Yabancı sınırı: Futbola yabancı olanlar ve olmayanlar..

Galatasaray'ın lige 8 maçta 7 galibiyet almasıyla birlikte konuşulmasının bir tesadüf olduğu (!) ve Galatasaray'ın iki hafta boyunca puan kaybı yaptığında konuşulmayan ancak Gençlerbirliği'ni 5 golle mağlup edince tekrar konuşulan yabancı sınırı gerçekten asıl problem mi? İki senedir var olan ancak sorun olduğu nedense bu sene lanse edilmeye başlayan yabancı sınırı kalkarsa neler olur bir düşünelim. Ligde yeterli seviyede olmayan ancak yerli oyuncuya ihtiyaç yüzünden transfer edilmesi zorunlu hale gelen oyuncular dört büyüklerin birbirine kaptırmama çabasından dolayı uçuk bonservis ücretlerine mal olacak. 

Yerli piyasasında verilen yüksek bonservis ücretleri ve bunun doğrultusunda artan maaşlar nedeniyle yerli oyuncular düşük maaşlı Avrupa takımlarını ikinci plana atacak. Takımlar ise sahip oldukları gerçekten yetenekli yerlileri - Cenk Tosun, Oğuzhan Özyakup, Tolga Ciğerci, Cengiz Ünder ve diğerleri - gerçekten yüksek ve yararlı olabilecek bonservis teklifleri gelse bile yabancı sınırından dolayı ikinci plana atacak ve kabul etmemeyi tercih edecek. Hem kulüpler elde edebilecek gelirden olacak hem de yerli oyuncular Avrupa pazarına açılamayarak Türkiye'yi Avrupa'da temsil edemeyecek hale gelecek. Tabi ki daha fazla oyuncu bazlı düşünürsek Mariano yerine Tarık Çamdal, Veysel Sarı; Valbuena yerine Volkan Şen; Pepe, Maicon yerine Serdar Kesimal, Uğur Demirok; Gomis, Adebayor, Jahovic yerine Umut Bulut, Gökhan Ünal ve örneğini çoğaltabileceğimiz gibi bir çok mevkide oynamaması gereken oyuncular oynamak zorunda kalacaktır. Bu durumda ligde bile şu anki rekabet ve güzel oyun sağlanamayacakken Avrupa'da başarı hayal durumuna gelecek.

Sözün kısası yabancı sınırını düşürdüklerinde yerli oyuncular nasıl olsa ben kadroya girmek zorundayım diye çalışmayacak ve sadece para için transfer yapma durumunda olacaktır. Böyle bir şeyi halk dilinde yatmak diye tabir ederiz ve böyle bir şey oyuncuların gelişimine ne gibi fayda sağlayacak? Yeteneği olan, çalışan, gelişen yerli futbolcular sınırsız yabancı durumunda da kadroya girmeye başarıyor. Cenk Tosun, Oğuzhan Özyakup, Serdar Aziz, Tolga Ciğerci, Yusuf Yazıcı, Cengiz Ünder, Abdülkadir Ömür gibi. Bu yabancı sisteminde Yusuf Yazıcı, Abdülkadir Ömür, Cengiz Ünder gibi isimler yetişebiliyorsa diğerleri sormalı ben niye gelişmiyorum? Çünkü onlar bazı oyuncular gibi 'yatmayı' tercih etmedikleri için formayı giymeyi hakediyorlar. Yabancı sınırı geldiğinde çalışmak istemeyen oyuncular haketmedikleri maaşları kazanıyor ve Türk futboluna hiç bir yarar sağlamıyorlar. Ayrıca yabancı sınırı kulüplere de başarı, güzel oyun getirmiyor üstüne üstlük mali açıdan da büyük zararlar getiriyor. Yabancı sınırı aslında pasaportlarla ilgili değildir. Yabancı sınırında oyuncuları ikiye ayırırız: futbola yabancı olanlar ve futbola yabancı olmayanlar.

Eski yabancı sınırı sisteminde neler oldu?
Şimdi yeni sistemden eski sisteme bir dönüş isteniyor fakat eski sistemde bir başarı sağlandı mı? Zaten bir başarı olmadığından dolayı bu sisteme geçildi. Eski sistemde herhangi bir milli takım başarısı yaşanmazken, çalışmayan yerli oyunculara sahip kulüpler de iyi bir oyun sergileyemiyordu. Haliyle hem Avrupa'da başarı gösteremezken hem de ligde bir rekabet oluşmuyordu. Bunların yanında bir de yerli oyunculara ödenen uçuk bonservisler ise dudak uçuklattı. Gelin beraber bir kaç örneğe bakalım:
  • Ozan Tufan: 8 milyon euro,
  • Mehmet Topuz: 8 milyon euro,
  • Serdar Kesimal: 4.75 milyon euro,
  • Alper Potuk: 7.25 milyon euro,
  • Tarık Çamdal: 4.75 milyon euro,
  • Olcan Adın: 4 milyon euro,
  • Yiğit Gökoğlan: 2.5 milyon euro.

