Yasin Çakmak: Benim yönetimimizden ricam bugün bir seçim kararı almalarıdır..

Geleceğin Galatasaray'ı projesinin mimarlarından Galatasaray Spor Kulübü üyesi ve FCN Blog ailesinin bir ferdi olan Yasin Çakmak, Galatasaray Spor Kulübü Yıllık Olağan Genel Kurulunda söz alarak, önemli açıklamalarda bulundu. Sözlerine bugün benim için ''Ben demiştim'' dem günü diyerek başlayan Yasin Çakmak, yönetimin bir seçim kararı alması gerektiğini de belirtti. Yasin Çakmak'ın konuşmasının tamamı şu şekilde..

BUGÜN NE YAZIK Kİ BENİM İÇİN ''BEN DEMİŞTİM'' DEME GÜNÜ
Sayın Başkan, Yönetim Kurulu, Galatasaray Spor Kulübü Üyeleri Ve kulübümüzün işleyişine vakıf olmak adına bizleri Galatasaray TV’den takip eden Büyük Galatasaray Taraftarı; Bugün ne yazık ki benim için “Ben demiştim.” deme günü. Keşke böyle olmasaydı, keşke bugün burada bu yönetimin büyük başarılarını konuşmaya gelmiş olsaydım. Keşke bugün “Sizi zamanında eleştirdim, hakkınızı helal edin.” demek durumunda kalsaydım, utanan ben olsaydım. Fakat ne yazık ki geçen yaklaşık iki senelik zamanın sonunda her eleştirimde başından sonuna kadar haklı olmanın derin üzüntüsüyle bugün karşınızdayım. Büyük çoğunluğunuz hatırlamaz, o nedenle müsadenizle hatırlatayım. 11 Temmuz 2015 gününde yaptığımız genel kurulda istenilen yetkilerin verilmemesi gerektiğini belirtirken bu yönetime güvenmediğimi söylemiştim. Bunun sebeplerini de bariz finansal hatalar, Mehmet Özbek üzerinden yapılan Nepotizm ve Galatasaray etiğine aykırı şekilde Yıldırım Demirören’e verilen destek olarak sıralamıştım. Bunun üzerine bir eski başkanımız kürsüden “30 günlük yönetim eleştirilir mi?” diye serzenişte bulunmuştu. Aslında bunun cevabı çok basit, değil 30 günlük 30 dakikalık yönetimler dahi eleştirilir, eleştirilmelidir yoksa o günlerde atılan tohumların çürük meyveleri bugün olduğu gibi hepimizin tabağına gelir.

İki sene içerisinde geldiğimiz finansal nokta ortada. Galatasaray’ın bu güne kadar gözü gibi baktığı gayrimenkuller elden çıkarılma noktasına gelmiş. Hem de bu yapılırken Genel Kurul izni alınmadan bir devlet kurumuyla protokol yapılarak Genel Kurul’un eli kolu bağlanmış, yetki vermeme şansı bırakılmamış. Biliyorsunuz, yakın zamanda, Divan Kurulu’nda bir alkış tufanıyla Riva-Florya projelerinden 342m Türk Lirası civarında bir ödeme aldığımız anlatıldı. Kısacası yapılan bir finans kuruluşuna giderek Emlak Konut’un belirlediği ve ileride ödeyeceği minimum kazanç miktarını kırdırmak ve 508m TL’den 166m kayıpla 342m TL’ye düşmekti. Kaçınız takip ediyorsunuz bilmiyorum ama Sportif A.Ş’nin 6 aylık dönem zararı 154m TL. İyi ihtimalle aynı parametrelerle seneyi bitirirsek 308m TL zarar gözüküyor ki Riva-Florya’dan gelecek olan “garanti” ödeme daha gelmeden bir senelik zarara karşı ziyan olmuş oluyor. Bundan sonra da para gelip gelmeyeceği Emlak Konut’un insafına ve piyasaya bağlı olduğu için tek atımlık kursunumuzu 1 senelik zarara karşı feda etmiş olma ihtimalimiz var. Önünüzde soğuk su varsa buyrun için lütfen! Bu arada Sn.Başkan bahsedilen zararın en büyük sebebini kur farkı olarak belirtiyor. Bakın, kur farkı yeni bir problem değil. Türk Lirası’nın dövize karşı durumu hepimizin malumu. Böyle bir problemin varlığı açıkken sormak istiyorum, finansal raporlar önünüzde, döviz bazında olan borçlarımızı Dursun Özbek döneminde neden arttırdık? Kur farkı problemini yaratıp sonra da bunu bahane olarak kullanmak ne yazık ki kabul edilemez.


