Ergin Ataman: Burada kalıp kalmayacağımı ben de bilmiyorum!

Galatasaray Odeabank  Başantrenörü Ergin Ataman, 2015-2016 EuroCup zaferinin ilk yıl dönümünde GSTV’ye konuk oldu. GSTV Genel Yayın Yönetmeni Can Erbesler’in “Basketbol Özel” programında soruları yanıtlayan Ergin Ataman, transferlerden, Galatasaray'daki geleceğine kadar birçok konuda önemli açıklamalarda bulundu. Ergin Ataman'ın açıklamaları şu şekilde..

ERKEK BASKETBOL TARİHİ'NDE KAZANILAN EN BÜYÜK KUPA ŞU ANDA BURADA
Çok güzel günlerdi, çok güzel bir anı... Çok büyük emekler sarf edilerek kazanılmış bir kupa. Kupayı kazanmak için 23 maç oynanılmış; bu kupada Avrupa’nın belki en büyük takımları yok ama oradan elenen takımların da geldiği Maccabi Tel Aviv, UNICS Kazan, Emporio Armani, Bayern Münih, Strasbourg gibi önemli takımların olduğunu unutmamak lazım. Kupa kazanmak zor iştir. Bazıları bu kupayı küçümsüyor ‘en büyük kupa değil’ diye… Bana göre bu başarıyı küçümsemeniz için ya en büyük kupayı kazanmalısınız ya da bu kupayı birkaç defa almanız gerekir. Türk Erkek Basketbol Tarihi’nde kazanılan en büyük kupa şu anda burada. Her zaman onurunu ve gurunu yaşıyoruz. ‘Bu bize yeter’ diye de hiçbir zaman düşünmüyoruz. Galatasaray’daysanız ve isminiz Ergin Ataman ise bununla yetinemezsiniz. Tarih bugünü her 27 Nisan’da yaşayacak. Ekibimle, oyuncularımla, emeği olan herkesle, her zaman destek veren yönetimle ve taraftarlarla gurur duyuyorum. 

Geçen sezon başında Başkanımız Dursun Özbek ile EuroCup sezonu öncesinde toplantı yaparak bütçe belirleyip o bütçeyle EuroCup’ı kazanmak için mutabık kaldık. Kurduğumuz takımın oynadığı ilk maçlardan itibaren takım birlikteliğini görebiliyorsunuz koç olarak. Sezonda 4-5 maç geçtikten sonra iddialı bir şekilde ‘EuroCup’ı kazanıp otomatik olarak EuroLeague’e gideceğiz. Bakalım onu nasıl engelleyeceksiniz’ şeklinde demeç vermiştim. Her şey ne mutlu ki yolunda gitti; çok güzel bir sinerji yakaladık. Taraftarla, yönetimle herkes bir bütün oldu ve sonunda da bu başarı geldi. Burada önemli olan yapabileceğimize inanacağınız bir bütçe kurmak ve iyi takım oluşturmak. Biz de bunu başardığımız için çok mutluyuz.

EuroCup’ın formatında her geçen turda maçlar zorlaşıyor, rakipler Bizim ilk etapta gruplarda rakibimiz olan AEK grupta en çekindiğimiz takımdı. Nizhny Novgorod gibi, Neptunas gibi takımlar da bizim için sınamaydı. Grup maçları sürerken biz kupayı kazanacağımızın sinyalini verdik. Biz grup birincisi olarak ikinci tura çıktığımız için daha avantajlı bir giriş yaptık ilerleyen turlara. Dinamo Sassari, Zaragoza, Szolnoki Olaj gibi takımlar varken iyi basketbol oynayarak bu grubu da birinci bitirdik. Bu da bize ciddi anlamda eleme turlarında avantaj getirdi.
zorlaşıyor.

MCCOLLUM SEZON BAŞINDA OLSAYDI EN AZ 5-6 GALİBİYET DAHA ALABİLİRDİK
Biz bir Türk takımıyız. Özellikle iki tane Türk oyuncunun bu başarıda çok büyük katkısı oldu. Bir tanesi yaptığı savunmayla, kritik anlarda verdiği enerjiyle Göksenin Köksal; onun dışında Sinan Güler’e ayrı bir parantez açmak lazım. Gençlerimizin, çocuklarımızın, sporumuzun idol olarak göreceği bir oyuncu. Bana göre Sinan Güler, 2016 yılındaki performansıyla sadece takım kaptanlığı değil, sahada vermiş olduğu emekle bana göre tartışmasız halk oylamasıyla seçilmese dahi uzak ara yılın sporcusudur. Ona ciddi anlamda bir parantez açmak istiyorum. Vladimir Micov da geldiği günden beri basketbol tecrübesini her zaman sahaya yansıttı. Geçtiğimiz sezon da çok iyi oynadı; zaman zaman üç numara, zaman zaman da dört numara oynamak zorunda kaldı. Micov çok iyi bir profesyonel. O da Galatasaray Basketbol tarihi içerisinde yer alan önemli oyunculardan bir tanesi.

