Faruk Süren: Dursun Özbek kulübü tek başına yönetiyor..

Galatasaray’ın efsane başkanı Faruk Süren, S Sport’ta yayınlanan bir programa konuk olarak önemli açıklamalarda bulundu. 1996-2000 yıllarında Galatasaray'da büyük başarılar yaşadıklarını hatırlatan Süren samimi açıklamalarda bulunurken mevcut yönetimi de eleştirmekten geri durmadı. Süren, tekrar başkan olmasıyla ilgili kendisine yöneltilen soruyu ise, "Öyle bir niyetim yok, deli miyim ben" şeklinde yanıtladı. Faruk Süren'in açıklamalarının tamamı şu şekilde.. 

1996-2000 yıllarında Galatasaray'da büyük başarılar yaşadık. Tabii bu bir takım işi, ekip işi. Takım sadece futbol oynayan sporculardan oluşmuyor. Teknik heyet var, başında bir teknik direktör var, onun üzerinde bir yönetim kurulu var, o yönetim kurulunun bir de başkanı var. Bu piramit şeklinde bir bütünlük. Burada sinerjiyi yakaladıktan sonra sevgiyi de katmak lazım. Başarı bu şekilde geliyor. İnsanlar sevdikleri işte muvaffak oluyor. Bir de Fatih hoca da iddialı ben de iddialıyım. Böyle olunca, bir artı bir üç yaptı. Hagi de çok hırslıydı, bizde ikinci gençliğini yaşadı. Hırsa bakın, o kadar tecrübeli oyuncu UEFA Kupası finalinde hırsından kırmızı kart gördü.

Yeri gelmişken basketbolda Euroleague'i kazanan Fenerbahçe'yi tebrik ediyorum. UEFA Kupası'nın üzerinden 17 sene geçmesi ve bu süre içinde başta Galatasaray olmak üzere hiçbir Türk takımının Avrupa'da kupa kazanamaması çok üzücü. Burada bir hata var tabii. Biz Galatasaray olarak nerede hata yaptık? Bizim dönemimizde başlamış olan bir takım açılımları tersine çevirdik. Hem yönetsel açıdan hem sportif açıdan arkasını getiremedik. O hava devam etseydi, biraz takviye ve tecrübeyle Şampiyonlar Ligi'ne doğru gidebilirdik. Futbolda yol kazaları olur, mağlubiyetler olur. Fatih hocaya da gelmeden saçma sapan şeyler söylüyorlardı. Yok uğursuzmuş, şampiyonluğu yokmuş. Bunlar safsata. Maç kaybettik diye hoca gönderilmez. Arkasında durduk, şampiyon olduk, hem de 4 kere şampiyon olduk. Tamam antrenör iyi değil, değiştiriyorsunuz, iyi ama kim aldı bu beğenilmeyen antrenörü. Yönetim aldı. O zaman kendini değiştir. Nerede hata yaptın oraya bak.

Oyuncunun teknik direktörü beğenmeme lüksüne gelmesi ve bunu ifade etmesi, yönetimin basiretsizliğinden kaynaklanıyor. Yönetim futbolcuyla yüz göz olursa, taviz verirse, teknik direktörün haberi olmadan futbolcuyla özel görüşme yaparsa böyle şeyler olur. Bunlar hatalardır ve hatalar üst üste biniyor. Bu sene dört geçen sene altıncı olduk. Dolayısıyla geçen seneye göre iki kademe yükselmiş oluyor. O yüzden kendilerini başarılı addedebilirler yani..

