Bu takımın bir lidere ihtiyacı var!

Galatasaray Odeabank dün deplasmanda son hücumunu değerlendiremediği maçta Beşiktaş Sompo Japan'a 80-78 mağlup oldu. Alex Renfroe'nin sadece 14 dakika oynadığı ve hiç bir katkı veremediği karşılaşmada maçı kazanmak için eline birçok kez fırsat geçiren takımımız bu fırsatları geri teperek ligdeki 6. mağlubiyetini aldı.

Şüphesiz takımın son zamanlarda çıkışa geçmesinde en büyük katkısı olan iki oyuncu Alex Renfroe ve Dwight Hardy'di. Şu şartlar altında takımın özellikle oyun kurucu pozisyonunda Alex Renfroe'nin oyna(ya)mamasına tahammülü yok. Alex Renfroe'nin iyi oynamadığı maçlarda ya Scotty Hopson'ın olağanüstü bir perfromans göstermesini bekliyoruz ya da Dwight Hardy'nin eline geleni atmasını beklemek zorunda kalıyoruz. Bu ikisinin her zaman olmasının yanı sıra önemli maçlarda olma olasılığının düşüklüğünü göz önüne alırsak Alex Renfroe'nin şu takımda iyi oynamadığı her maç bizim için ufak bir kabusun başlangıcı oluyor. Beşiktaş maçına kötü başlayan Alex, hem formsuzluğu hem de ayağındaki sorun nedeniyle maçta sadece 14 dakika süre alabildi. Bu sürede sayı veya ribaund katkısı veremeyen Amerikalı oyuncu, maçı 2 asist ve 4 kaybı ile tamamladı. Bizim için maçtaki tüm zorlukların ilk sebebi buydu. Alex Renfroe'nin yokluğunda hücumda organize olmakta baya zorlandık. Bu nedenle set oyunlarında başarı sağlayamazken, Dwight Hardy'e de hiçbir pozisyon hazırlayamadık. Kötü başlayan Alex'i ikinci çeyreğin büyük bölümünde kenarda bekleten Erman Kunter, oyun içinde lideri bulmakta bu sürede Mehmet Yağmur ve Jordan Taylor'ı denese de pek başarılı olamadı. Özellikle Mehmet Yağmur'un eline bakıldığı dakikalarda takım kötü performansını perçinledi. Şunu da söylemek lazım ikinci çeyrekte Scotty Hopson bir ara ritmini bulmuştu ama koç Kunter kendisini kenara aldı. Zaten ikinci çeyreğin sonundaki düşüşün sebeplerinden biri de buydu. Set hücumu oynayamayan takımda bireysel olarak sayı bulan Hopson'ın kenara gelmesine hiç bir anlam veremedim. 

Hep kısalar üzerinden hücumu değerlendirdik şu ana kadar. Kendimize sormamız gerekiyor. Neden uzunları konuşamıyoruz? Takımın uzun ihtiyacı ortadayken uzun transferini geciktirmekte olan yönetimin DaJuan Summers, Ege Arar ve Richard Hendrix üçlüsüyle bu sezonun geçmeyeceğini Beşiktaş maçıyla bir kez daha gördüğünü umuyorum. Rakibin de pota altında De Lima & Sertaç Şanlı ikilisiyle yeterli olmadığını düşünürsek, buna rağmen yeterli üstünlüğü sağlayamadık. Summers'ın özellikle savunmada yaptığı hataların yanı sıra Ege Arar'ın da pasif kaldığı karşılaşmada çember altında istediğimiz etkiyi yaratamadık. Genel olarak baktığımızda da Summers'ın kötü bir performans gösterdiğini, Richard Hendrix'in ise bir maç hiç katkı yapamazken, diğer bir maçı domine ettiğini görüyoruz. Hendrix'i kısa sürelerde kullanarak başarı sağlayabiliriz ancak yanındaki isimlerin Summers ve Ege ile kısıtlı olmasından dolayı uzun rotasyonunda hem savunmada hem de hücumda ciddi sorunlar yaşıyoruz.


