Sezon Öncesi | Yeni kadro, yeni heyecan..

Koç, oyuncular hatta salon... Galatasaray Odeabank 2017-2018 sezonuna tamamen yenilenmiş bir şekilde giriyor. Geçtiğimiz sezonlara göre bütçesini düşüren ve yeniden yapılanmaya giden Galatasaray, bir sezon aranın ardından daha önce şampiyon olduğu EuroCup'a dönerken, ligde ise son yıllardaki başarısızlığını düzeltmek istiyor.

Beş yıllık Ergin Ataman döneminin ardından geride bıraktığımız sezon sonunda deneyimli koçuyla yolları ayıran Yenilmez Armada, aslında değişimin ne denli büyük olacağının sinyallerini çoktan vermişti desek yanlış sayılmaz. Ne tarafından tutarsak tutalım başarısız geçen bir sezonun ardından da böyle bir değişimin olması aslında şaşırılacak bir durum değil. 

A'DAN Z'YE DEĞİŞİM
Değişim en tepede başladı Galatasaray'da. Ergin Ataman'ın yerine Fransa'da önemli bir kariyer yapan Erman Kunter takımın başına getirildi. Deneyimli antrenörün son Türkiye macerası da Ergin Ataman'ın yerine geldiği Beşiktaş'ta olmuştu. Bir kez daha Ergin Ataman'ın ayrılışının ardından kapısı çalınan isim oldu Erman hoca. Değişik bir tesadüf.. 

Kadro da baştan aşağıya değişti. Yabancı oyuncuların tamamı ile yollar ayrılırken takım kaptanı Sinan Güler ezeli rakip Fenerbahçe Doğuş'un yolunu tuttu. Can Korkmaz lige yeni yükselen Sakarya BŞB'ye; Orhan Hacıyeva ise Gaziantep Basketbol'a transfer oldu. Gidenlerin yerine ise sekiz yeni transfer yapıldı. Pozisyonlarına göre sıralarsak; Mehmet Yağmur, Alex Renfroe, Dwight Hardy, Scotty Hopson, DaJuan Summers, T.J. Cline, Rakeem Christmas ve Richard Hendrix. Oyuncuları tek tek anlatıp laf kalabalığı yapıp sizleri sıkmak yerine direk genel değerlendirmeye geçeceğim ama kadro dizilişini şöyle vereyim: 

PG: Alex Renfroe - Mehmet Yağmur
SG: Dwight Hardy - Göksenin Köksal - Serkan Aydın
SF: Scotty Hopson - Emir Preldzic
PF: DaJuan Summers - Ege Arar - T.J. Cline
C  : Rakeem Christmas - Richard Hendrix

-Oyuncuların isimleri üzerine tıklayarak kendileri ile ilgili gerekli analizlere ulaşabilirsiniz-

KAZANMANIN TADINI ALMAK
Yazının başlarında da yazmıştım, her yönüyle değişen ve tamamen yenilenmiş bir Galatasaray olacak yeni sezonda diye. Beş yıllık Avrupa basketbolu için uzun diyebileceğimiz bir birlikteliğin ardından yeni bir isime ve mentaliteye alışmak elbette ki zor olacak. Çünkü takıma, taraftara hatta şube dinamiklerine kadar işlemiş, benimsenmiş bir Ergin Ataman gerçeği vardı son beş yılda. 

Her şeyden öte Ergin Ataman, Galatasaray taraftarına kazanma alışkanlığı getirmiş, kupalar kazandırmış ve başarı kriterini oldukça yukarıya çekmişti. Yeni sezonda Erman Kunter'in bence en çok zorlanacağı noktalardan birisi bu olacak. Galatasaray taraftarı artık sadece güzel basketbol izlemek istemiyor, aynı zamanda kazanmak, hatta güzel oynayıp kazanmak istiyor. Bu durum koçun sahadaki oyundan daha fazla uğraşması gereken bir sorun olacak bana kalırsa. Taraftarı memnun edebilmek çok zor iş...

KAFALARDAKİ SORU İŞARETLERİ 
Uzun bir aranın ardından ilk kez kadrodaki tüm yabancılar Amerikalı. Bu tabi belirli zorluklar doğurabilir. Takımda çok sayıda ABD'li oyuncu olması taktik disiplin açısından sorun yaratabileceği gibi saha dışında da konsantrasyon düşüklüğü veya takım içi gruplaşmalar doğurabilir. Kendine oynamayı seven ve daha önceki takımlarında sorun yaşamış Hopson, Hardy, Summers gibi isimler eğer kendilerini takımdan öte görmeye başlarlarsa sezon içinde büyük sorunlar yaşayabiliriz. Burada da koçun ve teknik ekibin yanı sıra yeni kaptanımız Göksenin Köksal'a da büyük bir iş düşüyor. Şu an takımda olmayan Sinan Güler yabancı oyuncuların uyumu açısından önemli bir figürdü. Göksenin de bu sene sorumluluk almalı ve soyunma odasında kimyanın yakalanmasını sağlamalı.