Bu oyuncular gerçekten bu bonservis ücretlerini hak ediyor muydu? Ücret/performans oranı tutarlı mıydı? Daha ucuz bonservis ücretleriyle alınan yabancıların verdikleri katkılara şahit oluyoruz. Böyle yerli oyunculara bu ücretleri ödeyip başarısız olmak mı yoksa daha ucuz bonservis ücretleriyle aldığımız oyuncularla başarılı olmak mı? Yabancı sayısını kısıtlamak sadece çalışmayan yerli futbolcuya etmeyeceği bonservis ücretini ödetiyor ve ona para kazandırıyor. Sorun yabancı sınırı değil. Bunu yaşamışken şimdi neden bunu istiyorlar?

HER ŞEY BİR TESADÜF MÜ?
2014 yılının sonlarında, 2015 yılının başlarında yabancı sınırı genişletilmişti. O sezondan önce Galatasaray yerli oyunculara yüksek bonservis bedellileri ödemiş ve büyük bir mali yükün altına girmişti. Ardından ise gelen yeni yabancı kuralıyla aldığı bu yerli oyuncuların bonservis ücretleri düşmüş, Galatasaray hem mali hem de kadro yapısı olarak büyük bir zarara uğramıştı. Şimdi ise Galatasaray, iki senedir süren yeni yabancı kuralı doğrultusunda yabancı oyuncularla kadro yapısını oluşturdu ve belirli bir mali yükün altına girdi. Şu an ise aynı kişiler iki sene önce yaptıkları bu sistemi eskiye döndürmek istiyor. Peki soruyoruz bunlar bir tesadüf mü?

SORUN ALTYAPIYA YAPILMAYAN YATIRIM
Eski yabancı sınırında da gördük, yenisinde de. Sorunun yabancı sınırıyla bir ilgisi yok. Çalışan oyuncu her iki sınırda da yerini buluyor ve kendini geliştiriyor. İşte bu altyapıdan gelen bir şey. Diğer ülkelerin başarılı olma nedeni de bu. Peki bizim altyapılarımız yeterli mi? Gelin bir de milli takımımızda oynayan oyuncuların altyapı geçmişlerine göz atalım.
  • Almanya - Ömer Toprak,
  • Almanya - Çağlar Söyüncü,
  • Almanya - Kaan Ayhan,
  • Almanya - Tolga Ciğerci,
  • Almanya - Hakan Çalhanoğlu,
  • Almanya - Yunus Mallı,
  • Almanya - Cenk Tosun,
  • Almanya - Olcay Şahan,
  • Almanya - Nuri Şahin,
  • Fransa - Mevlüt Erdinç,
  • Hollanda - Oğuzhan Özyakup,
  • Danimarka - Emre Mor.

Şimdi bu oyuncular yabancı sınırının mı ürünü? Yoksa aldıkları altyapı eğitiminden dolayı mı bu seviyelere geliyorlar? Daha yakın zamanda Kerem Demirbay'ın peşinden koşturdu milli takım yetkilileri. Bu durum şöyle açıklanabilir biz yetiştirmek istemiyoruz, hazıra konmak istiyoruz. Sorun da burada işte. Sorun yabancı sayısı falan değil, sorun altyapıda verilmeyen eğitimdir.

LUCESCU NELER DİYOR?
Mircea Lucescu bir açıklamasında, "Az oynayan oyunculardan bir ekip kurmak kolay değil" sözlerine yer vermişti. Kendisi bu konuda haklı olabilir ancak yaptığı seçimlere bir göz atalım. Stoperde kendi kulüplerinde neredeyse tüm maçlarda forma giymiş Serdar Aziz, Ömer Toprak, Çağlar Söyüncü gibi isimler yerine gerçek mevkisi stoper olmayan Mehmet Topal'ı tercih eden; orta sahada kulüplerinde forma şansı bulamayan Arda Turan, Volkan Şen, Ozan Tufan'ı tercih eden de Rumen teknik adamın kendisi. Son anda kadroya alınan (!) Oğuzhan Özyakup dışında Okay Yokuşlu, Yusuf Yazıcı, Yunus Mallı gibi kulüplerinde forma şansı bulan oyuncular ise yedek kulübesinde oturuyor. Şunu da belirtmek lazım Emre Akbaba, Deniz Türüç, Olcay Şahan, Abdülkadir Ömür gibi hem kulüplerinde şans bulan hem de iyi performans gösteren oyuncular kulüplerinde forma şansı bulamayan oyuncular yerine tercih edilmiyor. Şimdi kendisine soruyoruz az oynayan oyunculardan bir ekip kurmak kolay değil ise neden oynayan oyunculara şans vermiyoruz?

