En Özel Kayserispor maçı..

Galatasaray, Spor Toto Süper Lig'in 20. hafta karşılaşmasında Kayserispor ile Türk Telekom Arena'da karşılaşacak. İki ekip bu güne kadar Süper Lig'de toplam 23 kez karşılaşırken bu karşılaşmaların 12'sini takımımız kazanmayı başardı. Şüphesiz ki bu 12 maç içindeki en özel galibiyet 2005-2006 sezonun son haftasında 3-0'la gelen galibiyetti. 

Eric Gerets yönetiminde 2005-2006 sezonuna başlayan takımımız, mutlak şampiyonluk hedeflediği sezonda ezeli rakibi Fenerbahçe ile son haftaya kadar kıyasıya bir yarış içine girmişti. 80 puanla son haftaya giren iki ekibin mücadelesinde, averaj üstünlüğü Fenerbahçe'de olduğu için favori taraf İstanbul'un karşı yakasıydı. Takımımızın şampiyon olması için ise Ali Sami Yen Stadında Kayserispor'u yenip, Fenerbahçe'nin de Denizlispor deplasmanında puan kaybetmesini beklemesi gerekiyordu. 

Takımımız son hafta karşılaşmasında Kayserispor karşısında Sabri Sarıoğlu(2) ve Sasa İlic'in golleriyle 3-0 öne geçmiş ve artık herkesin kulağı Denizli'ye dönmüştü. Daha fazla uzatmadan o anları o gün statta bulunan Ali Naci Küçük'ten dinleyelim..

''Hani bir söz vardır ya " Anlatılmaz yaşanır" diye...

İşte öyle bir gece idi 14 Mayıs 2006'da Ali Sami Yen Stadı'nda yaşadıklarımız...

O geceyi anlatmak çok ama çok zor. Çünkü ne yazsam o an o stattaki atmosferi, yaşananları hep bir eksik kalır. Daha 22 yaşındaki bir muhabir için kendinizi çok şanslı hissettiğiniz bir gece idi.

Klasik bir ifade olacak ama gerçekten o 16 dakika Ali Sami Yen'de yaşanan en uzun gecelerden biriydi.

Bütün sezon o 16 dakikanın içine sıkışmıştı. Denizlispor gol attığında sessiz ve sinirden kaskatı olan Ali Sami Yen Stadı'nda herkes kendini kaybetmişti.

Zaten son 2 dakika Denizli'den gol haberi geldiğinde Ali Sami Yen'de sahadaki oyuncular dahi maçı bırakmış, Denizli'ye kilitlenmişti.

Ağlayanlar, donup kalanlar, buz kesenler, sakin kalmaya çalışanlar.

Statta sahaya en yakın TV basın tribününde idi. Tüm takım, teknik heyet ve yöneticiler basın tribününe akın etmişti. Herkes birbirini sakinleştirmeye çalışıyor, bir taraftan da Denizli'deki maçı izliyordu.

Ergun Gürsoy, Fatih Gökşen, Emre Aşık ve Hasan Şaş ile beraberdim. Aynı sette tüm futbolcular maçın bitmek üzere olduğunu düşünerek gelmişti. Ancak 10 dakikalık uzatmanın daha oynanacağını duyduklarında hiçbiri buna inanamıyordu. Hep aynı ses sıra ile haykırılıyordu. "Bitir artık, bitir, bitir"...

Fatih Gökşen heyecandan kalbini tutuyor. Hasan Şaş ağlıyor, Hakan Şükür o stresten maçı izlemeye dahi gelemiyor, Ergun Gürsoy ise zor sabrediyordu. Hasan'ın üzeri çıplaktı. Sıra ile hepimiz üzerine bir şeyler giydirmeye çalışsa da ağlarken atıyordu.

Herkesin tüm hayalleri ve bir sezonun emeği Ali Sami Yen Stadındaki o 51 ekran televizyona sıkışmıştı. Skor 1-1 olduğunda Hasan Şaş dayanamayıp "Ben artık izleyemeyeceğim" diyerek göz yaşları içinde gidiyordu.

Sinirler daha da gerilmişti.

Emre Aşık sakin kalmaya çalışıyor, Fatih Gökşen'i diğer yandan Ergun Gürsoy'u tutmaya çalışıyorduk. Hakan, Mondragon, Hasan maçı izleyemiyor. Herkes basın tribünündeki o 51 ekran TV'den gelecek haberi bekliyor ve dualar ediyordu. Eric Gerets ve oyuncuları 90 dakikanın üzerine adeta bir 90 dakikada TV başında oynuyordu.

"Oyuncu değiştir, rakibe bas, yavaş kullan, bitir artık bitir"

Her futbolcu 16 dakikalığına Denizli'de idi. Fatih Gökşen 1-1'den sonra kaç kez düşme tehlikesi geçirdi, inanın hatırlamıyorum. O anki stres ile kendisini tutacağım diye o kadar çok kolunu sıkmışım ki, uzun süre espri olarak hafızalardan silinmemişti.

Ve maç bittiğinde...Gecenin en flue anı idi. İnanın ne oldu, bilemiyorum:)

Sadece Fatih Gökşen'in sonunda üzerimize düştüğünü hatırlıyorum. Ama asla unutulmayacak bir şampiyonluk gecesi idi. Sabah evden maç bitimi gelirim diye çıkıp Galatasaray'ın şampiyon olması üzerine ertesi sabah saat 5'de eve gittiğimi hatırlıyorum.

O şampiyonluk coşkusu, özel bir gece kulübündeki kutlaması ile bambaşka idi.

O 16 dakikayı beraber yaşayan Galatasaray takımı ve tüm Galatasaray muhabirleri, oyuncuların aileleri, yöneticiler hep beraber bir şampiyonluk kutlaması düzenlendi.

Belki UEFA Kupasını kıl payı kaçırdım ama o geceye meslek hayatımda tanıklık ettiğim için halen kendimi şanslı hissediyorum. Galatasaray muhabiri olmanın da ayrıcalığı bu olsa gerek.

Kariyerimizde çok fazla şampiyonluk kutlaması ve asla hafızalarımızdan silinmeyecek anlar biriktiriyoruz.''

Son olarak bize 2005-2006 sezonunu yaşamamızda emeği olan herkese teşekkür ediyoruz.

Hiç yorum yok

Okumuş olduğunuz başlık hakkındaki yorumunuzu bırakmak için lütfen aşağıda bulunan alana görüşlerinizi belirtiniz. Unutmayınız ki; yorumlarınız blog ekibinin onayı doğrultusunda görüntülenecektir. Hakaret ve küfür içeren yorumlar onaylanmayacaktır.

Blogger tarafından desteklenmektedir.