SIKINTIMIZ BAŞKANIMIZIN SÖZÜNE GÜVENEMEZ HALE GELMİŞ OLMAMIZ
Gelelim bu finansal çöküntünün en önemli kaynağına, yani sportif başarısızlığa. Biliyorsunuz Dursun Özbek başkan adayıyken bizlere Futbol Şube Sorumlusu olarak Cüneyt Tanman’ı göstermişti. Oy verenler akıllarında Cüneyt Bey varken oy verdiler. Sonra seçim bitti, Florya’ya ufak tefek tamir işlerini halletmek için giren Mehmet Özbek bir anda Cüneyt Tanman’ı yerinden etti ve sonra da görevi Sportif A.Ş üzerinden de tescillenerek futbol şubesini tek yetkili olarak yönetmeye başladı. Bilmeyenler için söyleyeyim, isim benzerliği tesadüf değil, Mehmet Bey, Dursun Bey’in kardeşi. Sözlüklerde Nepotizm kelimesini karşılığını ararsanız sanırım Başkanımızın ve kardeşinin resmini göreceksiniz. Ben geçen Genel Kurul’da da bu durumun uygunsuzluğunu dile getirdim, bunun üzerine Sn.Başkan kardeşinin CV’sini göndereceğini söyledi. CV falan gelmedi tabii ama bu iki senede Mehmet Bey kendi CV’sini baştan yazdı. Galatasaray bugün dönemlerindeki 5. Teknik direktörle çalışıyor, Galatasaray bugün her türlü iddiadan uzakta kalmış, Şampiyonlar Ligi’ne gitme şansı yok denecek kadar az, Türkiye Kupası’na veda etmiş, ezeli rakiplerine karşı oynadığı hemen her müsabakayı kaybetmiş, sezonu bitirmeye bekliyor. Sn.Başkan’ım, hala kardeşinizin CV’sini göndermek niyetinde misiniz bilmiyorum ama kardeşinizin yönettiği Galatasaray Futbol Şubesi bu sene €59mluk transfer yüküne girdi ki 3’te 2 Riva’yı sadece bu işe yatırmış durumdayız. Karşılığında sezonu belki de beşinci bitireceğiz. İşte sayın hazirun, nepotizm böyle bir şeydir. Liyakat yerine eş dost ilişkisiyle belki otel yönetebilirsiniz ama Galatasaray kalibresindeki bir kulübü ancak bu kadar yönetebilirsiniz. Şu harcamalara sadece bir örnek üzerinden değinelim. Serdar Aziz isimli bir oyuncu transfer edildi, müzmin denebilecek derecede ciddi sakatlık problemleriyle uğraşan bu futbolcu için kulübüne €4.5m ödeme yaptık hem de futbol şubesinin bir başka yıldızı Levent Nazifoğlu’nun kefilliğiyle. Oyuncu sakatlandı, kefil uçtu gitti, 4.5m Euro artı oyuncunun alacağı kulübe kaldı. Size bugün bu ve benzeri bir çok kararı ibra edip, etmeyeceğiniz sorulacak, ellerinizi kaldırırken bunlar aklınızda olsun lütfen. Fakat hepimiz biliyoruz ki Galatasaray’da ibrasızlık başarısızlık sebebiyle olmaz, ibrasızlığın asıl nedeni Galatasaray’ın yazılı olmayan kurallarına aykırı haraket etmektir. Bu yanlıştır, doğrudur tartışılır ama böyledir. İki sene önce güvensizliğimin nedenlerini sıralarken ne için bu göreve getirildiği belli olan Demirören TFF’sine verilen desteğin kabul edilemez olduğunu anlatmıştım. Ne yazık ki ahlaki problemler bununla sınırlı kalmadı. Öncelikle birinci sıkıntımız başkanımızın sözüne güvenemez hale gelmiş olmamız. Ekonomik sıkıntı yokturdan batıyoruza, UEFA’dan ceza gelmezden 1 sene ile kurtarmanın yüceliğine, istersek Neymar’ı alirizdan oyunculara verecek paramız olmadığına, her konuda üyelere danışma sözünden üyelerden gizli protokollere imza atmaya, otelin açılış tarihinden stadın kullanım hakkının alınacağı tarihe kadar bitmek tükenmek bilmeyen bir silsilenin sonucu bu güvensizlik. Bu durumu başkanlarının sözüne senet diye bakan Galatasaraylılar nasıl kabul edebilir?

