İşin özü iletişim...

Takım sporlarında antrenörlerin başarılı olabilmesi için en önemli faktörlerden biri şüphesiz iletişim... İstediğin kadar iyi bir taktisyen ya da öğretici ol, karşındakine bunu aktaramıyorsan sahip olduğun bilginin değeri yok hükmünde olur. Kendi taktiğini ve oyun felsefeni oyuncuna anlatıp onlara bunu inandırmak seni başarılı kılan kritik ama çoğu zaman da spor basınında göz ardı edilen bir faktör.

Igor Tudor, Galatasaray'a ilk geldiğinde iletişim konusunda sınıfta kalmıştı. Takım içindeki gruplaşmaları veya sorunları yeterince etüt edememiş, belki de sorunların tahmin ettiğinden büyük olduğunu kavrayamamıştı. Zaten Hırvat çalıştırıcı sezon önünde NTV Spor'da katıldığı programda bunu dile de getirdi. Oyuncular şikayet ediyor, hocayı ve felsefesini kabullenmiyordu. Burada hem oyuncu grubunun Tudor'un oyun anlayışına uygun olmayışı hem de Tudor'un başlangıçta yaptığı iletişim hataları; Bruma'yı kadro dışı bırakışı, Sneijder ile anlaşamayışı, oyunculara karşı sert davranışları vs. tabir-i caizse takım olabilme olgusunu yakalamamıza engel olmuştu. 

Bu sene ise bambaşka bir Galatasaray var ve burada Igor Tudor'un rolü oldukça büyük. Transferler, antrenman kalitesi, takımın yenilenmesi falan çok önemli şeyler ama Tudor'un oyuncularla iletişimi ve kendi felsefesini onlara kabul ettirebilmesi bence çoğu şeyden daha mühim. Çünkü istediğin kadar iyi kadro kur; oyuncu - antrenör uyumu yani yorumcuların klasik tabiriyle takımdaki doku uyumu gerçekleşmezse ortaya güzel bir şey çıkmaz. Çok iyi malzemelerden kötü bir yemek yapmaya benzer durum. Tudor'un bu noktada hem oyuncularla iletişim yollarını düzeltmesi hem de kendi felsefesini onlara kabul ettirebilmesi yakalanan başarıda oldukça önemli ve bana kalırsa yeterince üzerinde durulmuyor..

Galatasaray içinden yakın tarihten bir örnekle bunu daha iyi açıklamaya çalışayım.. Geçtiğimiz sezon Sarayın Sultanları'nın başına Sırp koç Marina Maljkovic geldi. Marina hocanın ezberleri bozan ve oldukça efora dayalı bir taktiği var. Burada Tudor'la benzerlik gösterebilir. Oyuncu grubunun Marina Maljkovic'in sistemini kabullenmesi ve buna karşı gösterdiği reaksiyon ortaya güzel bir oyun çıkmasına sebep olmuştu. Burada Maljkovic'in oyuncularla iletişimi, onlara yaklaşımı ve sistemini güzel bir şekilde anlatmasının payı yadsınamaz ölçüde. Erkek takımımızda ise bu doku uyumu yoktu. Elde kıymetli parçalar olmasına rağmen Ergin hoca oyuncu grubuna kendi sistemini aktaramamıştı ve ciddi iletişim sorunları yaşanıyordu. Geçmiş yıllarda başarılı olmamıza sebep olan takım olgusu oluşmamıştı. Sonuç ise hepinizin malumu...

Bana göre işin özü ise iletişim... Igor Tudor ilk geldiğinde bu noktada sorun yaşıyordu ama zamanla gelişim gösterdi ve şu anda sıfırdan kurulmuş bir takım, adeta makine düzeninde işliyor. Oyuncular birbirleriyle anlaşabiliyor, kaynaşma süreci çok çabuk atlatıldı ve herkes yeni felsefeye kendini adamış durumda. Burada oyuncu kalitesi ve karakteri ne kadar önemliyse onlara bu sistemi aşılayan ve bir arada tutup ortaya güzel bir yemek çıkmasını sağlayan Igor Tudor da bir o kadar önemli. 

Hiç yorum yok

Okumuş olduğunuz başlık hakkındaki yorumunuzu bırakmak için lütfen aşağıda bulunan alana görüşlerinizi belirtiniz. Unutmayınız ki; yorumlarınız blog ekibinin onayı doğrultusunda görüntülenecektir. Hakaret ve küfür içeren yorumlar onaylanmayacaktır.

Blogger tarafından desteklenmektedir.