STSL | Çözüm belli beyler; İstifa, istifa, istifa!

Galatasaray ligin 20.haftasında evinde Kayserispor ile karşılaştı. Rakiplerinin puan kaybettiği hafta da kazanması gereken karşılaşmaya rezalet bir başlangıç yapan Jan Olde Riekerink'in öğrencileri, 2 benzer gol yiyerek ilk yarıyı 2-0 geride kapattı. Jan Olde Riekerink'in öğrencileri ikinci yarıda da son derece etkisiz, rezil bir oyun sergileyince maçta başka gol olmadı ve takımımız kesinlikle kazanması gereken karşılaşmadan 2-1 mağlup oldu.

Karşılaşmaya Muslera, Sabri, Semih, Hakan, Linnes, De Jong, Tolga, Bruma, Rodrigues, Yasin, Podolski onbiriyle çıkan takımımız, beklenin aksine berbat bir başlangıç yaptı. Taktik bilmeyen teknik direktörümüzün yanına iki metre ileriye pas vermekten aciz olan oyuncularımız eklenince Kayserispor için rahat bir ilk yarı oldu. Hırslı, istekli futbol beklerken takımımız ilk yarıda hiçbir şey yapmadı. İlk yarıda 29.dakikada Mabiala ile öne geçen konuk takım, 45.dakikada Levent Gülen'in attığı golle farkı 2'ye çıkardı ve ilk yarı bu skorla tamamlandı. Bu 2 golün de neredeyse birebir aynıydı. Gollerdeki tek fark golü atan oyuncuların ismiydi. İkinci yarıya Sinan Gümüş - Yasin Öztekin, Eren Derdiyok - Garry Rodrigues değişiklikleriyle başlayan takımımız, rezalet oyununa ikinci yarıda da devam etti. Orta sahamızın pas yapmaktan aciz olduğunu 5 yaşındaki çocuk bile görürken, teknik direktörümüz Jan Olde Riekerink'in bunu görmesi 62 dakika sürdü ve 62.dakikada Sabri-Josue değişikliği geldi. Sahada hiçbir şey üretmeyen, 1 metre yanına pas vermekten aciz olan takımımız, 80.dakikada Podolski ile girdiği pozisyon dışında tribünleri heyecanlandıramadı. 88.dakikada Bruma'nın ortasında Eren Derdiyok ile skoru 2-1'e getirdi. 90.dakikada takımımız beraberlik golünü yakalasa da Hüseyin Göçek bir yerinden faul uydurunca gol iptal edildi. 90+2. dakikada Linnes'in çevirdiği topta Eren çok net bir pozisyondan yararlanamayınca kesinlikle kazanmamız gereken karşılaşmadan 2-1 mağlup ayrıldık.

Kadıköy deplasmanında yanına pas veremeyen Tolga-de Jong ortasahasından ders almayıp Kayserispor karşına da bu ortasaha ile çıkma rezaleti mi desek yoksa Podolski'nin arkasına 3 tane kanat oyuncusunu koyma rezaleti mi desek bilemiyorum. Galatasaray'ın oyun aklının tamamen Sneijder olduğu bir kez daha ortaya çıktı. Ve yine ortaya çıkan bir diğer tablo ise olmadığında göbek atılan Selçuk'un rezil haliyle bile şu takım için önemli bir oyuncu olduğuydu. Sezon başında Porto'dan kiralanan Josue, en çok ihtiyacımız olan karşılaşmada yedek kulübesinde oturdu. Semih Kaya - Hakan Balta ikilisinin yetersiz bulunup devre arasında 2,5 milyon euro bonservis bedeliyle Gençlerbirliği'nden transfer edilen Ahmet Çalık da yedekti. Onun yerine yetersiz bulunan Semih-Hakan ikilisi stoperdeydi. Jan Olde Riekerink'in alıştığımız ilk 11'in rezaletinin yanına, sahada bu karşılaşmanın önemini farkında olmayan yeteneksizler ordusu da eklenince rezalet bir karşılaşma izledik. Üstündeki formanın bilincini farkında olmayan bu yeteneksizler ordusu, kariyerlerini Şampiyonluk kupası da eklemek istemedikleri için sahada hiçbir şey yapmadılar. Skor 2-0'a geldiğinde dahi skora isyan etmekten acizdiler. Tabi şunu da söylemek gerek at sahibine göre kişner diye boşuna denmemiş teknik direktörü, yönetimi olmayan bir takımdan daha fazlasını beklemek de hayalcilik olurdu. Bu anlamda maç öncesi yaşanan puan kayıplarından sonra sahada hırs, istek bekleyerek pollyanacılık yaptık.