Gelelim Levent Nazifoğlu konusuna. Kağıt üzerinde spor programı olan ama aslında gayet basit bir reality show formatında sürdürülen bir programa her hafta özenle bağlanmak. Bu programda Galatasaray’ın sırlarını ifşa etmek, eski başkanlarına çeşitli imalarda bulunmak, eski bir ikinci başkanı için benim burada tekrarlamaktan haya duyacağım şeyler söylemek, kulübün TFF’den avans aldığından ötürü haksızlıklara karşı sessiz kaldığını açıklamak, Galatasaray’ın hali hazırdaki yöneticileri hakkında atıp tutmak vs. vs. vs. Ve bunlar olurken kulüp başkanının sessizce seyretmesi, müdahalede bulunmaması, Galatasaray etiği bu şekilde çiğnenirken Genel Kurul’dan bir hafta önceye kadar buna engel olunmaması nasıl kabul edilebilir?

İBRA İÇİN YELTENDİĞİZDE O RESMİ GÖZÜNÜZÜN ÖNÜNE GETİRİN
Etik demişken söylemeden edemeyeceğim. “Futbol Zirvesi” adı altında düzenlenen organizasyonda Sn.Başkan kendisinden 3 yaş küçük bir şahsın elini sıkmaya yanına gitti, sonra bu şahısla gayet neşeli şekilde kucaklaştılar, belli ki hasret giderdiler. Bahsettiğim şahsın yönettiği spor kulübünün yetkili her türlü spor mahkemesi tarafından şike yaptığı tescillenmiş olup, kendisi ise henüz bunun sportif cezasını çekmemiştir. Bu şahıs ayrıca başkan olduğu dönemde Galatasaray’a saldırmayı kendisine bir görev edinmiş, defalarca şike yaptığımızı iddia etmiş, ve geride kalan yaklaşık 20 yılda Türk Sporu’nun dibine dinamit koymuştur. Bırakın bu şahsın ayağına gitmeyi, elini sıkmayı, sarmaş dolaş poz vermeyi, normalde bu şahsa selam vermeyi dahi biz Galatasaraylıların midesinin kaldırmaması gerekir. Sn.Başkan bu haraketleri yaparken bizleri temsil yitisini yitirmiştir. Sizlerden son ricam ibra için ellerinizi kaldırmaya yeltendiğinizde o resmi gözlerinizin önüne bir kerecik getirmenizdir.

BENİM YÖNETİMİMİZDEN RİCAM BUGÜN BİR SEÇİM KARARI ALMALARIDIR
Daha söylenecek çok şey var ama zaman kısıtlı. Son olarak şunu söyliyeyim, bu saydıklarımın 10’da 1’i dahi ibrasızlık için yeterli sebeptir ki bir 10 dakika daha konuşsam en az bu kadarını daha sayabilirim. Benim yönetimimizden ricam bizi bu yola itmemeleri ve bugün bir seçim kararı almalarıdır. Sonu zaten istifa olan bu yolu bugün medenice terketmek Galatasaraylılara yakışan haraket olacaktır.

1 yorum:

  1. Yazdıklarınıza Galatasaray aşığı insanların %95 kelimesi kelimesine imza atarken ve desteklerken; kulübümüzün üyelerinin aynı hassasiyetinin olmaması çok büyük bir tezat değil mi. Maalesef kongre üye profili,Galatasaray camiasını yansıtmiyor ( Galatasaraya gönül veren herkes). Bu yüzden de Dursun Özbek gibileri kulübü yönetirken, sizin gibi değerli insanlar da cezalandırılıyor. Bu yapı değişmedikçe kulübün düze çıkması çok zor. Siz doğrunuzdan sapmayın. Çünkü bu doğruların milyonlarca destekçisi var.

    YanıtlaSil

Okumuş olduğunuz başlık hakkındaki yorumunuzu bırakmak için lütfen aşağıda bulunan alana görüşlerinizi belirtiniz. Unutmayınız ki; yorumlarınız blog ekibinin onayı doğrultusunda görüntülenecektir. Hakaret ve küfür içeren yorumlar onaylanmayacaktır.

Blogger tarafından desteklenmektedir.