GSK Olağan Mali Genel Kurulu: Hayal Kırıklığı ve Umut


Galatasaray Spor Kulübü, yıllık olağan Mali Genel Kurulu'nu 25 Mart 2017 günü gerçekleştirdi. Sabah saat 10.00'dan akşam 20.30 civarına kadar süren on buçuk saatlik maratonun sonunda Dursun Özbek başkanlığında görev yapan yönetim kurulu oyların yaklaşık üçte ikisini alarak hem mali hem de idari olarak ibra edildi. Kulübün işleyişine hakim olan hemen herkes bu sonucu beklese de durumun muhalefet için büyük bir hayal kırıklığı olduğu gerçeği değişmiyor. Fakat özellikle genç üyelerin yaptığı eleştirel konuşmalar kulübün geleceği için takip edenlere umut verdi. Tabii bu gençlerin yönetimde söz sahibi olduğu günleri görememe ihtimali de azımsanamayacak kadar kuvvetli. İbra oylaması sonrası terör örgütüne üye oldukları iddia edilen üyelerin disiplin oylaması ise yönetim için tam bir fiyasko ve yönetememe örneğiydi. Bu gergin durumun ardından muhalefetin verdiği denk bütçelerin kabul edilmesi ise en azından salonda kalan birkaç üye için mutluluk verici oldu denebilir.

Kendi penceremden bakarsam, açıkçası benim genel kuruldan bir ibrasızlık beklentim olmadı. Genel kurul öncesi de bunu defalarca dile getirdim. Hemen hemen her konuda son derece başarısız olan Dursun Özbek, genel kurullar öncesi üyeleri organize etmek konusunda gayet başarılı. Bu genel kurulda da büyük bir "tesadüf" örneği olarak toplantıdan bir gün önce aldığı stat üst kullanım hakkı ve hükümet destekli projeleri bazı kararsız üyeleri kendi tarafına çekmek için yeterli oldu ve yönetim rahatlıkla ibra edildi. Zaten ibra edileceği de İrfan Aktar'ın muhalif aday Asena Dinçbaylı'yı geride bırakarak Divan Başkanı olduğu dakika belli oldu. Ne yazık ki Galatasaray'da başkanlara olan bağlılık kulübün "Fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür..." mottosuna fazlasıyla aykırı. Özellikle listeleri kulislerde hazırlanmış ve liseli bir başkanın ibra edilmemesi hemen hemen imkansız gibi. Aslında ibrasızlık şart değil, normal parametreler içinde hareket eden bir başkan kürsüye çıkan üyelerin %80'inden aldığı ağır eleştirileri değerlendirir ve seçime gider. Seçime gitmese de en azından eleştirilerin ortak noktaları üzerinde düşünerek yönetim şeklini değiştirmeye çabalayabilir. Ne yazık ki Dursun Özbek sanki hiçbir şey söylenmemişçesine eleştirilere cevap vermeme yolunu seçti ve üstelik iki gün sonra da bir televizyon programında eleştirileri "sataşma" olarak nitelendirdi. Bu da kendisinin normal parametrelerin çok dışında hareket ettiğinin en net göstergesi. İbra etmeyen azınlık içinde bulunan biri olarak Dursun Özbek'ten normal bir tavır beklenmeyeceğinin farkında olduğum için oyum bu yönde oldu fakat ne yazık ki aktif üyelerin çoğunluğu henüz bu bilince ulaşamamış durumda.

Görünen o ki devletle bir sıkıntı ortaya çıkmadığı sürece, Dursun Özbek 2018 Mayıs'a kadar başkanlığa devam edecek. Peki yazının başlığındaki "umut" kelimesi ne alaka diyebilirsiniz. On buçuk saatlik maratonun tamamında salonda olan ve hemen hemen bütün konuşmacıları dinlemiş biri olarak, beni umutlandıran konu muhalif üyelerin yaptıkları hazırlık, detaylı analizler ve kısmen Galatasaray teamüllerine aykırı şekilde sert eleştirileri oldu. Çoğunluğu orta yaşlı olan muhalifler, ki Galatasaray'da orta yaşlı bir insan çocuk görülür, Galatasaray'daki problemleri çok güzel masaya yatırdılar, Dursun Özbek döneminde yapılan yanlışları listelediler ve her şeyin ötesinde çözüm önerileri sunarak nasıl ileriye gidileceğini anlattılar. Finans uzmanları kulübün ekonomisini anlattı, iletişimciler iletişim problemlerini gözler önüne serdi, avukatlar Divan Başkanı'nın taraflı tutumunu hiç çekinmeden ortaya koydu ve hemen hemen herkes sportif durumun içler acısı halini nedenleriyle listeledi. Kısacası Galatasaray'da alttan yetişen bir nesil var ve bu nesil kulübün geleceğinin teminatı gibi gözüküyor, yeter ki doğru zamanda kulüpte söz sahibi olabilsinler.

Disiplin cezaları konusunda çok uzun yazmak istemiyorum, sadece şu kadarını söyleyeyim, muhalif yönde oy kullanan insanlar arasında tanıdıklarım, Türkiye'nin devrim ruhuna inanmış; Atatürkçü ve laik insanlar. Çeşitli tehditler hakkında bugün yaratılan histeriden çok daha önce konuşmuş ve dik durmuş, hatta kimi zaman bunun sıkıntısını yaşamış insanlar. O nedenle bu insanlara reva görülen yafta asla ve asla kabul edilemez. Zaten bahsedilen örgütün operasyonel kişileri hakkında neredeyse oy birliğiyle verilen ihraç kararları da oradaki muhalif kesim için net bir turnusol kağıdıdır. Şunu da ekleyeyim, bu insanlar kameraların çektiği bir ortamda, tuvaletlere saklanmadan, fikirlerini açık ve net şekilde belirtmiş ve dik durma cesaretini göstermişlerdir, bu sebeple de takdir edilmelidirler. Özellikle Dursun Özbek'in kendilerini nitelendirdiği sıfatları kesinlikle hak etmiyorlar ki kendisinin bu hareketi dahi bulunduğu mevkiye uygunluğu konusunda insanlara fikir vermelidir diye düşünüyorum. Ek olarak bu ihraçlar aidat gerekçesiyle çok basit şekilde ve genel kurula gelmeden halledilebilecekken olayın bu noktaya gelmesinin de tek sorumlusu bellidir diyerek bu konuyu kapatmak istiyorum.

Kısaca özetlersek başından sonuna zor bir genel kurulu daha geride bıraktık. Açıkçası sonuca rağmen çok daha umutsuz ayrıldığım kurulları hatırlıyorum. Şunu açıkça söyleyelim, Galatasaray'ı zor günler bekliyor, daha çok çekeceğimiz var ve tünel karanlık. Ama eğer sürünerek de olsa ilerlemeyi başarabilirsek tünelin ucunda bir ışık var. Umarım ışığa ulaştığımız günleri görebiliriz...

Hiç yorum yok

Okumuş olduğunuz başlık hakkındaki yorumunuzu bırakmak için lütfen aşağıda bulunan alana görüşlerinizi belirtiniz. Unutmayınız ki; yorumlarınız blog ekibinin onayı doğrultusunda görüntülenecektir. Hakaret ve küfür içeren yorumlar onaylanmayacaktır.

Blogger tarafından desteklenmektedir.