Euroleague Panorama: Part I

Yenilenen konseptiyle ilk defa oynanan ve sıkıştırılmış takvimde daha çok maçın yapıldığı Turkish Airlines Euroleague normal sezonu sona erdi. 4 takımla mücadele ettiğimiz, Galatasaray Odeabank'ın ne yazık ki beklenen performansı sergileyemediği sezonda diğer 3 takımımız ise ilk sekiz sırada yer alarak Play-Off aşamasına geçmeye hak kazandı. Biz de FCN Blog ekibi olarak Euroleague normal sezonuna tepeden bir bakış attık ve sezonun panoramasını çıkarttık..

Panoramanın ilk kısmında sezonun takım performanslarını değerlendirip en iyi beş ve en iyi ikinci beşe yer vereceğiz. Serinin devamında ise sezonun koç ve oyuncu performansları yer alacak.


EN İYİ TAKIM: REAL MADRID
2015-16 sezonunun şampiyonu Real Madrid, geçtiğimiz sezon yaşattığı hayal kırıklığını ortadan kaldırma amacıyla girdiği sezonda şu ana kadar hedefine ulaşmış gibi gözüküyor. Sergio Llull'un önderliğinde özellikle sezonun ikinci yarısını harika geçiren ve 15 maçta 13 galibiyet alan İspanyol ekibi, oynadığı tempolu basketbolla da tüm basketbol seyircisinin beğenisini kazanmış durumda. Normal sezonu CSKA Moskova'nın önünde lider olarak tamamlayan ve Darüşşafaka Doğuş ile F-4'e kalma mücadelesi verecek olan Madrid ekibi, şüphesiz şampiyonluğun da en büyük adaylarından birisi.


EN KÖTÜ TAKIM: EMPORIO MILANO
Bütçe nasıl kötü kullanılır ve A lisans hakkı nasıl çarçur edilir adlı bir yarışma olsa, İtalyan ekibi Emporio Milano şüphesiz birinciliği kimselere bırakmaz. Önemli oyuncuları kadrosunda barındırsa bile Euroleague'in belki de en yetersiz koçlarından biri olan Jasmin Repesa önderliğinde takım olma görüntüsünden çok uzak kalan İtalyanlar, Euroleague normal sezonunu da aldığı 8 galibiyet ile sahada oynadığı oyuna eşdeğer bir biçimde son sırada tamamladı. Ne diyelim, görünen köy kılavuz istemez...

Burada plase olarak Unics Kazan ve Maccabi Tel-Aviv'i yazabiliriz. Nispeten dar kadrosuyla Euroleague'de mücadele eden ve sezon içinde mali sıkıntılar da yaşayan Kazan, oyun olarak Euroleague'in en zayıf takımlarından biri görüntüsü verdi. Öte yandan bu ödülün diğer plasesi Maccabi Tel-Aviv'e için ise yazacak kelime bulmakta zorlanıyorum. Sezona iddialı bir takım kurmak isteyerek başlayan ancak karman çorman bir kadro kuran, sezon içinde 3 farklı koçla çalışan İsrail temsilcisi, kendi hedefleriyle zıt bir biçimde sezonun en kötü takım performanslarından birini sergiledi.


SEZONUN HAYAL KIRIKLIĞI(TAKIM): BARCELONA LASSA
Xavi Pascual yerine Yunan koç Georgios Bartzokas'ı göreve getirerek sezona başlayan ve kadrosuna ciddi eklemeler yaparak F-4 hedefi koyan Katalan ekibi, adeta kabus gibi bir sezon geçirdi ve 2004-05 sezonundan beri ilk kez Play-Off yapamadı. Daha sezon başında Fin yıldızı Koponen'in talihsiz trafik kazası ile evrenden işlerin yolunda gitmeyeceği mesajını alan Katalanlar, sezon boyunca neredeyse hiçbir maça tam kadro çıkamadı. Sezon içerisinde yaptığı eklemelerden de istediği katkıyı alamayan Bartzokas yönetimindeki Barcelona Lassa sezonun hayal kırıklığı olurken, kesinlikle unutmak isteyecekleri bir sezonu geride bıraktı. 