Kadrodaki bir diğer eksiklik ise oyun aklı yüksek kısa oyuncumuzun olmaması. Günümüz basketbolunda kısa oyuncuların karar mekanizmasının iyi olması ve pozisyon yaratabilmeleri başarı hedefleyen takımlar için çok kritik bir nokta. Bizim takımımızda ise bu büyük bir eksiklik. Bunu hazırlık maçlarında da gördük. Özellikle Darüşşafaka Doğuş ve TÜBAD Turnuvası'nda oynadığımız hazırlık maçlarında yarı sahada yaratıcılık anlamında oldukça zorlandık. Sene içinde Erman hocanın başını ağrıtan noktalardan bir diğeri de bu olacak bana kalırsa. Bu yüzden de Erman Kunter elinden geldiğince takımının açık sahada oynamasını ve erken şut kullanmasını isteyecektir. Çünkü set hücumlarında bu kadronun üretken olması çok kolay değil.

Bu takımın bir diğer olası sıkıntısı da liderinin kim olacağı. Kadrodaki hiçbir oyuncu Galatasaray gibi taraftarı ile çiğ çiğ oyuncu yiyebilecek bir camiada ve yarıştığı her kulvarda final ya da şampiyonluk hedefleyen bir takımda liderlik yapabilecek olgunlukta ve yetenekte değil. Alex Renfroe yıllarca en iyi yardımcı erkek oyuncu rolünü oynadı; Hardy ise küçük takımların büyük skoreriydi. Hopson sınıfın zeki ama tembel öğrencisi gibi.. Oynanan hazırlık maçlarından görebildiğimiz takımın en azından skor lideri Hopson olacak ama oyun içi lideri kim olacak, çok büyük bir sorun. Eğer orada da ibre Hopson'ı gösterirse sezonun en büyük sınavlarından birine kalkışır Erman Kunter. Çünkü Scotty Hopson kariyeri boyunca böyle bir yükü hiçbir zaman kaldıramadı. 

BU TAKIM NE OYNAYACAK?
Herkesin kafasındaki ana soru işareti ise bu takım ne oynayacak? Açık açık şunu söyleyebilirim, Ergin Ataman ile görmeye alıştığımız ve neredeyse iliklerimize kadar işlemiş olan o ikili oyun temelli yarı saha basketbolunu oynamayacağız. Daha çok açık sahayı kovalayan, ribaundu alan kısanın topu ortaya vurup hızlı hücumu başlattığı, uzunların sahayı hızlı koşup erken pozisyon aldığı, geçiş hücumlarının daha çok oynandığı ve kısaların sorumluluk aldığı aslında taraftarın da gözüne hoş gelebilecek bir oyun göreceğiz. Takımın ana planı tempoyu arttırmak, rakip savunma yerleşmeden pozisyon bulmak olacak diyebiliriz.

Kurulan yeni kadronun da buna uygun olduğunu söyleyebiliriz. Alex Renfroe'nun en büyük özelliği açık sahada oynamak ve tempoyu arttırmak. Scotty Hopson ve DaJuan Summers da açık sahayı seven, atletik kanat oyuncuları. Bir başka önemli unsur da Rakeem Christmas'ın iki pota altını hızlı koşabilmesi. Bu, sezon içinde onun değerine değer katacak bir nokta. Mehmet, Göksenin gibi topa baskı ve pas arası yapabilecek kısalarımız da var. Bu yüzden A planı için eldeki oyuncular hiç fena değil.  

Tabi ki bu oyunu oynayabilmek için iyi savunma yapabilmemiz gerekiyor. Hatta risk alıp önde baskılı savunma. Denklem basit, iyi savunma yap - ribaundu al - hızlı hücuma çık. Kısalarda Renfroe, Mehmet, Göksenin, Hopson ile bunu yapabiliriz ama arka alanda önde aldığımız riski amorti edebilecek çember savunucularımız yok. Hendrix daha çok pozisyon bilgisi ve aklıyla savunma yapıyor, Rakeem'in ise hala adam adama savunma konusunda eksikleri var. Burada belki de alan savunmasına dönüp ortayı Rakeem'e bırakmak -Kolejde Syracuse ile 4 yıl alan savunması yaptı -  rakipleri bozabilir. Bu yüzden alan savunması Erman hocanın cebinde tuttuğu önemli opsiyonlardan biri olabilir. Her halükarda mutlaka ama mutlaka iyi savunma yapmak, bu takımın maç kazanabilmesi için attığı sayıdan daha kritik olacak.