Ben şahıs olarak Galatasaray'a 1978'den beri yönetici olarak hizmet vermişim, Galatasaray'dan koparılmam mümkün değil. Kulüpteki hadiseleri takip ediyorum. Pozisyonum itibarıyla da bazı yorumlar yapmayı da doğru buluyorum. Bundan da kimse alınmasın. Böyle davrandım diye kendimi başkanlığa hazırlıyorum, ille de başkan olacağım gibi bir durum yok. Tecrübelerime binaen tavsiyelerde bulunuyorum. Şimdi tüm Galatasaray camiası kabul ediyor ki, elimizde bir problem var. Borçtu, alacaktı, Riva idi, Florya idi... Ama bütün bu Rivalar, Floryalar bizim problemlerimize çözüm sağlamıyor, maalesef durum bu. Öncelikle yönetimin kısmen kendilerinden kaynaklanan problemi teşhis edip ortaya koyması lazım ki, Galatasaray buna bir çözüm bulsun. Yönetim gerçek olmayan ifadelerle toz pembe bir dünya sunarsa, Galatasaray camiası da zanneder ki 'İşte biz çekişmeye girdik, Faruk ve arkadaşları başkan olmak istiyorlar, bizim yönetimimizi baltalıyorlar'. Böyle bir şey yok. Dolayısıyla gerçeği ortaya koymamız lazım. Yani şapkamızı önümüze koyup, biz burada hata yapıyoruz dememiz lazım. Eksiklerimizi giderme noktasında hem fikir olmamız lazım. Bugünkü yönetimin problemleri toplumla paylaştığını düşünmüyorum. Marka değerinde erozyon var.

Son dönemdeki imza kampanyası çok önemli. Galatasaray'da ilk defa, bu kadar geniş yelpazeden insanların katıldığı bir kampanya. Tamamen bağımsız bir hareket. Bir başkan adayı yok. Bu bir sivil toplum hareketidir. 'Biz bu gidişattan memnun değiliz' diyorlar, 'Endişeliyiz, rahatsızız' diyorlar. Katılım sürekli artıyor. Ben eski başkan olarak bu pozisyonda imza atmadım. Çünkü atarsam adaylığını koyacak diye algılanabilir, naşka yöne gider. Rahatsız olanlar ki ben de rahatsızım, imza atsın. Gidişattan rahatsız olmayanlar, endişe duymayanlar atmasın. Demokratik bir ortamdayız. Ama bu kadar insanın imza attığı bir bildiriye duyarsız da kalınamaz, muhakkak buna bir şey söylemek lazım. Ancak kaale alınmıyor. 1600 olsun, ıslak imza olsun, yok noterden olsun. Seçime gitmek önemli değil ama bir şeyler yapılsın. En azından problemi gerçek bir şekilde ortaya koyalım. Ben koyayım isterseniz: Sermaye yetersizliği. Bir işletme zarar ederse ortaklar ne yapar? Sermaye koyar. Ya malını satar, borcunu öder sermaye arttırır, ya da cebinden koyar. Bunun başka yolu yok. Dolayısıyla bu sermayeyi nereden bulacağız bunun tartışılması lazım. Riva, Florya yetmeyecek.

Sayın Özbek kulübü tek başına yönetiyor, paylaşmıyor. Yapmış olduğu mukavelelerden kimsenin haberi yok. Mesela bu Emlak Konut ile yapılan anlaşma nedir, ayrıntıları nelerdir? Bizim bildiğimiz ihaleye çıkacak, birisi alacak, hasılat paylaşımı sistemi yapılacak. Bu paralar ne zaman gelecek? 2-3 senede diyorlar. Peki bu sürede faaliyetlerimizi nasıl sürdüreceğiz? Yine borçlanacağız. 275 milyon Dolar oldu zaten. Başkanın çıkıp bunları izah etmesi lazım. 'Buradan milyar gelecek' diyor. Yok, gelmeyecek. Hesap ortada.

Hiç yorum yok

Okumuş olduğunuz başlık hakkındaki yorumunuzu bırakmak için lütfen aşağıda bulunan alana görüşlerinizi belirtiniz. Unutmayınız ki; yorumlarınız blog ekibinin onayı doğrultusunda görüntülenecektir. Hakaret ve küfür içeren yorumlar onaylanmayacaktır.

Blogger tarafından desteklenmektedir.