Eurocup, Özel: Tarih inananları yazar..

26 Nisan 2016, Çarşamba. Galatasaray basketbolunu yakından takip edenler için hiç kuşkusuz tarihin en özel günleri arasında yerini alacak ancak sadece Galatasaraylı basketbolseverlerin değil Türk basketbolunun da en önemli kilometre taşlarından birisi olarak tarihte yer alacak. Galatasaray Spor Kulünü'nün en önemli parçalarından birisi olan Galatasaray Odeabank erkek basketbol takımı tarihinin en büyük şeref madalyasını bu topraklara getirdiğinde yüreği sarı ve kırmızının başarısı için çarpan onbinlerce gözü yaşlı insan olacaktı.

İLK MAÇ: DÖRT SAYILIK DEZAVANTAJ..
Eurocup'ta final serileri bilindiği üzere çift maç üzerinden oynanıyor ve iki maç sonunda üstünlük kuran taraf şampiyonluk kupasını havaya kaldırıyordu. Final serisinde Strasbourg IG ile karşılaşan Galatasaray Odeabank final serisinin ilk maçında Rhune Sports Arena'da sahaya çıktı. 6bin civarındaki Fransız taraftarın önünde oldukça tedirgin bir oyun ortaya koyan Ergin Ataman'ın öğrencileri, ilk yarısını 23-24 önde tamamladığı karşılaşmadan 66-62 mağlup ayrıldı. Maçın genelinde konuşmak gerekirse; sezonun en kısır hücum performanslarından birisine imza atan Galatasaray Odeabank oyun içerisinde farkı 8 sayıya kadar çıkartmasına karşın sahadan 4 sayılık mağlubiyetle ayrılarak, finalin ilk ayağında avantajı rakibine kaptırsa da yeryüzünde hayat bulan cehennem Abdi İpekçi Arena'daki ikinci maç için pek bir şey kaybetmiş sayılmazdı. 

CEHENNEME HOŞGELDİNİZ: THIS IS IPEKCI!
12bin kişilik kapasitesinin çok ama çok üzerinde bir seyirci kitlesiyle (ki kulübe yakın kaynaklar yaklaşık 19bin kişi olduğunu belirtiyordu) Eurocup'ta tarihi geceye hazırlanan Galatasaray camiası, rakibine adeta "cehenneme hoşgeldin" mesajı veriyordu. Karşılaşmanın biletleri satışa çıktığı dakikalar içerisinde tükenmiş, kombineler haricinde satışa çıkan 4bin bilet için Biletix sisteminde yaklaşık 60bin kişi canlı olarak biletleri takip eder bir hale bürünmüştü. Bir kez daha Avrupa'nın en ateşli taraftarlarından birisi olduğunu hatırlattı herkese Abdi İpekçi Orkestrası, saatler öncesinden kapalı gişeydi. Salon tıkabasaydı! Üçüncü çeyrekte her geçen saniye daha da yükselen "Teker teker geçiyoruz turları" tezahüratı, fark tek haneye düştüğünde son çeyrekte rakip takımın en önemli hücumunda kulakları sağır eden bir gürültü, maçın başındaki 18-5'lik seride rakibe hoşgeldin diyen tribün.. Düğün yeri gibiydi İpekçi, sezonun en güzelinden.

BAŞLIYORUZ: KALDIRDI VE GÖNDERDİ!
Sinan Güler, Göksenin Köksal, Blake Schilb, Vlado Micov ve Stephane Lasme beşiyle tarihi geceye başlayan Galatasaray Odeabank taraftarının müthiş desteğiyle karşılaşmaya inanılmaz bir momentum ile oyuna başladı. Fofana'nın hava atışını çelmesi sonrasında ilk hücum Strasbourg IG'nin olurken kulakları sağır eden bir gürültü Abdi İpekçi Arena'yı inletiyordu. Beaubois'ın içeriye drive ettiği pozisyonda Lasme bloğu vururken, Fofana'nın elinde kalan top sonrasında 24 saniyelik hücum süresinin bittiğini ilan eden siren çalacaktı. Maçın ilk hücumunda 24 saniyenin bitimine 1 saniye kala Vlado Micov'un üçlüğüyle skor bulan Galatasaray, savunmada rakibine 22 saniye boyunca potayı göstermedi ve Beaubois'a bir kez daha tokadı yapıştıran isim Lasme oldu. Devam eden sekansta 2.5 dakika içerisinde Blake Schilb ve Sinan Güler'in üçlüğü, Vlado Micov'un basketleriyle Vincent Collet'e molayı aldıran Galatasaray yaklaşık 3 dakikalık bölümü de 11-2 önde geçecekti. İlk beş dakika ise 18-5 gibi farklı bir skorla geçilirken, çeyrek sonunda 27-16'lık üstünlükle kenara geliyorduk. 

