Soru&Cevap | Gökay Akpınar ile altyapıyı konuştuk

Bir dönemler altın yumurtlayan tavuk gibi görülen ancak son yıllarda eski parıltısını kaybeden Galatasaray altyapısı, yakaladığı 2000 jenerasyonu ile tekrardan adından söz ettirmeye başladı. Önemli potansiyellerin olduğu ve gelecekte adından söz ettirecek bu nesil ve Florya'nın mevcut durumunu altyapı ile yatıp kalkan, ayrıca @GSfutbolakademi hesabının yöneticisi olan Gökay Akpınar ile konuştuk. Keyifli okumalar...

** Uzun süredir altyapıyı takip eden birisin, daha önceleri adeta altın madeni gibi görülürdü Galatasaray altyapısı. Bir çok oyuncu kazandırdık ülkeye. Son dönemde ise aynı üretkenlikte değiliz. Bu durumda olmamızın nedenlerini neye bağlıyorsun? 
Burada hem teknik hem de idari olarak birçok faktör sayabiliriz tabi ki ama altyapı futbolunda jenerasyon yakalamak diye bahsedebileceğimiz önemli olguyu da göz ardı etmemek gerek. Özellikle 94-98 arası jenerasyonlarda birbirini tamamlayacak, alternatif tercihler oluşturacak genişlikte yapıyı kuramadık diyebiliriz. İçlerinde tabiki değerli isimler vardı ve hala bir kısmı kulüp bünyesinde fakat bu oyuncular için doğru işler yapabildik mi veya onlara gerekli fırsatları sunduk mu tartışılır. 

** Oyuncu yetiştirme sabır ve istikrar isteyen bir alan. Türkiye'de ise ne yazık ki her şey günlük. Yönetim değişimleri ve günlük projeler altyapıyı nasıl etkiliyor?
Belki de en büyük sorunlarımızdan biri bu değişimler. Her yönetim veya teknik adam değişikliği sonrası başa dönüyoruz diyebiliriz. Özellikle genç oyuncular için maçı bırak, A takım seviyesinde antrenman fırsatı bile zor bulunuyorken her değişim sonrası da kendi yeniden kanıtlama veya tanıtma ihtiyacı ortaya çıkıyor. Altyapı seviyesi içinde aynısı geçerli, her yeni isim yeni bir sistem demek. Dediğiniz gibi istikrar bu kadar önemli ve eksiklerimiz ortada iken biz bu günlük değişimlere ayak uydurmakla vakit harcıyoruz.

** Ülke genelinde altyapıdan profesyonelliğe geçiş sırasında büyük kayıplar yaşıyoruz. Sen bu noktada sıkıntıları nasıl tanımlıyorsun. Neler yapmalıyız bu gençleri kaybetmemek adına...
Bu durumun ortaya çıkmasındaki başlıca faktörlerden biri ülke olarak elimizdeki cevheri işlemeyi yük olarak görüp hazır ürünü kullanmayı sevmemiz diyebiliriz. Her dönem oyuncu yetişiyor fakat bunu A takım seviyesine aktarmakta dediğiniz gibi büyük problem yaşıyoruz. Aynı seviyede oyuncu dünyada 17-18 yaşında profesyonel seviyede oynamaya başlıyorken, bizde büyük çoğunluk 21-22 yaşında hala genç gözüyle bakılıp kadroya girebilme mücadelesi veriyor. Zaten gerekli eğitim birçok kulüp altyapısında yeterli seviyede verilemiyorken bu gecikme sonunda da bulunan saf yetenek körelmeye başlıyor, mental olarak da hazır olmayan oyuncu kısa sürede kayboluyor.

Ülke genelindeki eksiklerimiz fazlasıyla göz önünde ama ne kadar önlem alıp bunların düzeltilmesi için çalışıyoruz büyük bir soru işareti. Örneğin tesisleşme konusunda çok büyük problemler var. Son yıllarda birçok şehirde yeni stadyumlar inşa ediliyor fakat bunları yaparken futbolun kökü diyebileceğimiz amatörler, altyapılar için yeni olanaklar ortaya çıkıyor mu? Hayır. Bir semt sahasına bakıyorsun, onlarca kulüp aynı sahada hem maç hem antrenman yapıyor ya da yapmaya çalışıyor.

Birçok teknik adamımız futbolu bıraktığı sene A takımda göreve başlıyor. Yeterli eğitim var mı, yok. Herhangi bir kulüp altyapısında görev veya gözlem yapmış, kendini geliştirmiş mi, hayır. Sonrasında sen bu adamdan oyuncuya fırsat verip yetiştirmesini bekliyorsun. Ayrılmayan maddi kaynakları saymadık bile henüz…

** Galatasaray Futbol Akademisi’nde uygulanan modelin avantajları neler ve şu anlık ne gibi eksiklerimiz var?
Akademi bünyesinde bulunan futbol okulları sistemi benim en değerli gördüğüm yapılardan biri. Şu an için kulüp altyapılarına bakarsak en ufak gruplar u9 u10 iken, sen futbol okullarında 5-6 yaşında oyunculara eğitim verip bu oyuncuları oluşturacağın takımlar için kullanma fırsatına sahipsin. Her yıl yapılan 2 kampta farklı birçok şehirden gelen toplam 3000-4000 oyuncuyu görme fırsatı buluyorsun. Birçok kulüp futbol okulu sistemi uyguluyor ama benim gördüğüm en sağlam temellere oluşmuş yapı bize ait diyebilirim. Tabi ki eksikleri vardır ama dediğim gibi oyuncuyu erken bulup, o cevheri işlemek için çok büyük avantaj bu sistem. 

