Dört Köşe | Bam güm oynayacağız..

Galatasaray'ın milli ara öncesi ligin 11.haftasında evinde Gençlerbirliği'ni farklı mağlup ettiği haftanın ardından Dört Köşe konsepti için FCN Blog editörleri olarak yuvarlak masanın etrafına oturduk ve takım hakkında konuştuk, beyin fırtınası yaptık. Yabancı sınırlamasına ve bireysel performanslara değindik. Keyifli okumalar...

Galatasaray, Gençlerbirliği'ni farklı yenerek milli araya moralli girdi. Ancak ilk yarıdaki oyun neredeyse hiçbirimizi memnun etmemiştir. O kısımda sence neleri yanlış yaptık?
Barış Çamur: Üstüste iki derbiden sadece 1 puan çıkartmış bir Galatasaray'ın iç sahada oynadığı ilk karşılaşmada ligin alt sıralarında yer alan bir takım karşısında 3-5-2 gibi oldukça hücumcu bir formasyonla ve oyun mantığıyla oynamasını bekliyordum. Açıkcası kadrolar yazıldığında Eren Derdiyok - Bafetimbi Gomis ikilisini gördüğümde "bam güm top oynayacağız." diye düşünüyordum, ki öyle de oldu. Maçın hemen başında bir gol gelince, takım ister istemez kendisini geriye çekti. Galatasaray karşısında 1-0 kaybetmek ile, 5-0 kaybetmek arasında pek bir fark yok. Ancak topyekün gelip bir tane atarsanız (ki takımın en büyük sorunu duran top?) beraberliğe kapanabilirsiniz. Aslında böyle bir senaryo izledik. Golden sonra ikinci golü ararken gereksiz bir şekilde risk alıp (belki de oyun formasyonuna alışık olmadığımızdandır) arka tarafta boşluklar bıraktık. Bence bunun ilk kaynağı, 3lü stoper savunması.. Sol tarafta Garry Rodrigues'in kanat/bek rolüne alışkın olmaması. İkinci etken ise, golden sonra istemsizce bir skoru koruma içgüdüsü oluşuyor. İster istemez daha kontrollü, daha sakin ve defansif oynuyoruz. Üçüncü ise, üçlü stoperin önünde tam bir çapa rolüne bürünen Fernando'nun neredeyse 60 metreyi tek başına oynamak zorunda kalması ve 2 rakip oyuncuyla başbaşa kalması. Brezilyalı oyuncu bu sezon en kötü performansını sergilemiş olabilir, istatistik olarak.. Rakip bunları iyi değerlendirdi ancak Fernando Muslera'nın neden ligin en iyi kalecisi olduğunu gördük. Her ne kadar oyuna soktuğu neredeyse tüm topları rakibe atsa da..

Yine yeni yeniden yabancı sınırlaması konuşulmaya başlandı. Galatasaray'ın puan kaybettiği iki hafta boyunca yabancı sınırlaması hakkında tek bir demeç olmamasına rağmen farklı kazandığımız hafta bu tip demeçlerin verilmesine ne diyorsun?
Barış Çamur: Öncelikle belirteyim, şaşırmıyorum. Galatasaray puan kaybettiği hafta kafasını kuma gömenler, gümbür gümbür kazanılan ve 5 gollü galibiyetin ardından "kanunsuzluk" gibi abuk sabuk ithamlarla yeniden hortluyorlar. Bugün bakıldığında Süper Lig tarihin en golcü sezonlarından birisini yaşıyor. Avrupa'daki beş büyük majör lig olmak üzere tüm ligler dikkate alındığında maç başına 3.2 gol ortalaması gibi çılgın bir ortalama var. Tribünler daha dolu, oynanılan futbol daha eğlenceli ve hepsinden ötesinde takımlar arasındaki mesafe kısaldı. Ancak ülkedeki sözüm ona tarafsız ve ahlaklı basınımızın, yorumcularımızın tek derdi Galatasaray. Geçen hafta Trabzon deplasmanı sonrasında Cenk Ergün çok güzel bir şey söylemişti. İnsanlar işine gelince Galatasaray'ın oyuncu kadrosuna laf atarak yabancı oyuncu kuralını eleştiriyorlar ancak bu kural 3 yıldır devam ediyor ve işine gelen takım Çorumspor karşılaşmasına bile 8 yabancı ile çıkabiliyor. Eğer eleştiriyorsanız, işinize geldiği gibi davranmayacaksınız.

