Dış Köşe | Ekselansları tarihin en büyüğü!

Tenis kortun dışında sıkı bir takım çalışması gerektiren bir spor olsa da, kortun içinde bireysel bir mücadele gerektiren bir spor. Tabii burada tekler tenisinden bahsediyorum. Tenis tekler ve çiftler diye ayrılıyor ve bir takımda iki kişi de mücadele verebiliyor. Yaklaşık 2 hafta önce Pazar günü Roger Federer, modern zamanların en yaşlı ve en fazla Wimbledon zaferini yaşayan oyuncu oldu ve bu sporun erkeklerde gelmiş -belki de gelecek- en büyük oyuncusu olduğunu bizlere bir kez daha kanıtladı.

Roger Federer 36 yaşına günler kala, en sevdiği yer olan Londra çimlerinde eşsiz bir zafere imza attı. Açık dönemde bu başarıyı gösterebilmiş en yaşlı oyuncu. Kendisinin teniste yıllardır dominasyon sağlamasını oyunları ile engelleyen Rafael Nadal, Novak Djokovic ve Andy Murray’in yanı sıra, Tomas Berdcyh, Gregor Dimitrov, Marin Cilic gibi modern zamanın başarılı oyuncularının yer aldığı turnuvada yaşına rağmen set vermeden şampiyon oldu. Düşünün, set vermeden. Sezon rekoru 31 galibiyet 2 mağlubiyet olan Roger, Avusturalya Açık’ta Nadal’ı epik bir oyun sonrasında mağlup ettikten sonra Dubai’de ikinci turda kaybetti. Ardından gelen iki Masters 1000 turnuvası olan Indian Wells ve Miami Açık’ta Wawrinka ve Nadal’ı geçerek şampiyonluğu kaptırmayan ekselansları Stuttgart’ta Tomy Haas’a yine ikinci turda kaybetti. Wimbledon hazırlığı olarak da Halle Açık’ta Zverev karşısında aldığı galibiyet ile şampiyonluk yaşadı. Ardından Wimbledon’da aldığı zafer ile 5 sezon sonra yeniden en sevdiği kupaya kavuştu. Klasmanda da 3. sıraya yükseldi.

Bu sezon verdiği en doğru kararlardan biri ise herhalde Roland Garros turnuvasına katılmama kararı idi. Oldukça stratejik bir hamle ile olası bir turnuva yorgunluğu ve Rafa Nadal’a kaybetmesinin belki kendisine vereceği mental hasardan sıyrılmış oldu. Hoş, biz de Federer’in kaybetmesine üzülmeden Rafa’nın Fransa’da efsanevi hale geldiği 10. şampiyonluk yani “La Decima” olarak adlandırılan başarıyı görmüş olduk.

Majestelerinin durmaya niyeti yok.. Daha önümüzde Masters turnuvaları ve sezonun son Grand Slam turnuvası olan Amerika Açık var. Ben Federer’in Amerika Açık için de en büyük aday olduğunu düşünüyorum. Oynamaktan keyif alıyor ve zaferden bağımsız ilerliyor. Kendisini başarıya taşıyan da bu rahatlık oluyor herhalde. Zaman gösterecek, bir sene önce Djokovic için “Federer’i geçebilir mi?” diye sorarken şimdi Federer için “20’yi bulabilir mi?” sorularını sormaya başladık. İmkansız değil. Federer şarap gibi, yıllandıkça güzelleşiyor. Bizim şansımız da bu efsaneyi canlı bir şekilde izlemek oluyor.

Hiç yorum yok

Okumuş olduğunuz başlık hakkındaki yorumunuzu bırakmak için lütfen aşağıda bulunan alana görüşlerinizi belirtiniz. Unutmayınız ki; yorumlarınız blog ekibinin onayı doğrultusunda görüntülenecektir. Hakaret ve küfür içeren yorumlar onaylanmayacaktır.

Blogger tarafından desteklenmektedir.