Eksiklerimize bakacak olursak ülke çapındaki genel tesisleşme problem gibi bizimde sıkıntılarımız var. 11-12 tane altyapı takımına sahipken 2 tanesi nizami olmak üzere 3-4 tane saha bu kadar geniş bir yapı için yeterli olmuyor. Yine altyapıdaki şehir dışından gelen veya gelecek olan oyuncular için konaklama imkanını kesinlikle artırmalıyız. Eğitimci kadromuz belki ülke çapı için yeterli görülebilir fakat alanlarında kendini geliştirmiş daha geniş eğitimci kadrosuna ulaşmalı, ülke çapındaki oyuncu izleme olanaklarını artırmalıyız. Tabi bunların büyük bölümü ayıracağın bütçeye bağlı..

** Galatasaray'ın 2000 grubundan büyük beklentisi var, U-17 milli takımında da gördük bu çocukları. Herkesi umutlandırdılar. Uzun yıllardır takip eden biri olarak sen ne dersin bu jenerasyonla ilgili olarak.
Jenerasyonun tamamı özel bir çalışmanın ürünü diyebiliriz. En büyük avantajları da uzun süredir birlikte oynamaları ve birbirlerini çok iyi tanımaları. Bireysel olarak baktığımızda ise hangi pozisyonda olursa olsun oyuncuların büyük bir bölümü hem oyun tarzı hem de pozisyonel olarak çok yönlü isimler. 

Bugün milli takımın 18 kişilik kadrosunda belki 6 isimi görüyoruz ama 1 oyuncumuzun turnuvadan bir gün öncesi dirseğinin kırılıp kadrodan çıkarıldığını ve farklı 3-4 oyuncunun da dönem içinde bu jenerasyon için milli takımda görev yaptığını atlamamak gerek. 

A takım için düşündüğümüzde farklı pozisyonlar için kullanabileceğimiz birçok oyuncu olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Yeter ki bu oyunculara görev vermeye cesaret edecek ve arkasında duracak kişiler olsun.

** 2000 grubunun Galatasaray'a nasıl kazandırıldığını biliyorsan anlatır mısın?
Fatih Terim’in geldiği son dönemin başlarında özellikle üst yaş gruplarında büyük problemleriz vardı. Belki takım olarak belli başarılar elde ediliyordu altyapıda fakat içlerinde özel yetenek olarak bahsedebileceğimiz isimler konusunda eksikler vardı. Fatih Terim’in talimatı ile altyapı takımlarımızda görev yapan hocalarımız ile birlikte dönemin altyapı izleme ekibi başta İstanbul olmak üzere ülke çapında futbol okullarının büyük bölümünü ve amatör takımları taradı. 2011-12 yıllarında bu jenerasyonun ana omurgası oluştu diyebiliriz. Bir yıl sonrasında ise Denizlispor’dan Atalay, Sivas Demirspor’dan Abdussamed Karnuçu kadroya dâhil edildi. O günden bu yana da takım için de çok fazla bir değişiklik olmadı. Yine bir başka özel grup olarak bahsedebileceğimiz 2001 jenerasyonun da oluşumunun başlangıcı o dönemde oldu diyebiliriz.

** Basında U-17 turnuvası sonrasında Fenerbahçe'nin bazı oyuncularımızı transfer etmek istediğine yönelik haberler vardı, bunun şu aşamada imkansız olduğunu biliyoruz ama prosedürü kısaca açıklayabilir misin herkesin bilgilenmesi adına.
Bu haberlerin doğruluğuna inanmamak ile birlikte bu gibi transferlerin sanıldığı kadar kolay olmadığını belirtmek gerek. Konu hakkında fazla bilgisi olmayan biri açıp bu oyuncu hala amatör ve sözleşmesi Mayıs ayında bitiyor diyebilir fakat işin aslı bu değil tabi ki. Amatör statüde bulunan oyuncuların lisans işlemleri 1 senelik yapılır ve yeni sezon geldiğinde vizelenir. 

18 yaşından küçük amatör futbolcunun amatör veya profesyonel olarak transferi için de kulübünün ve velisinin yazılı muvafakatinin alınması zorunludur. Yani kulüp izni olmadan oyuncunun transferi söz konusu değil. Bu gibi spekülatif haberlere çok fazla inanmamak gerek.

Hiç yorum yok

Okumuş olduğunuz başlık hakkındaki yorumunuzu bırakmak için lütfen aşağıda bulunan alana görüşlerinizi belirtiniz. Unutmayınız ki; yorumlarınız blog ekibinin onayı doğrultusunda görüntülenecektir. Hakaret ve küfür içeren yorumlar onaylanmayacaktır.

Blogger tarafından desteklenmektedir.