Yabancı oyuncu konusunda şahsi fikrim çok net; Sınırsız olsun. Belki bazı prosedürler getirilebilir. Oyuncu yetiştirmek kapsamında, örneğin maç kadrosunda altyapıdan mutlaka 3 oyuncu zorunluluğu olup bunlardan 1 tanesinin ilk 11'de olması gerektiği gibi bir ibare belirtilebiliriz. Birileri haksız bir şekilde zenginleşecek, sağda solda menajerlerde veya galericilerde rant dönecek diye Türk futbolunu baltalamanın hiç bir anlamı yok. Milli takım düzeyinde başarılı olmak arzu ediliyorsa, milli takımın doğru dinamikler ve isimlerin etrafında kurulması gerekiyor. Bugün kendi kulübünde antrenman maçında dahi oynatılmayan 30 yaşındaki bir oyuncu sırf ismi var diye kaptanlık bandını takıyorsa kimse haktan - hukuktan veya kuraldan bahsetmesin.

Sezonun başında 4'lü savunma ve önlerinde Fernando'dan oluşan bir kurgumuz vardı. Ancak ilerleyen dönemde Tudor bu yapıyı farklı sebeplerden ötürü değiştirdi. Fernando'nun da bu değişimden sonra formunun düştüğünü fark edebiliyoruz. Sence Fernando'ya nasıl bir rol biçmeliyiz?
Mücahit Mintemur: Galatasaray, sezon başında ilk 4 maç özelinde karşılaşma başında her ne kadar orta saha olarak gözükse de Fernando'yu stoperlerin arasında kullanarak başladı. Fernando bu dönemde çok büyük öneme sahipti. Hücumları başlatan ve yön veren isim olarak gördük onu sahada. Galatasaray'ın savunmadan hücuma top taşıma görevini de layıkıyla yaptı. Ancak bu dönemde Sivasspor maçıyla başlayan Fernando'ya top kullandırmama çabası rakipler adına sonuç vermeye başladı. Topun orta sahadaki Ndiaye ve Belhanda'ya ulaşmaması büyük bir sorundu. Topun oraya ulaşmadığı her an Galatasaray adına eksi yazıyordu.

Tudor bu sorunu çözmek adına Kasımpaşa maçı ile birlikte Ndiaye'yi, Fernando'nun yanına gönderdi ve tam anlamıyla 4-2-3-1 düzenini görür olduk. Ndiaye'nin driplinginin oluşu ve top kullanma becerilerinin Fernando'ya göre daha iyi oluşu sonuç verdi ve Ndiaye bu bölgede devam etti. Bu değişiklik Fernando'nun daha az topla buluşması demekti ve hücumun sadece topsuz kısmında yaptıklarıyla takıma katkısı oluyordu. Eskisi gibi rahat topla buluşamayınca ve top kullanma becerileri iyi olmayınca da daha garanti tercihlere yöneliyor Fernando. Rakiplerin de önlem aldığını hesaba katıp yukarıda bahsettiğim sebepleri de göz önünde bulundurursak performansının düştüğü düşüncesine katılmıyorum. Sadece daha az topla buluşuyor, savunma performansı ise aynı düzeyde devam ediyor.

Igor Tudor son dönemde 3'lü savunmaya ağırlık veriyor. Bu sistemde de orta sahadaki üretkenliğimiz Belhanda'ya bağlı açıkçası. Sence biz Belhanda'yı maksimum verimde kullanabiliyor muyuz? Ya da Belhanda formsuz olduğunda nasıl bir B planı üretebiliriz?
Hasan Yiğit Karaağaç: Galatasaray'ın üçlü savunmaya ağırlık vermesi aslına bakarsak şaşırtıcı değil. Sezon başından beri hücuma çıkarken Fernando'nun savunmada stoperlerin arasına geçmesiyle birlikte üçlü savunma şeklini alan Galatasaray, bu oyun planında oldukça da başarılı olmuştu. Üç stoper ile gerçekten üçlü savunma oynaması ise daha yakın bir tarihe dayanıyor. İlk olarak Fenerbahçe maçında gördüğümüz üç stoper ile üçlü savunmada asıl plan Fernando'ya gelebilecek olağan bir baskıda takımın kilitlenmesini önlemekti. Jason Denayer'ı savunmanın ortasında değerlendiren Igor Tudor, Fenerbahçe forveti Victor Janssen'nin Fernando'ya baskı yaptığı sırada Denayer ile topu oyuna sokmuş, Belçikalı oyuncuyu durdurmaya çalıştığında da Fernando ile asıl yapmak istediğini uygulamıştı. Gençlerbirliği maçında ise bu sezon ikinci kez üç stoper ile oynadığımız maçı gördük. Fenerbahçe maçından farkı ise Denayer'ın üçlü stoperin ortasında olması yerine sol stoperde oynamasıydı. Bir çok pozisyonda sol bek gibi duruşuyla savunmada sağlam bir görüntü çizilmesini sağladı. İki maçtaki üçlü stoperin temel farkı bu şekildeydi.

