Biz bu senaryoları çok gördük..

Süper Lig'de sezonun 30.haftasında Aytemiz Alanyaspor karşısında sahadan 3-2'lik galibiyetle ayrılan Galatasaray uzun bir aradan sonra deplasmanda kazandı. Ligde bu sezon 15. deplasman maçında 6.galibiyetini elde eden Fatih Terim'in öğrencileri şampiyonluk yürüyüşünü sürdürürken, maç sonrasında sosyal medya başta olmak üzere spor basınında algı operasyonu oluşturulduğunu hep birlikte görüyoruz. Ancak biz bu hikayeyi, özellikle bu sezon olmak üzere çok gördük..

İLK SENARYO: YABANCI SINIRI
Sezon başında kadrosunu 10 yabancı oyuncu ile güçlendiren ve Süper Lig'e müthiş bir giriş yapan Galatasaray ligin ilk 8 haftasında sadece 1 beraberlik alarak ligde fırtınalar estirdi. Bu maçlarda tabir-i caizse rakiplerini domine ederek sahadan 3 puanla ayrılan Galatasaray için tüm spor kamuoyu tek bir noktada birleşti: Yabancı sınırının kaldırılması! Igor Tudor yönetimindeki Galatasaray'ın maç kadrosunda 2 yerli oyuncu olmasına karşın, kuralların uygulanmasına ve ligdeki diğer takımların da kadrosunda 14 yabancı bulunmasına karşın tek sorunlu Galatasaray olarak lanse edildi. Hatta durum öyle bir hal aldı ki, sadece spor basını değil ülkenin yönetiminden sorumlu siyasiler bile görüş bildirmeye, Galatasaray'ın maç kadrosunda 9 yabancı olmasından utanç duyduklarını dile getirenlere kadar mesele uzadı.. Ancak hepsi bir anda, tak diye kesildi. Galatasaray ligin 9-12 haftaları arasında sadece 1 galibiyet aldığı sekansta yabancı sınırı hakkında ileri geri konuşanlar bir anda sustu. Çünkü mevzu bahis Türk futbolu veya yerli futbolcuların aldığı süreler değil, Galatasaray'ın eze eze yürümesiydi. 

İKİNCİ SENARYO: FATİH TERİM'İN SÖZLEŞMESİ
2013 yılında Galatasaray'dan tabir-i caizse zorla kopartılan ve camiada büyük kırgınlıklara yol açan bir TFF - Fatih Terim ilişkisi yaşanmıştı. Euro 2016'a mucizevi bir şekilde katılan Türkiye, turnuvadan eli boş dönmesinin ardından 2018 Dünya Kupası elemelerinde de düştüğü zor grupta pek iyi sonuçlar elde edemedi. Ancak yaz döneminde Alaçatı'da yaşanan futbol dışı bir sürecin ardından Türkiye Futbol Federasyonu, milli takımlar direktörü Fatih Terim'in sözleşmesini tek taraflı feshetti. 26 Temmuz 2017'de feshedilen sözleşme sonrasında Fatih Terim'in bir yıllık maaşını TFF'nin ödeyeceği spor basınında yer alıyordu. Bunda da bir beis görülmedi, ta ki Fatih Terim tekrardan yuvasına dönene kadar.. 22 Aralık 2017'de, yani federasyon ile sözleşmesini feshettikten tam 5 ay sonra Galatasaray ile ilk yılı sembolik olarak 1.905 TL, ikinci yılı da 3.5 milyon euro karşılığında 1.5 yıllık sözleşmeyi imzalayan Fatih Terim'in maaşı bir anda yeniden spor gündemine bomba gibi düştü. Fatih Terim'in federasyonla olan sözleşmesinden hakedişinin fazla olduğundan tutun, Terim'in sözleşmesinden alacağı meblağın ülkede bilmem kaç bin asgari ücretlinin maaşına tekabül ettiği, bilmem kaç bin öğrencinin bursuna karşılık geldiğine kadar bir çok noktada yazıldı. Rakip taraftarlar bunu fırsat bilerek algı yaratmaya çalışır, bu anlaşılır ancak ülkenin spor basınının topyekün bu konuyu konuşması ve hatta Fatih Terim üzerinden Galatasaray'ı yıpratmaya çalışması, Galatasaray üzerinden de Fatih Terim'i yıpratmaya çalışması, ülkenin yönetiminden sorumlu siyasilerin bile yorum yapması enteresan bir hal aldı. Ne hikmetse, bu saçma sapan algı operasyonu da bir kaç hafta sonra kesildi.