Mircea Lucescu bir başka açıklamasında, "15 farklı kulüpte oynayan futbolculardan kurulu bir ekibimiz var. 2-3 ekipte oynayan bir milli takım yapamıyoruz. Bu da zorluk oluşturuyor. Zamanla çok iyi bir ekip kuracağımıza eminim. Bana üç oyuncu alabileceğim bir futbol kulübü söyleyin." sözlerini kullanmıştı. Öncelikle bu bir kulüp takımı değil farklı kulüplerden oyuncu olması neden bu kadar garip geliyor? 2-3 takımdan oyuncu alacağım diye dördüncü ve beşinci takımdaki yetenekli oyuncuyu pas mı geçeceğiz? Gerçekten savunması olmayacak bir tez. Bu sözlere karşı bir çok şey söyleyebiliriz, bir de gelin rakiplerimizin kadrolarının ne durumda olduğuna bakalım.

Grubu 1. tamamlayan İzlanda'nın 11'inde oynayan tüm oyuncular farklı takımlarda oynarken toplamda 22 farklı takımdan oluşuyor. Grup ikincisi Hırvatistan 21, Ukrayna 12, son maç berabere kaldığımız Finlandiya ise kadrosunu 21 farklı takımdan oluşturuyor.

Ayrıca Lucescu, 7 Temmuz 2016'da Rusya'da Zenit'in teknik direktörü iken basına yaptığı açıklamada şunları dile getirmişti: "Yabancı oyuncuları sınırlamak bir hata. Bu sporun özü olan rekabeti yok ediyor."

SON AVRUPA ŞAMPİYONASI'NDA NELER OLDU?
- Şampiyon olan Portekiz'in finalde forma giyen 14 oyuncusundan yalnızca 4 tanesi bir önceki sezonu Portekiz liginde geçirmişti.
- Fransa formasıyla finalde maça çıkan 14 oyuncudan 12'si kadroya Ligue 1 dışından dahil edilmişti.
- Belçika'nın 23 kişilik kadrosunda Jupiler League'den yalnızde dört kişi yer almıştı.
- Şampiyon Portekiz'e elenen Polonya'nın o maçta sahaya çıkan 11'inde yalnızca üç isim Polonya Ligi'nde oynuyordu.
- Büyük bir sürpize imza atan İzlanda'nın, ilk 11'indeki 7 oyuncusu Premier Lig'de forma giyerken İngiltere'yi de saf dışı bırakmıştı.

Şimdi bir de finalist ülkelerin kulüp takımlarına bakarsak; son şampiyon Portekiz'de Benfica'nın kadrosunda 24 yabancı, Porto'nun 20 yabancı oyuncusu bulunuyor; finalin diğer ekibi Fransa'da ise son şampiyon Monaco'nun kadrosunda 21, PSG'nin 15 yabancı oyuncu var. Peki bu ülkeler nasıl finale çıkma başarısı gösteriyor? Dünyada yabancı sınırını tamamen serbest bırakan ilk ülke olan Almanya, Fifa dünya sıralamasında 2. sırada yer alırken, son 7 sezonda her şampiyonlar ligi yarı finaline en az bir takım gönderirken, yabancı sınırı onlar için geçerli değil miydi?

NEDEN TEK FUTBOL?
Şu an yabancı sınırı sorunu sadece neden tek futbol için konuşuluyor? Basketbolda da 5+1 gibi bir yabancı sınırı bulunuyor. Fenerbahçe, tamamen yabancı kadrosuyla Euroleague şampiyonu oluyor. Son Euroleague maçında hiç bir yerli oyuncusuna süre vermiyor ancak bunlar gündemde değilken sadece Galatasaray'ın oynattığı yabancılar ve futboldaki yabancı sınırı konuşuluyor. Buna gerçekten bir anlam veremiyorum. Sadece basketbolda değil. Başta atletizm olmak üzere birçok spor branşında devşirme sporcu kullandığımız zaman bir sorun olmuyorken neden tek sorun yaratan branş futbol oluyor?


**"Son Avrupa Şampiyonası'nda neler oldu?" adlı bölümdeki Milli Takım verileri Socrates Dergi'de bulunan Atahan Altınordu imzalı yazıdan alınmıştır.

Hiç yorum yok

Okumuş olduğunuz başlık hakkındaki yorumunuzu bırakmak için lütfen aşağıda bulunan alana görüşlerinizi belirtiniz. Unutmayınız ki; yorumlarınız blog ekibinin onayı doğrultusunda görüntülenecektir. Hakaret ve küfür içeren yorumlar onaylanmayacaktır.

Blogger tarafından desteklenmektedir.