Yarı sahada ise Erman Kunter yıllardır takımlarında uyguladığı motion offence'i Galatasaray'a da entegre etmek isteyecektir. Nedir bu motion offence derseniz, kısaca oyuncuların sürekli seti devam ettirdiği, statik kalmadıkları, katların sık sık yapıldığı ve toplu oyuncunun bireysel yetenekleri ile adamını eksilterek savunmayı zor durumda bırakıp sonrasındaki pozisyona göre oynaması diyebiliriz. Yani oyuncuların sürekli hareketli ve uyum içinde oynadıkları, serbestliklerinin olduğu bir hücum sistemi. Bunu tam anlamıyla uygulatmak tabi ki zor olacak.

Hopson, Hardy ve Summers üçlüsünün alacakları sorumluluk ve bireysel yeteneklerini sergileyip yaratacakları pozisyonlar hücumun akışkanlığı için çok kritik. Geçtiğimiz sezon hayal kırıklığı yaratan parıltısını kaybetmiş yıldız Emir Preldzic de yarı saha oyunu için kritik. Takımdaki saha görüşü en iyi oyunculardan biri diyebiliriz. Birçok pozisyonda birden oynaması da değerine değer katıyor. Bu sene Emir, Erman hocanın coaching dokunuşlarından biri olabilir. Tabi bir de Renfroe'nun takımı kontrol edebilmesi ve herkesi oyunun içine dahil etmesi gerekiyor. Kısacası oyuncuların birbirine uyumu oldukça önemli bu sistemde. Biz bunu layığıyla uygulayabilir miyiz, orası da sezonun anahtarlarından bir diğeri...   

Aslında kadroya bakıldığında Dwight Hardy, Scotty Hopson, DaJuan Summers, Rakeem Christmas gibi skor potansiyeli yüksek oyuncular var. Ama basketbol öyle en iyi oyuncuları yanyana dizeyim, en iyi takım benim olsun diyebileceğiniz bir spor değil. Takım içindeki roller ve oyuncuların birbirleriyle uyumu çok önemli. Sonuçta 28x15 metrelik bir alanda 10 kişinin oynadığı bir oyun bu. Takım kimyası ve oyuncuların birbiriyle olan uyumu çok önemli. Bu sene bizim bu kimyayı oluşturmamız ise gerçekten çok kritik çünkü eğer eldeki oyuncu grubu "takım" olabilmeyi başaramazsa ortaya utanılacak bir tablo çıkma ihtimali hiç de az değil. 

Bir diğer nokta ise, bu sezon uzun oyuncularımızı geçmiş yıllara göre daha çok kullanacağız. Ergin Ataman özellikle son yıllarda forvetlerinin ikili oyunlarına çok fazla ağırlık vermiş ve pota altını kullanmayı ikinci plana atmıştı. Hazırlık döneminde oynadığımız maçlarda ve Erman Kunter'in açıklamalarında gördüğümüz ise bu sene uzunlarının sırtı dönük oyunlarını bolca kullanan hatta alçak posttan uzunlarının pasör özellikleri ile oyun kuran bir Galatasaray göreceğiz. 

Hazır uzunlara değinmişken bu sezonki oyunumuz için bir başka kilit nokta ise ribaundlar. Eğer oyunu açık sahaya yayıp kolay basket bulabilmek istiyorsak mutlak suretle savunma ribaundlarına önem vermemiz gerekiyor. Ege Arar burada bizim için çok önemli. Erman hoca da her açıklamasında ondan iyi geri dönüş aldıklarını belirtiyor. Ege'nin savunma ribaundlarını toplaması ve kısayı çabuk bulması oyunun temposunu arttırmamız için gereken başlıca unsurlardan biri. Burada Renfroe, Emir ve Hopson gibi ribaunda giren kısalarımızın olması da Erman Kunter'in elini güçlendiren noktalardan bir diğeri.

BİREYSEL BEKLENTİLER
Bu takım için iki tane kritik oyuncu var; Scotty Hopson ve Rakeem Christmas. Eğer Hopson sezon içinde tekler ve performans veremezse bu takım büyük sorun yaşar. Ki bu hiç azınsanmayacak kadar yüksek bir ihtimal. Çünkü Hopson daha önceki takımlarında hep bu tarz sorunlar yaşadı ve devamlılığı sağlayamadı. Hopson neden bu kadar kritik derseniz, hücumda üretkenlik için en kritik el Hopson. Hem kendi pozisyonunu yaratabiliyor, hem de topsuz oyunda var. Hücum akışkanlğının sağlanması için en mühim oyuncu. Takımın başarısı doğrudan doğruya Hopson'ın devamlılığına bağlı diyebilirim. 