Maçın savunma kısmına dönersek savunmada görüntü itibariyle çok garip şeyler izledik. Maç içinde iki takımında savunması iyi gibi gözükse de aslında bunun temel nedeni iki takımın da hücumda kötü olmasıydı. Her ne kadar - Beşiktaş'ın bizim gibi hücumdaki sorunları nedeniyle - savunmamız iyi gibi gözükse de geçen maçlarda yaptığımız gibi oyunumuza pozitif etkisi olacak savunmayı gerçekleştiremedik. Beşiktaş'ın da sorunları bizimle aynı durumdaydı. Michael Roll'un ayrılmasından sonra hücumda opsiyon yaratmakta zorlanan Siyah Beyazlılar'ın sorunu bu maçta da devam etti. Guard rotasyonu bizim gibi oyun aklı konusunda sorunlar yaşadı ve bizim savunmamızın iyi gibi gözükmesini sağladı. İlk iki çeyrekte maçın başa baş geçmesinin nedenlerinin de biri buydu, D.J. Strawberry ve Ryan Boatright'ın çok fazla sorumluluk almaması. Savunmanın aslında iyi olmadığını ise ikinci çeyreğin sonunda başlayan iyi Beşiktaş hücumlarıyla görmeye başladık. Başta Strawberry olmak üzere Boatright'ın da hücumda liderliğe soyunmasıyla kendini bulan Beşiktaş Jon Diebler'ı efektif kullanmaya başladı. Jon Diebler'ın 5/7 üçlük attığı üçüncü çeyrekte bir alkışı da hayalet gibi savunma yapan Hardy ve buna inadına önlem almayan Erman Kunter hakediyor.

Momentumu üçüncü çeyrekte eline alan Beşiktaş'ın savunmasının kötü olduğunu ise biz son çeyrekte gösterdik. Maçın başından beri oyun içi lideri bulmakta zorlanan takımımızda son çeyrekte Jordan Taylor ve Emir Preldzic ön plana çıktı ve takımı canlandırdı. 22-11 seri yakalamayı başaran takımımız farkı kapatarak maçın tekrardan başa başa gelmesini sağladı. Oyun içi aklın yerine geldiğini şu istatistiklerle de çok iyi şekilde anlatabiliriz: İlk üç çeyrekte toplam 10 asist yapmayı başarırken, son çeyrekte tam 8 asist yaptık. Bunlardan 5'i Emir Preldzic'e aitti. Burada bizim takımın verdiği refleks takdir edilmesi gerekirken, bize bir yardımı da Ufuk Sarıca yaptı. Üçüncü çeyrekte Diebler'ın şutunu riske ederek hata yapan Erman Kunter gibi hata yapan koç Sarıca, Boatright'ı oynatmak yerine Kenan'da ısrarcı olunca Taylor'ın öne çıkmasına yardımcı oldu. Tüm bunlarla beraber son topta kazanma şansı yakaladık. Tamamen facia olarak kullandığımız son topta maçta toplam 4 tane üçlük isabeti bulmuşken, çok makul olmayan Summers ile dış çizgiden bir atış denedik ve başarısız olduk. Buna rağmen şans Hopson ile çember altında bir kez daha ayağımıza kadar geldi ancak gene de değerlendiremedik. Bana kalırsa son topu üç sayı olarak kullanmak çok saçmaydı. Üstelik bunu stabil bir performansı olmayan Summers ile denemek daha da saçmaydı. Scotty Hopson ile içeriyi zorlamak varken neden böyle bir şey denedik tabii ki bilemiyoruz. 

Her şeyi göz önünde bulundurursak, her iki takımında hücumda da savunmada da kötü olduğu ve çok fazla dalgalanma yaşadığı bir maç oldu. Biz de son zamanlarda her ne kadar çıkışta olsak da eksiklerimizi daha iyi görme şansı yakaladık. Ayrıca bütün bu olumsuzluklara rağmen bir çok kez kazanma şansını elimize geçirdiğimiz maçta biraz da olsa şanssızlığımız yüzünden maçı kaybettik. Umarım bu alabileceğimiz maçları ileride kafamızı taşlara vurarak aramayız.

Hiç yorum yok

Okumuş olduğunuz başlık hakkındaki yorumunuzu bırakmak için lütfen aşağıda bulunan alana görüşlerinizi belirtiniz. Unutmayınız ki; yorumlarınız blog ekibinin onayı doğrultusunda görüntülenecektir. Hakaret ve küfür içeren yorumlar onaylanmayacaktır.

Blogger tarafından desteklenmektedir.