Nostalji | 16 yıl önce Türk futbolunda bir ilk..

Uzun süredir ara verdiğimiz nostalji yazılarımıza yeniden başladık. Madem hafta içinin gündemi Şampiyonlar Ligi, biz de bu konuda nostaljik bir yazıyla tekrar merhaba diyelim dedik. Sizleri tam 17 sene öncesine götüreceğiz. Kimsenin başarısını küçümsemiyoruz ama bazılarının bugünlerde ilk defa tattığı duyguları biz neredeyse 20 sene önce tatmıştık, hem de fazlasıyla. Üstelik o dönemde Galatasaray'ın bu başarısı ne yurtta ne de dünyada 'sürpriz' olarak değerlendirilmemiş, aksine beklenen durum olarak değerlendirilmişti. Gelin sizi 4 sene üst üste şampiyon olmuş, o günlerde kimsenin hayal bile edemediği UEFA Kupası ve Süper Kupa'yı kazanmış; bununla kalmayarak Türkiye'yi ve Avrupa'yı adeta domine etmiş Galatasarayımızın iki kez gruplardan çıkma ve efsanevi bir çeyrek finalle turnuvaya veda etme serüvenini anlatalım.

Takvimler 2000 senesini gösterdiğinde Galatasaray önderliğinde Türk futbolu tarihinin en parlak dönemini yaşıyordu. Avrupa'da bir Türk takımı ilk defa kupa kazanmış, daha büyük hedeflere emin adımlarla yürüyordu. Bu zorlu yolculukta teknik direktör değişikliği yaşanmış Fatih Terim yerine Mircea Lucescu'yla yola devam etme kararı alınmıştı. Takıma yapılan tek takviye Rumen teknik adam değildi. Aynı zamanda Avrupa gol kralı, vücudunun her yeriyle gol atabilen Süper Mario Jardel de sarı kırmızılı formaya kazandırılmıştı. Bu yeni ekip icraatlerine Ağustos ayında Real Madrid'in ellerinden Avrupa Süper Kupası'nı alarak start vermişti. O müsabakanın sonunda ezeli rakipleri Barcelona'nın elinden aldıkları dünya starı Luis Figo'nun saha ortasında akıttığı göz yaşları hala unutulmaz.

O sene Şampiyonlar Ligi serüveni yine ön eleme turuyla başladı. Rakip St.Gallen kolayca geçildi ve grup aşamalarına gelindi. O sezon ülke olarak Şampiyonlar Ligi gruplarında iki takımla temsil ediliyorduk: Galatasaray ve Beşiktaş. Siyah beyazlı ezeli rakibimiz, gruplarında eşleştikleri Leeds United için "ne olacak bunları biz de yeneriz" diyerek 6-0 yeniledursun, sarı kırmızılı takımımız yoluna emin adımlarla ilerleyecekti.

İlk gruplarda rakiplerimiz Shabani Nonda'lı Monaco, eski kaptanımız Tugay Kerimoğlu'nun formasını giydiği Glasgow Rangers ve o sene Şampiyonlar Ligi'nin sürpriz takımı Strum Graz'dı. Tüm takımlar kendi liglerini şampiyon olarak tamamlamışlardı. İlk müsabakamız grubun Galatasaray ile birlikte diğer favori ekibi Monaco ileydi. Maça Mario Jardel'in golüyle başladık. Akabinde Hagi'nin 35 metreden örümcek ağlarını aldığı o meşhur füzesi geldi. Bu golden sonra takımımız maçı rolantiye aldı. Monaco takımı ardarda 2 gol buldu skor 2-2 oldu. Ama hiçbirimiz tedirgin olmadık. Sahne şampiyonlar ligi bile olsa takımımızın bu maçı rahatlıkla çevireceğini biliyorduk. Nitekim öyle de oldu. Monaco kalesini öyle bir abluka altına aldık ki ortalama her Fransız vatandaşı "bitsin ulan artık bu işkence" diye beklemiştir son düdüğü. Müsabakanın son sözünü 'arka direk Capone' arka direkte vurduğu kafa ile söyledi ve karşılaşmayı 3-2 kazandık. Kazanılan onca kupaya rağmen bu maç Galatasaray'ın artık Avrupa'da da büyük takım olduğunun göstergesiydi. 2-2'ye gelen maç sonrası rakip kale öyle bir abluka altına alındı ki sanki rakip Monaco değil de yerel ligdeki herhangi bir Anadolu takımıydı. İşte o sezon Şampiyonlar Ligi serüvenimiz bu şekilde başladı. Monaco zaferinin ardından Tugay Kerimoğlu'nun stoper oynadığı maçlarda Glasgow Rangers geçildi, Strum Graz falan derken gruptan çıkıldı. Evet bu zaten beklenen bir şeydi; fakat yine de bir Türk takımı ilk defa Şampiyonlar Ligi gruplarından çıkma başarısı gösteriyordu.