Errick McCollum’la sezon başında da devam etmek istiyorduk. Bu sezon oyun kurucu transferinde yaptığımız hata olmasına karşın sezonda 11 galibiyet aldık. Errick McCollum sezon başında olsaydı en az 5-6 galibiyet daha alabilirdik ama bu profesyonel bir yaşantı. Sezon başında oyuncunun sözleşmesi bitmişti ve Çin’den çok büyük bir teklif almıştı. Sonrasında anlaşarak oraya gitti. Oradaki sezonu da bitince sezonun son üç ayında onu transfer ettik. Önümüzdeki sezon kalır mı kalmaz mı açıkçası şu anda bir şey söyleyecek durumda değilim, yönetimimiz karar verecek.

Stephane Lasme’nin geçen sezonki şampiyonlukta inanılmaz emekleri vardı; sinerjisi, enerjisi, dik duruşu çok özeldi. Maalesef ki profesyonelliğin dışına çıkıp keyif verici madde kullandı. Bu yüzden de ceza aldı. Lasme’nin önümüzdeki sezon nerede oynayacağını söylemek çok zor. Lasme önemli bir oyuncu. Efes’ten onu transfer ederken çok ciddi bir çaba sarf etmiştik. Önümüzdeki sezonda ne olacağını söylemem çok zor. Galatasaray’ın önümüzdeki sezon erkek basketbolda planlaması henüz yapılmadı. Blake Schilb de asistleriyle hücum düzenlerimizde bize çok ciddi katkı veriyor. Savunmada bazı zaafları var ama bana göre geçtiğimiz sezonki başarıda çok ciddi katkıları oldu.

BU SEZON HÜSRAN YAŞADIĞIMIZI DÜŞÜNMÜYORUM
Galatasaray taraftarı hangi kulvarda olursa olsun takımını şampiyon görmek ister ama ben bu sene hüsran yaşadığımızı düşünmüyorum. Kadro belli, yapılan yatırım belli. Bir yıllık aradan sonra EuroCup’tan gelince Olympiakos, Panathinaikos, Fenerbahçe, Barcelona, Real Madrid, CSKA Moskova, Baskonia gibi takımların olduğu bir ligdesin. Bir takım sıkıntılarla sezona 0-5 başlamışız ama ondan sonra toparlanıp 11 galibiyet almışız. Altımızda da çok önemli takımları geride bırakmak bence hüsran değil ama başarı da değil. Başarı Final Four’a kalmaktır, final oynamaktır. 


PSİKOLOJİK OLARAK EN ZOR SERİ GRAN CANARİA SERİSİYDİ

Eleme turlarında çeyrek finalde oynadığımız rakibimiz olan Pınar Karşıyaka geçtiğimiz sezonun lig şampiyonuydu. Özellikle Karşıyaka deplasmanı çok kritik maçtı bizim için. Oyunu kontrol edip telafi edebileceğimiz bir skorla İstanbul’a dönmeliydik ve oyun disiplininden hiç kopmadan 3 sayıyla kaybettik ilk maçı. İkinci maçta ise ilk devre müthiş başladık oyuna. Çok net bir galibiyetle de Pınar Karşıyaka’yı eledik. Kupanın en büyük adaylarından biri olduğumuzu o seride gösterdik.  

Eleme turlarında Pınar Karşıyaka, Bayern Münih, Gran Canaria ile oynadığımız turlarda en iyi kadro Bayern Münih’teydi. Başlarında da Pesic gibi çok kurt bir hoca vardı. Almanya’daki maçta çok ciddi zorlanarak 10 sayıyla kaybettik. Orada maç sonu basın toplantısında Alman gazeteciler galibiyetin coşkusunu yaşıyorlardı, ben de onlara, ‘Coşkunuzu anlıyorum ama bu coşku burada kalacak. Bu turu biz geçeceğiz’ dedim. Bunu taraftara ve oyuncularımıza inandırdık. İkinci maç da hep bıçak sırtında geçti ama turu almasını bildik. Psikolojik olarak ise en zorlandığımız seri yarı finalde Gran Canaria serisiydi. Maçtan bir hafta önce ‘Hedefimiz 20 sayı’ diye sosyal medyada paylaşım yaptığımda herkes ‘Neden 20 sayı’ diye sordu. Gran Canaria inanılmaz dış şut isabeti yakalayan ve hızlı basketbol oynayan bir takımdı. İlk maçta hedefimiz olan 20 sayıyı da zaman zaman yakaladık ama maç 14 sayıyla bitti. Gran Canaria, 14 sayıyla kaybettikten sonra da bütün enerjiyle bizi elemek için mücadele etti. Maçta en önemli yerde de 2 sayıyla öne geçti. Orada molayı alıp Micov’a son topu bıraktık. O da basketi yaparak maçı uzattı. Uzatmalar korku filmi gibiydi. İki takım da basket atamadı. Micov son savunma anında o anı hissedip bloğu yaptı ve final geldi.