DEVRE: KORKU VE GERİLİMLİ DAKİKALAR..
Sinan Güler, Errick McCollum, Blake Schilb, Vlado Micov ve Chuck Davis beşiyle ikinci çeyreğe başlayan Galatasaray Odeabank şampiyonluk için en az 5 sayılık avantaja ihtiyaç duyduğu karşılaşmada rakibi karşısında üstünlüğünü hiç bırakmadı. Chuck Davis'in önderliğinde rakip potada sayı üretmeye başlayan takımımız, boyalı alanda Stephane Lasme'nin etkinliğini arttırmasıyla birlikte farkı sürekli 11-13 sayı bandında tutmaya devam etti ve devrenin bitimine 5 dakika kala Vincent Collet molasına başvururken skor 37-24 takımımızın lehineydi. Strasbourg savunmasını sertleştirdiği dakikalarda fast-break hücumlarından basket bularak farkı 3 sayıya kadar indirirken, hücumda kısalarından istediği katkıyı alamayan takımımız son bölüme doğru toparlanarak devreyi 43-35 önde tamamladı.

ÜÇÜNCÜ ÇEYREK: ADIM GÖKSENİN, MEKANIN SAHİBİYİM..
Maçın başında fırtına gibi başladığı beş olan Sinan Güler, Göksenin Köksal, Blake Schilb, Vlado Micov ve Stephane Lasme beşiyle üçüncü çeyreğe başlayan takımımız Göksenin Köksal'ın köşedeki üçlüğüyle farkı yeniden çift hanelere çekti. Collins'ın hücumda top kaybının ardından Schilb hızlı hücumda topu Göksenin'e aktaramasa da, bir sonraki hücumda bu sefer ters köşeden üçlüğü gönderen isim bir kez daha Göksenin Köksal olacaktı, 51-37. Campbell'ın üstüste bulduğu skorlarla her ne kadar fark 6'ya inmiş olsa da, savunmada agresifliğini arttıran Göksenin'e hücumda Schilb ve Micov eklenince fark yeniden çift hanelere çıktı. Ancak final oynuyorsunuz ve maçı kopartıp gitmeniz o kadar kolay olmuyor. Strasbourg oyuna geri döndü ve maçın final periyotuna Galatasaray Odeabank'ın 61-54 üstünlüğü ile girildi.
SON ÇEYREK: ERRICK "MVP" MCCOLLUM İŞ BAŞINDA..
Final periyoduna 7 sayılık averajla giren Galatasaray Odeabank'ın rakibi karşısında en fazla -2 sayılık bir diferansiyele ihtiyacı vardı. Fransız ekibi ne atarsa, Ataman'ın öğrencileri onun 2 eksiğini atarsa Avrupa'nın iki numaralı kupasının yeni adresi Galatasaray müzesi olacaktı. Final periyodunun ilk hücumunda potasını savunan Galatasaray Odeabank orta mesafede Lacombe'un şutuna engel olamadı ve son çeyrek adeta 61-56'lık skorla başladı ama maçın bu dakikasına kadar kendisini saklayan, unutulan bir isim vardı; Eurocup'ta normal sezonun en değerli oyuncusu, Errick McCollum.. 1.5 dakikaya tepeden bir üçlük, orta mesafeden bir el üstü ve bir blok sığdıran "Küçük Lasme" farkı yeniden 10 sayıya çekiyordu. Aynı dakikalarda tribünden her geçen saniye daha da yükselen ses, bir haykırışa dönüşüyor ve tarihi zaferin habercisi oluyordu; Teker teker geçiyoruz turları, Avrupa'da alacağız kupayı! Devam eden sekansta heyecan her saniye artarken karşılıklı top kayıplarıyla geçiren bölümün ardından Murat Kosova'nın anlatım sırasında "Kapadım gözlerimi" dediğinde Errick McCollum sol köşeden üçlüğü göndererek bitime 4:20 dakika kala farkı 13'e çekecekti. Maçın bitimine 2:30 dakika kala fark yeniden 6 sayıya inmiş (73-67) ve tarihi zafer için Galatasaray'ın sadece +2 sayılık averajı bulunuyordu. Maçın son 45 saniyesine aynı skorla girilirken, savunma ribaundunu alan ve rakibine faul yaptıran, çizgiden de 2/2 atarak dönen isim aynıydı; MVP. Amerikalı oyuncu farkı 8 sayıya çekerken finalin finalinde 16.sayısına ulaşıyordu. Dupont'un tepeden üçlüğünde isabet olmazken savunma ribaundunu alan ve rakibine faul aldıran Sinan Güler önce çizgiden 1/2 attı, ardından bitime 15 saniye kala topu çalıp attığı turnikeyle Abdi İpekçi Arena'da binleri; televizyon başındaki onbinlerce insan sevinçten haykırıyordu: BİTİR BU İŞİ OĞLUM!