İkisinin benzerliklerinden biri ise hücumda takımın vazgeçilmezi olan Younes Belhanda. Şu an açık bir şekilde takımın hücumda vazgeçilmez ismi Belhanda. Taraftarlar arasında her ne kadar çok eleştirilse de çıktığımız her hücumda Belhanda'nın bir payının olduğunu göz ardı etmememiz gerekiyor. Takım olarak rahat hücum ettiğimiz dönemler açıkça topa hükmettiğimiz dönemlerdir. Topa hükmettiğimiz zamanda hücumun ana parçası Belhanda oluyor. Faslı oyuncu şu anki orta sahamızda oyun görüşü ve ayağı en iyi olan kişi. Bunu da her hücuma çıkarken hücumu kendisinin yönlendirdiğini görebiliyoruz.

Belki şu an en iyi performansını sergilemiyor, belki şu an onu maksimum verim alabileceğimiz şekilde kullanmıyoruz ancak Galatasaray hücumda başarılı olmak istiyorsa başarıya giden yolda Belhanda'ya muhtaç. Ofansif orta saha oyuncusu takım için vazgeçilmez olmasının en önemli sebeplerinden biri de kendisinin yerine koyabileceğimiz birinin olmamasıdır. Bu sezon cezasından dolayı Trabzonspor maçında forma giyemediğinde daha iyi gördük. Tudor, kendisi yerine Selçuk İnan'ı denemiş ancak bu açıkça başarısız olmuştu. Şu anki Selçuk ne Belhanda kadar sahada aktif olarak oyunun içinde kalabiliyor ne atletikliğiyle topun peşinden koşabiliyor ne de oyuna ağırlığını koyup hükmedebiliyor. Ayrıca belirtmek istediğim ise Faslı orta saha oyuncusunun taraftarlar arasında eleştirilmesinin tek sebebi oyunda yapamadığı gol ve asist katkısı olarak gösterebilirim. Son oynanan Gençlerbirliği maçında 2 asist yaptığında taraftarların çok beğendiği Belhanda aslında oyuna katkı konusunda Kasımpaşa, Karabükspor ve Konyaspor maçlarında çok daha iyi şeyler ortaya koymuştu. Ön yargıları bir tarafa bırakırsak Belhanda'nın şu an takım için ne kadar önemli ve vazgeçilmez olduğunu açık bir şekilde görebiliriz.

Belhanda formsuz olduğunda veya sahada olmadığında takım hücuma çıkarken oldukça zorlanıyor. Tabi ki bu şekilde sadece Faslı oyuncuya bağlı kalmamalıyız. Takımın orta sahasında tekniği en iyi isim olan Belhanda'nın formsuzluğunda üçlü savunma oynadığımız şu dönemde kanat beklerle çözebiliriz. Mariano gibi harika bir kanat beke sahibiz. Oyun kurma becerisi ve oyun görüşü harika olan Brezilyalı oyuncu, çözümü kanat beklerde aradığımızda bir numaralı isimdir şüphesiz. Mariano'nun yanı sıra Garry Rodrigues'i sol kanat bek olarak kullandığımızda ise kendisinin dribling özelliğini kullanabiliriz. Dribling özelliği diyince akla gelen bir diğer isim ise Badou Ndiaye. Bunun dışında Maicon'un uzun toplarını kullanarak Eren Derdiyok veya Bafetimbi Gomis'in topu indirmesiyle bir çok kez hücum yaratmayı denediğimizi de görmüştük Tabi ki bunlar oyun içinde sürekli denemek yerine belli sayıda veya dakikalarda yapabileceğimiz hücum şablonları.  Uzun lafın kısası şu dönemde Galatasaray hücuma çıkmak için Belhanda'ya muhtaç. Galatasaray hücumunun bir numaralı ismi olan Faslı ofansif orta saha oyuncusu sakat veya cezalı olmadığı her maçta mutlaka Galatasaray 11'inde yer almak durumundadır.

Hiç yorum yok

Okumuş olduğunuz başlık hakkındaki yorumunuzu bırakmak için lütfen aşağıda bulunan alana görüşlerinizi belirtiniz. Unutmayınız ki; yorumlarınız blog ekibinin onayı doğrultusunda görüntülenecektir. Hakaret ve küfür içeren yorumlar onaylanmayacaktır.

Blogger tarafından desteklenmektedir.