DARBE DÖNEMİNDEN DOLAYI BİRÇOK OYUN KURUCUYLA ANLAŞAMADIK

Yaz döneminde özellikle Türkiye’de talihsiz darbe döneminden dolayı birçok önemli oyun kurucuyla anlaşamadık. Darius Adams’a imza attırmak üzereydik ama darbe gecesinde vazgeçti. Sonra Mike James’in üzerine gittik ama Türkiye’deki belirsiz ortamda tercihini Panathinaikos ile kullandı. Ondan sonra Mike Green İle konuştuk ana o da aynı sebepten dolayı Olympiakos’a gitti. Avrupa’da sadece 5-6 tane iyi oyun kurucu var. Ağustos ortalarına gelindiğinde bir kumar oynadık. Russ Smith de önemli oyuncuydu ama burada kendi oyununu yansıtamadı. Justin Dentmon ise kaliteli bir oyuncuydu ama tam bir oyun kurucu olmadığı için sıkıntı çektik. Sinan Güler de yine birçok maçta 35 dakikanın üzerinde oynadı ve öyle olmasa 11 galibiyet değil, 3 galibiyette kalırdık.

GALATASARAY'DAKİ GELECEĞİMLE İLGİLİ KARARI DURSUN ÖZBEK VERECEK
Gelecek yıl ne olup ne biteceğini bilmiyorum. Biliyorsunuz oğlum çok fanatik bir Galatasaraylı. Oğlum Sarp bile bana ‘Gelecek yıl Galatasaray’dan ayrılacak mısın’ diye soruyor. Bu tamamen yönetimin tasarrufunda olan bir konu. Ben iyi bir Galatasaraylıyım. Biz ailecek Galatasaraylıyız ama bu benim işim. Türkiye’de şu anda beş yıl aynı takımda istikrarlı bir şekilde çalışan başka koç yok. Beşinci yılımın sonuna geliyoruz. Geleceğim; Başkan Dursun Özbek ve yönetimimizin tasarrufunda olan bir şey. Dünkü katıldığım bir panelde ‘Türkiye’de başka bir takıma gidecek misiniz?’ diye soruldu ama ben beş yılda yaptığımız işleri devam ettirme şansımız olduğu sürece kazandığımın iki misli de verilse başka takıma gitmem. Ben her zaman için buradayım ama kafalarda soru işareti varsa; camiada, yönetimde, taraftarla ilgili soru işareti, bir sıkıntı varsa ileriye dönük burada olmamın bir manası yok.

Ben aynı zamanda Galatasaray Genel Kurul Üyesi’yim. Beni yaralayan bir şey var; sürekli olarak basketbolda harcanan paralar konuşuluyor. Türkiye’deki ezeli rakiplerimizin harcadığı paralar belli. EuroLeague’de oynuyorsunuz ve Avrupa’nın en büyük 12 takımından bir tanesi olmuşuz. Galatasaray ile Türkiye şampiyonu olmuşuz, iki defa ligde yarı final oynamışız, bir kere final oynamışız, EuroCup’ı kazanmışız; bütün bunlar için de bir yatırım gerektiriyor. Sürekli olarak basketbolda harcanan paraların konuşulması beni manevi anlamda üzüyor. Neticede ben takımın hocasıyım, sonuca gitmek için çalışıyorum. Galatasaray camiasının da basketbola kaynak üretmesi gerekiyor. Rakiplerimiz bizden 3-4 kat fazla bütçelerle mücadele ederken bizim de aynı yapıda olmamız gerekiyor. Sadece maddi olarak değil, düşünce olarak da öyle olmamız gerekiyor. Düşünce olarak geri adım atacak olan bir yapı içerişinde olmak istemem ama ben açıkçası Başkanımızın da geri adım atacağını düşünmüyorum. Öyle olmasa 15 bin kişilik salon yaptırmaz ve Avrupa’da alt kupalarda oynarsınız. Böyle olmadığını zaten görüyoruz. Şunu da söyleyebilirler; sporda hiçbir zaman dün yoktur, bugün vardır da diyebilirler. Benim Türk Basketbolu’nda yaptıklarım ortada.

