'ta ise 3. sırada bulunuyor.

Hücumdaki düzenlerimizden bahsedecek olursak, öncelikle biz hem yarı saha hücumunu hem geçiş hücumunu iyi uygulayabilen takımlardanız. Bu özelliğimizi öne çıkarabildiğimiz oyuncular her ne kadar Moriah Jefferson, Işıl Alben ve Pınar Demirok olsa da, uzun forvet Maryia Papova'nın şutör özelliği set oyununda oldukça işimizi kolaylaştırırken, pivotumuz Kristine Vitola'nın çabuk ayakları ise geçiş hücumunda çembere oldukça hızlı gitmemizi sağlıyor. Buna ek olarak Vitola'nın fazla tercih etmediği ama her zaman için bizim bir hücum opsiyonumuz olabilecek bir dış şut tehdidi var. Vitola'nın kullanımından bahsedecek olursak, öncelikle onun güçlü ve ağır pivotlara karşı daha çabuk ayakları olduğunu bilerek pick and roll oyununu daha net oynamamız gerekiyor. Özellikle bu hücumları rahatlıkla yönetebilecek iki guardımız Işıl Alben ve Moriah Jefferson'ın hem potaya gidişleri hem asist özellikleri elimizi güçlendiriyor.

Eğer sahada atletik bir pivot varsa, onu dışarı çekmek ve guardlarımıza çembere gitme alanı yaratabilecek bir isimse Maryia Papova. Açıkçası söylemek gerekir ki Papova gelirken kafalarda çok soru işareti vardı ancak gösterdiği performansla kesinlikle 14 maç sonunda övgüyü hak eden isimlerin başında geliyor. Yorgunluğa bağlı iniş çıkışlar olabiliyor tabii ki ancak yine de takımımız için önemli oyunculardan. Sezonun kalan uzun yolunu istikrarlı bir şekilde sürdürebilmesi ise bizim için çok önemli detaylardan olacak.

SAVUNMADA ENERJİ VE KARAKTER
Aslında hücumda bahsettiğimiz 3 guardlı sistemin top paylaşımında ne kadar önemli olduğunu dile getirdiğimiz gibi savunmada da topa baskı konusunda sistemimiz için ne kadar önemli olduğunu dile getirebiliriz. Burada da öne çıkan bir şey var: Enerji ve karakter. Öncelikle belirtmek gerekir ki bu genç dinamik takım yenilse de yense de sahada kazanmak için her şeyi yapıyor. Bunu söyleyebilmek mutluluk verici çünkü bu takımın önünde kat etmesi gereken uzun yollar var ve henüz yolun başındayken kazanmaya ve belki de en önemlisi öğrenmeye çok iştahlılar. Öyle ki farkın bir ara neredeyse 20 sayıya kadar çıktığı YDÜ maçında bile takım maçı kazanmayı sonuna kadar kovaladı ancak olmadı. Hazır bu maça değinmişken, önemli bir konudan da bahsetmek gerekiyor: Boyalı alan savunmamız. Maryia Papova, Kristine Vitola ve yeni transfer ettiğimiz, çoğunlukla da 4 numara pozisyonunda kullandığımız Astou Traore özellikle güçlü ve atletik pivotları savunmakta doğal olarak güçlük çekiyorlar. YDÜ maçında Astou Traore yoktu ancak Holingsvorth'ün 19 sayı, 10 ribaundluk performansı rakip takımın maçı kazanmasındaki en önemli etkenlerden olmuştu, 16 sayı üreten Bahar Çağlar ile birlikte.
Çözmemiz gereken ve hala gelişme kaydedemediğimizin düşünüldüğü bir diğer nokta ise ribaund konusu. Zira Eurocup Women'da 40.5 ribaund ortalaması tutturan takımımız bu alanda 8. sıradayken, KBL'de ise 35.7 ribaund ortalaması ile 14 takımlı ligde 13. sırada bulunuyor. Buradaki temel sıkıntımız ise net ribaundçumuzun olmayışı. Kristine Vitola ve Maryia Papova her ne kadar hücumda alan açma konusunda ve çok yönlülükleriyle takımımızı rahatlatsa da ribaundlar konusunda sönük kalıyorlar. Öyle ki son oynadığımız Beşiktaş maçında 32 ribaund alan takımımızın rakip pivotu Kiah Stokes tek başına 16 ribaund çekmişti. Bir şekilde ribaund açığımızı şimdilik kapatabiliyoruz ancak sezonun ilerleyen dönemlerinde özellikle rakiplere verdiğimiz hücum ribaundları canımızı çok yakabilir. Tabii burada öne çıkan bir şey var, yeni transfer Astou Traore. Onun 3 numaraya kaydığı anlarda uzun bir beşle sahada kalıp ribaund açığımızı bir nebze kapatmamız mümkün olabilir ancak yine de tam bir çözüm şu an için olanaksız gözüküyor.

GENÇ OYUNCULARIMIZ 
Yeniden yapılanmaya gittiğimiz ve genç oyuncularımızın da katkılarını almaya başlayacağımız ilk sezonun 14 maçı geride kalırken özellikle Eda Şahin ve İrem Naz Topuz, genç oyuncularımız arasından en çok süre alan ve dikkat çeken 2 isim olarak göze çarpmayı başardılar. Uzun bir sakatlık dönemini geride bırakan ve takıma yeni yeni giren İnci Güçlü'ye de sezonun ilerleyen bölümlerinde ihtiyaç duyulacağı, diğer genç oyuncularımızın da zaman rotasyonda süre bulacağı şüphesiz bir gerçek. Geride bıraktığımız bu periyotta ise Cansu Köksal'ın bir türlü istenen seviyeye gelememesi biraz hayal kırıklığı yarattı. Özellikle şut isabetleri bile geriye gitmeye başlayan oyuncumuzu pek tabii ki yaşadığı sakatlıklar da etkiledi ancak onun da bir an önce toparlanıp rotasyonda daha fazla süre bulması hem Galatasaray'ı hem de Cansu'yu birkaç adım ileri götürecektir...

Hiç yorum yok

Okumuş olduğunuz başlık hakkındaki yorumunuzu bırakmak için lütfen aşağıda bulunan alana görüşlerinizi belirtiniz. Unutmayınız ki; yorumlarınız blog ekibinin onayı doğrultusunda görüntülenecektir. Hakaret ve küfür içeren yorumlar onaylanmayacaktır.

Blogger tarafından desteklenmektedir.