EVDE, SOKAKTA, İPEKÇİ'DE: ŞAMPİYON GALATASARAY!
Başlık bize değil, Strasbourg IG maçı canlı yayında anlatan Murat Kosova'ya ait. Sinan Güler'in maçın bitimine son 15 saniye kala Collins'ten kazandığı top sonrasında turnikeye giderken şampiyonluk için haykıran Murat Kosova, maçın bitiş düdüğüyle birlikte milyonlarca kelime arasında en güzellerini bir araya getirmişti belki de.. Öyle bir duyguydu ki bu; aslen Amerikalı olan Çek Cumhuriyeti vatandaşı ile Gabon doğumlu bir başka insan Antep yöresine ait olan "Çiftetelli çalıyor, kalkın oynayalım." sözleriyle karşılıklı göbek atıyordu. Sürrealizm nasıl bu topraklardan çıkmaz, inanılır gibi değildi. Kulüp tarihinde 2 kez küme düşmenin eşiğinden dönen Galatasaray Odeabank tarihinde ilk kez Avrupa şampiyonu oluyor, Türk basketbolu adına tarihin en büyük başarısına imza atıyordu. 5 sene önce ligin son maçını kazanarak ligde kalan Yenilmez Armada kelimenin tam anlamıyla el emeği - göz nuru diyeceğimiz şekilde Avrupa'nın 2 numaralı kupasında şampiyonluk kupasını kaldırıyordu. Kimilerine göre bu takım bizim evin çocuklarıydı. Bizden biriydi.. Sahi öyle olmasaydı, maç sonu Lasme çiftetelli oynar mıydı? Dünyanın en somurtkan insanı Micov maçtan sonra kahkahalarla poz verir miydi? Aidiyet duygusu olmasaydı, kardeşini kaybettiği gün kimseye haber vermeden sahaya çıkıp oynar mıydı Schilb?

Bu başarı tekrarlanır mı yoksa bir üst kupa olan Euroleague'de şampiyonluk yaşanır mı bilinmez. Bilinen tek bir şey var, 2016 Eurocup şampiyonu Galatasaray. Yıl dönümünde tarihi geceyi, aynı duygularla hatırlamak istedik. Hepsi bu. Emeği geçenlere sonsuz teşekkürler.. İyi ki varsınız. İyi ki tanımışız sizi!

Hiç yorum yok

Okumuş olduğunuz başlık hakkındaki yorumunuzu bırakmak için lütfen aşağıda bulunan alana görüşlerinizi belirtiniz. Unutmayınız ki; yorumlarınız blog ekibinin onayı doğrultusunda görüntülenecektir. Hakaret ve küfür içeren yorumlar onaylanmayacaktır.

Blogger tarafından desteklenmektedir.