Son zamanlarda sıkıntı duyduğum kadar da büyük Galatasaray camiasının bana çok büyük bir desteği var. Sosyal medyada görüyorum, sokakta görüyorum. Çeşitli sebeplerle memnun olmayan bir grup da var ama bana destek veren o kadar da büyük bir kesim var. Galatasaray benimle devam etmek istediği sürece başka hiçbir kulüpte hiçbir şekilde çalışmam. Galatasaray’daki geleceğimle ilgili bu kararı Sayın Başkanımız Dursun Özbek verecek.

KÜFÜR VE HAKARET OLURSA BEN O KİŞİLERİN KARŞISINDAYIM
Benim bir grup taraftarla hiçbir sorunum yok. Benim sorunum; saygısızca tavırlar içerisinde olan, bunu hakaret ve küfre getiren kişilerle. Benim herkese saygım var. Benden, oyunculardan memnun olmamaları insanların en doğal hakkıdır. Bazı sebepler yüzünden küfür ve hakaret olursa ben o kişilerin karşısındayım. Benim hiç kimseyle hiçbir sürtüşmem yok. Kazanmak ve kaybetmek sporun doğasında var. Protestosunu saygı çerçevesinde yapan herkese saygım var ancak küfür ve hakaret gösteren herkese karşı ben duruşum bu. 51 yaşındayım, bu yaştan sonra da değişmem.

KIRAN KIRANA BİR PLAY-OFF BİZİ BEKLİYOR
Ege Arar’ın çift lisansla Pertevniyal’de oynaması tamamen teknik ekibimizin kararı olan bir tercihti. Biz Pertevniyal’e gittik. Ege sezon başında bizimle birlikte antrenmanlara çıktı. İkinci Lig de çok çekişmeli geçiyor. Orada da iyi oynayarak bu performansını antrenmanlarda da gösterdi ve biz de ona süre vermeye başladık. Ege; Türk Basketbolu’nda eksikliği olan, çabuk devrilebilen, ayakları hızlı bir uzun. Bizde de çok ciddi bir rol alıyor. Tibor Pleiss’a da şu anda tedavi uygulanıyor. Doktorların bana verdiği rapor Pleiss’ın iki hafta sonra idmanlara başlayacak olması yönünde. Bakıldığı zaman play-off sıralamasında daha yukarılarda da bitirebilirdik ama yoğun maratonda, yorgunluk sebebiyle birkaç tane istemeyeceğimiz ekstra mağlubiyet aldık. Ondan sonra da altıncılığı kaybetmemeye çalıştık. Kalan üç maçta da iyi basketbol oynayıp hazır bir şekilde play-off’lara girmek istiyoruz. Şu anda rakibimizi bekliyoruz. Saha dezavantajıyla başlayacağız ama ligin ikinci yarısındaki basketbolumuz bana ümit veriyor. Evet, rakiplerimiz çok güçlü ama biz de o klasmana girdik. Kıran kırana bir play-off bizi bekliyor.