Bu ödülün plasesi ise Brose Bamberg. Sezon öncesinde çoğu kişinin gizli sürpriz adayı olan Almanlar, sahada güzel bir oyun oynasa da işin kazanma noktasında bir türlü istedikleri adımı atamadı. Maçları sürekli son dakikalarda Trinchieri'nin ezberleri yüzünden kaybeden ve "winner" performans sergileyemeyen Brose, sezonu 10 galibiyetle tamamlayarak bu ödülün plase adayı oldu.


SEZONUN SÜRPRİZİ: KIZILYILDIZ
Sezon başlangıcında birisi Kızılyıldız; Real Madrid, Barcelona, CSKA Moskova, Fenerbahçe, Baskonia gibi takımları mağlup edip sezonun son maçını kaybederek Play-Off'u kaçıracak dese herhalde uykudan daha kalkamadı diye düşünürdüm. Ama cidden yaşandı bu durum... Sezonun en saygı duyulan basketbolunu oynayan, yaptıkları muazzam savunma ile evleri Kombank Arena'yı kale gibi savunan Kızılyıldız, ne yazık ki kadrosunun dar olmasının diyetini sezonun son düzlüğünde ödedi. Sezon ilerledikçe işin savunma yönünde sorun yaşamasalar bile hücumda istedikleri performansı sergileyemeyen Dejan Radonjic'in öğrencileri, kader maçında direk rakibi olan Darüşşafaka Doğuş'a mağlup olarak Play-Off şansını kaçırdı. Ancak hem yaşattıkları heyecan hem de sahaya koydukları büyük emek dolayısıyla Kızılyıldız bu ödülün en çok yakışacağı takım...


SEZONUN EN İYİ BEŞİ
Sergio Llull: Tek kelime ile kusursuz bir sezon geçirdi Sergio Llull. Vatandaşı Sergio Rodriguez'in ayrılığının ardından direksiyonun tek sahibi olan İspanyol yıldız, 16.1 sayı, 5.9 asist ortalamaları ile sezonu tamamlarken Real Madrid'i de liderliğe taşıyan en önemli isim oldu. Takımın hem saha içindeki hem de mental lideri olan Llull, klasikleşen son saniye basketleriyle bir çok takıma hançer sapladığı sezonda belki de kariyerinin pik noktasını yaşıyor.

Milos Teodosic: Dimitris Itoudis'in takımın başına gelmesiyle artık atması gereken son adımı da atan ve oyununda mental olgunluk noktasına ulaşan Milos Teodosic, sezon boyunca yaptığı gözümüzün pasını silen asistleriyle taraflı tarafsız herkesin takdirini kazandı. Sezonu 7.2 asist ortalaması ile bu alanda lider tamamlarken istatistik kağıdına ayrıca 17.5 sayı ortalaması da yazdıran Teo, bu listede olmayı en çok hak eden isimlerden birisi.

Nando de Colo: Avrupa'nın en iyi skoreri. Onu birçok şekilde anlatabiliriz lakin en basit tanımı bu olsa gerek. NBA'den döndükten sonra tabir-i caizse Avrupa'nın içinden geçen Fransız guard, geçen sene bıraktığı yerden devam ederken sezon boyunca skorer oyunu ile CSKA Moskova'yı Milos Teodosic ile taşıyan oyuncu oldu. 22.7 sayı ortalaması ile Euroleague'in en skorer oyuncusu da olan Nando, süre aldığı 23 maçın 22'sinde çift haneli skor üreterek ne kadar istikrarlı bir skorer olduğunu bir kez daha gösterdi.

Nicolo Melli: Aslında bu sezon bir çok önemli 4 numara performansı vardı ancak biraz da duygusal olmak gerekirse Nicolo Melli'nin yaptıkları gerçekten çok özeldi. Andrea Trinchieri'nin Brose Basket'inde çok yönlü uzun forvet tanımının sözlük karşılığı bir performans sergileyen Melli, ara sıra iniş çıkışlar yaşasa da 11.5 sayı, 7.4 ribaund ve 2.3 asist ortalamaları yakalayarak bu listeye giriş biletini kazandı.

