Nostalji | Az beklentiyle büyük iş başaranlar - II

Galatasaray'a gelirken çok fazla beklentiye girilmeyen ancak gösterdikleri performansla taraftarların sevgilisi olan ve hala yad edilen futbolcularımızı derlediğimiz yazı dizimizin ikinci parçasına geldik.. İlk parçayı görmeyenler buradan okuyabilir.

Capone
Efsanevi 1999-00 sezonunun başında Marcio ve Bruno ile birlikte Brezilya'dan transfer edildi. Üçünden de büyük beklentiler yoktu ama Capone yeteneği ve azmiyle diğerlerinden ayrıldı. Aslında stoperi yedeklemek için transfer edilmişti; fakat esas patlamayı sağ bekte yaptı. Hem defansa hem ofansa yaptığı katkı ile unutulmazlar arasına ismini yazdırdı. Özellikle arka direkte attığı goller nedeniyle "arka direk Capone" adını aldı. Spor yazarları uzun süre adının telaffüzünün Kapon mu, Kapone mi Kaponi mi olduğunu tartışadursun kendisi bu topraklara imzasını atıp gitti. Üstelik Capone'dan sonra Eboue gelene kadar yani neredeyse 10 sene yerine doğru düzgün sağ bek gelmedi, taraftar kabız oldu. Hey gidi Capone hey...



Johan Elmander
Namı değer ulu Johan! Berbat geçen 2010-11 sezonu sonunda bonservisi elinde olarak Bolton'dan transfer edildi. Kendisinden pek bir beklenti yoktu, hatta Baros'un yedeği olarak düşünüldü. Ancak kendisi kısa sürede öyle işler yaptı ki o sezon kazanılan şampiyonluğun altın adamlarından birisi oldu. Ligin finalinin yapıldığı Kadıköy'de kupa kaldırdığımız Fenerbahçe maçında tibia kemiği çatlamasa belki de daha uzun süre kendisini sarı kırmızılı forma altında izleyecektik, olmadı.



Andres Jose Fleurquin
Aslında 2001-02 sezonda forma giyen neredeyse herkesi bu post altında inceleyebiliriz. Ama en sessiz sedasız gelip üstün performans sergileyen, "o sezon Fleurquin'lerle şampiyon olundu" deyiminin ögesi olan Uruguaylıya ayrı bir parantez açmak gerekir. Strum Graz'dan kiralık olarak kadroya katıldı. Suat Kaya'ya alternatif olarak düşünüldü; fakat stoper, sağ bek, sağ açık, sol bek kısacası nerede eksik varsa orada forma giydi. Bir tek kaleye geçmedi. Beşiktaş'a her maç gol attı. Sezon sonu birçok isim gibi o da sessiz sedasız takımdan ayrıldı, efendi gibi topunu oynamaya devam etti.



Hakan Ünsal
1993-94 sezonu sonunda Karabükspor ikinci lige düşerken Hakan Ünsal şampiyon Galatasaray'a transfer oluyordu. İlk sezonunda Hamza Hamzaoğlu'yla sol beki yedeklediler. 1995-96 sezonunda ise Hamzaoğlu'nun takımdan ayrılmasıyla sol bek artık kendisine emanetti. Kendisi de kapı gibi fiziği, inanılmaz sürati ve müthiş bindirmeleriyle tam 12 sezon o bölgeyi domine etti. Kısa süreli Premier Lig macerası da yaşadı. Hala memleketin gördüğü en iyi sol bek olarak anılmaya devam etmektedir. 1996-02 arası Galatasaray ve milli takımın kazandığı başarılarda en büyük paylardan biri kendisinindir. Sen kalk küme düşen takımdan, şampiyon takıma gel ve orada efsane ol, vallahi büyük iş!



Emre Aşık
2000 senesinde İstanbulspor'dan transfer edilirken kimsenin kendisinden beklentisi yoktu. Sadece kulübede Bülent Korkmaz'ı yedeklese yeter deniliyordu. Fakat o öyle bir performans gösterdi ki hem Galatasaray'ın hem milli takımın kadrosunun bel kemiklerinden oldu. 37 yaşına kadar forma giydi. Kendisine ne zaman ihtiyaç duyulsa hazırdı ve formayı giymekten tereddüt etmedi, kendisine güvenenleri hiçbir zaman mahçup etmedi. Şimdi Türk futbolunun en büyük eksikliği Emre Aşık gibi profesyonel futbolcular galiba...

Hiç yorum yok

Okumuş olduğunuz başlık hakkındaki yorumunuzu bırakmak için lütfen aşağıda bulunan alana görüşlerinizi belirtiniz. Unutmayınız ki; yorumlarınız blog ekibinin onayı doğrultusunda görüntülenecektir. Hakaret ve küfür içeren yorumlar onaylanmayacaktır.

Blogger tarafından desteklenmektedir.