O sezon statü gereği Şampiyonlar Ligi'nde ilk tur grupları geçilince ikinci tur grupları oynanıyordu. Yani son 16 takım eleme usulü değil, dörderli 4 grup oluşturularak tekrar grup müsabakaları oynanarak çeyrek finale yükselmeye çalışıyorlardı. Yani çeyrek finale ulaşmak iki maç neticesinde değil tam altı maç neticesinde başarılıyordu. Bu sefer rakipler Avrupa devi Milan (ki bizi iyi tanırdı), Paris Saint Germain ve Deportivo La Coruna'ydı. Ne tesadüftür ki Milan, ilk turda Beşiktaş'ın grubundaydı ve iki maçta da Beşiktaş'ı sürklase etmiş toplam 6 gol atmışlardı. Kara Kartalların intikamını almak tabi ki yine bize düşmüştü. İlk maçımız San Siro deplasmanında Milan'laydı. Gheorghe Hagi'nin tam orta sahadan topu Hasan Şaş'ın keline çarptırıp ağlarla buluşturduğu maç işte bu maçtır. Hasan da sanki gol kendi ürünüymüş gibi golden sonra kelini göstererek sevinmiş, hiç kimse kendisini bozmamıştı.

Beşinci maçlar sonunda Galatasaray'ımız ikinci tur gruplarından da çıkmayı garantilemişti. Gruptan çıkmayı garantilediğimiz bu maç yine Milan ileoldu, bu sefer mekan Ali Sami Yen'di. Büyük Usta Hagi, Dida'nın üzerinden aşırtarak perdeyi açmış. karşılaşmanın son dakikalarında Jardel'in orta sahadan füze gibi depara kalkarak tamamladığı gol ile nokta konulmuştu. İşin garibi Jardel o güne kadar bırakın depar atmayı top bir metre önüne düşse yürümeye tenezzül etmeyip kıçını dönüp giden bir adamdı. Hatta o pozisyondaki deparı görünce birçok Galatasaray taraftarı "Arif ne ara geçti la oyuna" diye birbirlerine sormaktan kendilerini alamamışlardı. Ve tabi ki Jardel bizi şaşırtmadı, o goldeki depardan sonra kalçasını tutarak Lucescu'ya beni değiştir işareti yapmış; fakat kurt Rumen teknik adam oralı olmamıştı.

2000-01 sezonunda Galatasaray'ımız ikinci tur gruplarını da geçerek çeyrek finale yükselme başarısı gösterdi. Çeyrek finalde rakip birkaç ay önce Süper Kupa finalinde evlerine ağlayarak gönderdiğimiz dünya devi Real Madrid'di. Sarı kırmızılı aslanlarımız bu müsabakalarda da tarih yazmış, Ali Sami Yen'deki ilk maçta 0-2 geriden gelerek maçı 3-2 kazanmış, Avrupa'nın birçok saygın gazetesine "bu Türkleri durduracak takım yok mu" başlığı attırmışlardı.

Galatasaray'ımız aynı başarıyı bir sene sonra yine tekrarladı. Hatta bugüne gelene kadar bu başarıyı tam dört defa tarih yazarak tekrarladık. Baktık ki bazıları unutmuş, biz tekrar hatırlatalım dedik. 

Hiç yorum yok

Okumuş olduğunuz başlık hakkındaki yorumunuzu bırakmak için lütfen aşağıda bulunan alana görüşlerinizi belirtiniz. Unutmayınız ki; yorumlarınız blog ekibinin onayı doğrultusunda görüntülenecektir. Hakaret ve küfür içeren yorumlar onaylanmayacaktır.

Blogger tarafından desteklenmektedir.