Ekpe Udoh: Uzak ara sezonun en dominant uzun performansı Ekpe Udoh'tan geldi. Geçtiğimiz sezon geldiği Avrupa'da bu sene şov yapmaya başlayan Udoh, Fenerbahçe'yi sezon boyunca taşıyan isim oldu. Sahanın iki tarafında da pota altını domine eden başarılı uzun, Bogdanovic'in sakatlığı sırasında da takımının mental liderliğini üstlendi. 7.7 ribaund ve 2.1 blok ortalamaları ile bu alanda Euroleague'in en iyisi olan Udoh ayrıca maç başına da 11.8 sayılık bir ortalama yakaladı.


SEZONUN EN İYİ İKİNCİ BEŞİ
Brad Wanamaker: David Blatt ile oyununda iki basamak ilerleyen ve sezonu sallantıda başlasa bile muhteşem bir performans ile bitiren Brad Wanamaker, kendi performansını arttırdığı gibi takımını da Play-Off potasına sokmayı başardı. Sezonu 16.2 sayı, 4.7 asist istatistikleri ile kapatan Wanamaker, okyanus aşırı ülkeye göz kırparken kariyerinin "prime time" performansını sergiledi. 

Shane Larkin: Darius Adams ve Mike James gibi iki önemli ismin ardından Baskonia'nın dümeni emanet ettiği NBA patentli oyun kurucu Shane Larkin, şüphesiz kendisine güvenenleri yanıltmadı. Sezon içinde bir ara performansı dalgalansa bile sezonu formda kapatan Larkin, ilk kez oynadığı Euroleague'de 13.1 sayı, 5.7 asist ortalamaları tutturdu.

Derrick Brown: Kötü geçen bir sezonun ardından kendini Perasovic ile bulan Derrick Brown bir kez daha ne kadar potansiyelli bir oyuncu olduğunu tüm Avrupalı basketbolseverlere gösterdi. Anadolu Efes ile Play-Off yapma başarısı gösteren Brown, kez double-double yaptığı sezonu 13 sayı, 5.9 ribaund istatistikleri ile kapadı.

Anthony Randolph: Real Madrid'in sezon başında kadrosuna kattığı Anthony Randolph, takımda adeta bir tutkal görevi görürken bir çok noktada İspanyol takımına yardım etti. Savunmada özellikle yaptığı spektaküler bloklar ve yardım savunmaları ile önemli bir performans sergileyen Amerikalı uzun sezonu da 10.4 sayı, 5.3 ribaund, 1 blok ortalamaları ile tamamladı. 

Chris Singleton: Kuban ile iyi bir sezon geçirdikten sonra Yunanistan'ın yolunu tutan ve Panathinaikos'a katılan Chris Singleton, iyi performansını burada da devam ettirdi. Özellikle sezonun son bölümünde adeta insan üstü bir performans sergileyen ve sahada kaldığı her an yüksek enerji ile oynayan Singleton, Panathinaikos'un yakaladığı çıkışta başrolü oynayan isimlerin başında geliyor. Amerikalı uzun sezonu da 12.3 sayı, 6.1 ribaund ve 1.1 blok ortalamaları ile kapattı.

**Oyuncu performansı açısından başka performansları da konuşabiliriz, Marko Simonovic, Tyler Honeycutt, Will Clyburn, Adam Hanga, Mike James, Paulius Jankunas gibi isimler de önemli performanslar sergiledi. Ancak takdir edersiniz ki bu ödüller için 10 kişi seçmek durumundaydık ve bizim listemiz bu şekilde oldu. 

Hiç yorum yok

Okumuş olduğunuz başlık hakkındaki yorumunuzu bırakmak için lütfen aşağıda bulunan alana görüşlerinizi belirtiniz. Unutmayınız ki; yorumlarınız blog ekibinin onayı doğrultusunda görüntülenecektir. Hakaret ve küfür içeren yorumlar onaylanmayacaktır.

Blogger tarafından desteklenmektedir.