Gelelim teknik direktörümüz ve yönetimimize. Önce Riekerink ile başlayalım. Bizi, sezon başında kendisine destek olduğumuz için utanma noktasına getiren muhteşem (!) teknik direktörümüz. Sezon başında beri oyuncu değiştirmeyi öğrenememesi, sürekli yanlış ilk 11'lerle çıkması ve tabi olmazsa olmaz dalga geçer gibi yaptığı açıklamalarla tanınan teknik direktörümüzün hala nasıl Galatasaray'ın başında olduğuna anlam veremiyoruz. Sezon başından beri yediğimiz 20 golün 12'si kafa topu ama buna önlem almayan bir Galatasaray teknik heyeti. Aslında kendisi hakkında maç sonrası bir taraftarın söylediği sözler her şeyi ifade ediyordu; ''Beden eğitmi hocasını Galatasaray'a hoca yaptınız.''

Yönetime gelecek olursak sürekli para yok mağduriyeti yaparak geçmiş yönetimleri kötüleyen Dursun Özbek yönetimiz, Serdar Aziz ve Eren Derdiyok'a 9milyon euro vermeyi eksik etmez. Para yok diyen Dursun Özbek yönetimi devre arasında Ahmet Çalık ve Garry Rodrgiues için 6milyon euro bonservis bedeli vermeyi eksik etmez. Transfere toplam 20 milyon euro harcarlar ama iş iyi oyunculara geldiğinde para yok demeyi eksik etmezler. Eren Derdiyok'a 4,5 milyon euro veriler ama sezon başı bedelsiz bir şekilde takımımıza gelebilecek Dembele'yi almak istemezler. O Dembele şuan Celtic'le harikalar yaratıyor ve bonservisi için 20-30 milyon eurolar konuşuluyor. Transfer işini bir kenara koyarsak Dursun Özbek yönetimi Galatasaray'ın haklarını korumaktan da aciz. Karabük deplasmanında uydurulan bir penaltı ile puan kaybeden takımımız, Kayserispor karşısında da penaltısı verilmedi, tertemiz golü iptal edildi. Bunun hesabını sorabilecek bir Galatasaray yönetimi yok. Ekonomik anlamda iyi işler yapıyoruz diyen mevcut yönetimin bu söylemini de sürekli artan borçlar haksız çıkarıyor. Galatasaray'ın haklarını koruyamayan, Galatasaray'ın parasını çar çur eden ve Galatasaray'ın mallarını peşkeş çekenlere yine söylüyoruz Galatasaray'ın kurtuluşu için çözüm belli beyler; istifa, istifa, istifa!

Son olarak maç sırasında ''Yönetim İstifa'' diyenlere ve maç sonrası Cengiz Özyalçın'a yapılan protesto için de emeği geçenlere teşekkür ediyoruz.

Hiç yorum yok

Okumuş olduğunuz başlık hakkındaki yorumunuzu bırakmak için lütfen aşağıda bulunan alana görüşlerinizi belirtiniz. Unutmayınız ki; yorumlarınız blog ekibinin onayı doğrultusunda görüntülenecektir. Hakaret ve küfür içeren yorumlar onaylanmayacaktır.

Blogger tarafından desteklenmektedir.