Rakeem ise kendisinden beklenen seviyenin üstüne çıkarsa bu takım da kendi tavanını aşar. Çünkü sahanın iki tarafında da katkı verebilecek bir oyuncu ve hücumda özellikle hem sırtı dönük hem de yüzü dönük tehdit oluşturabiliyor. Eğer Erman Kunter onun Avrupa'ya alışmasını sağlayabilirse ve savunmada ondan katkı almayı başarabilirse Rakeem'in sezon sonu Euroleague'e sıçrama yapması çok olası. Tabi Rakeem'in potansiyelini aşması bizim de direk olarak tavanımızı yükseltmemiz anlamına geliyor.

Bir de Ege Arar var. Aslında şahsi olarak benim bu sezondan en büyük beklentim Ege olacak. Artık bir üst kademeye atlama yaşı geliyor ve önünde altın bir fırsat var. Hem oynaması için uygun bir ortam hem de gelişimi için doğru bir koç. Ege'nin takıma katabileceği de çok şey değerli şeyler var, sertlik, savunma ve ribaund gibi. Sezon içinde özgüvenini kazanıp, eksiklerini giderdiği takdirde sadece Galatasaray değil, Türk basketbolu da değerli bir oyuncu kazanacak. 

SEZONLUK BEKLENTİLER
Zurnanın zırt dediği noktaya gelirsek, aslında çok göreceli bir konu beklenti. Yöneticiler ve koçlar Galatasaray gibi camialarda her zaman şampiyonluk, final vs gibi hedefler koysa bile gerçekçi olmanın da faydası var. Galatasaray sezon içinde iyi basketbol oynamayı, taraftarını memnun etmeyi vaad edebilir ama şampiyonluk vaad etmiyor. Bu yüzden beklentiyi buna göre ayarlamak ve sezon sonunda takımın başarılı olup olmadığına buna göre karar vermek en doğrusu olacaktır. 

Eldeki bütçe ve kadro ile benim takıma koyduğum çıta Play-Off yarı finali. EuroCup'ta ise son 8 takım arasına kalmak. Bu ve bunun üstündeki durumları başarı, altını ise başarısız sayarım. Bir de Türkiye Kupası var tabi, bence eğer Erman Kunter burayı hedefleyip müzeye bir kupa daha eklemeyi başarırsa sezon içinde yaşanabilecek bir çok tatsızlığı unutturur. Bunu da atlamamak lazım. Ancak yönetimin de çok büyük beklentileri olduğunu sanmıyorum.

Bu yüzden başarı kriterini yükseltip daha sezon başlamadan takımın üstüne fazla yük bindirmemek en mantıklı hareket olacaktır. Açıkçası Galatasaray bu sezon lig sıralamasındaki yerindense oyuncu kazanmayı hedeflerse sezonu daha çok şey kazanarak tamamlayabilir.

TOPARLARSAK...
Galatasaray Odeabank şu an yetenekli 3-5 oyuncunun yan yana geldiği bir kadro gibi. Bu kadronun birbirine uyumu ve takım olabilmeleri, sezon sonu sıralamasını doğrudan etkileyecek. Bu yüzden de Erman Kunter faktörü bizim için oldukça mühim olacak. Bu takımın yarı sahada bir şeyler üretebilmesi ve uyumlu olması için çok iyi bir coaching lazım.

Tabi şunu da söylemek lazım, Galatasaray'ın zamana ihtiyacı var. Yapılmak istenenler hemen olacak şeyler değil. Bizim zamanımız ne kadar var derseniz, fikstüre bakınca pek de yok. Bu yüzden Erman Kunter eğer yılbaşında takımla bir arada olmak istiyorsa bir an önce bir şeyler üretmeli...

Biraz eğlence, biraz atletizm, güzel smaçlar.. Galatasaray Odebank'tan gelecek sezon beklentileriniz bunlar olsun derim, sahadaki oyundan keyif almaya çalışın. Umarım sakatlıksız ve saha dışı problemlerin yaşanmadığı bir sezon olur. Sene içinde görüşmek üzere, sağlıcakla...

Hiç yorum yok

Okumuş olduğunuz başlık hakkındaki yorumunuzu bırakmak için lütfen aşağıda bulunan alana görüşlerinizi belirtiniz. Unutmayınız ki; yorumlarınız blog ekibinin onayı doğrultusunda görüntülenecektir. Hakaret ve küfür içeren yorumlar onaylanmayacaktır.

Blogger tarafından desteklenmektedir.