MİLLİ TAKIMI BIRAKARAK GALATASARAY’DA KALDIM
Milli takım hocalığına geçmem açıklandıktan iki ay sonra Fenerbahçe Başkanı Sayın Aziz Yıldırım basın toplantısında ‘Biz Ergin Hoca’yı milli takımda yaşatmayacağız’ dedi. Hafızalarda unutuyoruz ama Fenerbahçe başkanı böyle diyor. Maalesef milli takım süreci içerisinde sürekli spekülasyonlar yaratıldı. Buna rağmen üç yıllık kariyerimde Dünya Şampiyonası’nda ilk sekize kaldık, Avrupa Şampiyonası’nda Frana’yla eşleşip elendik, Olimpiyat elemesinde ise gelemeyen oyuncularımız sebebiyle Fransa’yı geçemedik. Bu üç yılda 12 dev adam ruhunu yeniden gösterip bir jenerasyon geçişinde antrenörlük yaptım. Geçmiş sezonlarda çok ciddi bir jenerasyon vardı; adeta bir all-star kadrosu gibiydi. Benim dönemimde ise daha çok genç oyuncular, kariyerinin son dönemlerini yaşayan oyuncular vardı. O dönemde de TBF Başkanı Harun Erdenay bu spekülasyonlardan çok sıkıldı ve ‘Milli Takım koçu sadece milli takımı çalıştıracak’ dedi. Hidayet Türkoğlu ve Harun Erdenay, ikisi birlikte benimle toplantı yaparak Galatasaray’ı bırakarak dört yıl boyunca milli takımı çalıştırmamı istediler ancak ben de bunun mümkün olmayacağını, böyle anlamlı bir dönemde bunu kabul edemeyeceğimi söyledim ve milli takımı bırakmak zorunda kaldım ama sonrasında bu karar koç olarak ben olmadığım için unutuldu. Bunlar çok üzüntü verici durumlar. Ben de yeniden bir kaos yaratmak istemeyerek geçtiğimiz aylarda bir takım büyüklerime de danışarak, tavsiyelerini dikkate alarak işin içinde milli takım olduğu gerekçesiyle basın toplantısını iptal ettim ve yaşananları içimde saklama kararı aldım. Şu anda da takımın başında Ufuk Sarıca var. Çok da sevdiğim, üç yıl boyunca bana yardımcılık yapan bir koç. Şu anda play-off’ta en büyük rakibimiz Beşiktaş ama Galatasaray Külübü koçu hiçbir zaman spekülasyonlara girmeyecektir. Keşke Obradovic kabul etseydi de Milli Takım hocası olsaydı. Biz Galatasaray olarak her zaman oyuncularımızı milli takıma göndereceğiz ve onlara da orada başarılı olması için her türlü teknik dersi ve morali vereceğiz. Bu, Galatasaray camiasının bir geleneğidir.

Muhteşem bir salon yapan, beş yıldır ciddi sponsor yatırımları yapan ve camiayı arkasına alan maddi manevi sürekli olarak basketbol takımını yukarıya çeken bir anlayış var Fenerbahçe’de. Avrupa’nın da en kariyerli koçunu getirdiler dört sezon önce. Üç sezon üst üste Final Four oynayan bir Fenerbahçe var. Bunu başarmak kolay değildir. Ben de kariyerimde iki kez Final Four oynadım. Bunu istikrarlı bir şekilde yapmak; yönetimle, sponsorla, camiayla, taraftarla, salonla, oyuncuyla başarmalarını takdir ediyorum. Fenerbahçe’nin bakış açısını açıkçası kıskanıyorum. Ben aynı zamanda bir Galatasaray taraftarıyım. Futbolda Fenerbahçe ile en üst düzeyde rekabet edebiliyorsak, Türk Futbolu’nda Avrupa’da kupa kazanan tek takım Galatasaray ise basketbolda da bunu yapmak durumundasınız. Geçen sene bize EuroCup finali için 100 bin bilet talebi geldi. Bu gerçeği yok sayamazsınız. Özellikle Başkan Dursun Özbek ve Yönetimi’nin 15 bin kişilik salon projesinin olduğunu bildiğim için de hiçbir başkanın, hiçbir yönetimin Galatasaray’da basketbolu göz ardı edeceğini düşünmüyorum. Camia ve taraftar bu sporu seviyor.

Efes ve Daçka’ya Final Four yolunda başarılar diliyorum. İşleri hiç kolay değil. Özellikle son yıllarda Türk sporunda basketbolda ve voleybolda kazanılan başarıların Türk sporseverleri mutlu edeceğini düşünüyorum. Ciddi bir gurur kaynağı bu bizim için.

TARAFTARLARIMIZA BÜYÜK TEŞEKKÜR EDİYORUM
Ünal Aysal’ın, özellikle Duygun Yarsuvat’ın iki sene önce kritik dönemde Sırbistan’a benimle birlikte oraya gelip yanımda olmasını unutamam. Galatasaray’ın zor döneminde başkan olan Dursun Özbek ve yönetimine bana verdikleri destek için teşekkür ediyorum. Diğer bir teşekkürü de Galatasaray taraftarına ediyorum. Salona gelemese bile ekran başında heyecanını bizimle paylaşan; iyi günde, kötü günde, her koşulda desteklerini esirgemeyen taraftarlarımıza büyük teşekkür ediyorum. İnşallah EuroCup, Galatasaray Basketbolu’nda tek kupa olarak kalmaz ve önümüzdeki yıllarda da bu başarıların devamı gelir…

Hiç yorum yok

Okumuş olduğunuz başlık hakkındaki yorumunuzu bırakmak için lütfen aşağıda bulunan alana görüşlerinizi belirtiniz. Unutmayınız ki; yorumlarınız blog ekibinin onayı doğrultusunda görüntülenecektir. Hakaret ve küfür içeren yorumlar onaylanmayacaktır.

Blogger tarafından desteklenmektedir.