ÜÇÜNCÜ SENARYO: GALATASARAY'DA KRİZ HABERLERİ
Galatasaray'da yılbaşında olağanüstü olarak gerçekleştirilen seçim sonrasında Mustafa Cengiz'in başkan seçilmesi spor basınındaki bukalemunların da ortaya çıkmasını sağladı. Sadece futbol takımı değil, hemen hemen her branşta mali sorunlar yaşadığı ortaya çıkan Galatasaray'da ne hikmetse, bir önceki başkan Dursun Özbek zamanında mali sorunlara dair en ufak bir haber metni bile yer almıyordu. Ancak medyadaki satılık kalemler, daha yeni yönetim mazbatayı almadan oyuncuların paralarını alamadıklarını ve bu nedenle moralsiz olduklarını, teknik direktör Fatih Terim'in seçim sonrası görevden ayrılacağını yazdı. Hatta iş artık çığrından öyle bir çıktı ki, sözüm ona görevi kamuoyunu bilgilendirmek olan spor medyasında şu manşet yer aldı; Bafetimbi Gomis'in kasığına para sıkıştı! Yeni yönetim daha mazbatayı bile almamışken, göreve resmen başlamamışken bu haberlerin yapılmasının elbette tek bir amacı vardı.. Bu durumu seçimden önce bir kere bile yazmayan karakter abideleri (!) aldığı talimat sonrasında tüm bu haberleri günlerce, haftalarca manşetlerine taşıdı. Ancak bu algı operasyonu da tutmadı. Galatasaray yönetimi iyi veya kötü, bir şekilde süreci yöneterek oyuncuların geçmiş alacakları ödendi. Sadece futbol değil, hemen hemen tüm branşlarda geciken ödemeler yapıldı.

VE ŞİMDİ.. SON SENARYO: HAKEMLER
Alanyaspor karşısında sahadan 3-2'lik galibiyetle ayrılan Galatasaray uzun bir aradan sonra deplasman galibiyeti elde ederken karşılaşmaya damgasını vuran bazı pozisyonlar, 500milyon dolar yayın ihalesi olan ve 2018 yılında oyun içerisinde oyuncuların infografiğini çıkartan teknolojiye rağmen hala şaibeli olarak gösteriliyor. Bunun sebebi elbette birilerinin kafasında soru işareti bırakmak, algı operasyonu yaratarak şaibe oluşturmak ve suni gündem üzerinden baskı yaratmak.. Galatasaray'ın bir hafta önce Medipol Başakşehir karşısında oynadığı mücadelede Emmanuel Adebayor'un bir dakika arayla yaptığı 2 sarı kartlık hareket (26-Serdar Aziz'e dirsek, 27-Mariano'yu formasından çekti) nedendir bilinmez geçen hafta hiç konuşulmadı mesela.. Akhisar Belediyespor maçı sonrası hakemlere "Ukalalık yapmayın" dediği için tedbirli olarak PFDK'a sevk edilen teknik direktörümüz Fatih Terim para cezası alırken, maç içerisinde gördüğü sarı kart sonrası basın tribününe dönerek hareket yapan Emre Belözoğlu veya devre arasında koridorda hakemlere "Adam olacaksınız" diye bağıran Arda Turan nedendir bilinmez (!) sportmenliğe aykırı hareketten dolayı hiç bir kurula sevk edilmedi. Ve hatta, bir dünyanın insanın gördüğü hareketi, duyduğu sözleri maçın temsilcileri ve hakemleri görüp raporuna yazamadı. Yapılan hareketler sportmenliğin içinde olsa gerek ancak ne hikmetse Sportif AŞ yöneticimiz Burak Elmas'ın maç sonrası attığı tweet sportmenliğe aykırıydı, yersen..

Alanyaspor karşısında kazanan Galatasaray için dünden beri sosyal medyada algı yaratmaya çalışan bir takım kimseler, karşılaşmanın 63.dakikasında Douglas topa hareketlenirken karşılaşmanın hakemi ofsayt kararı verdi. İlgili pozisyon çizgi kamerası üzerinden tekrar yayınlanmak yerine geniş açılı bir kameranın açısından tekrar verildi, ki burada da top oyuncunun ayağından çıktığı sırada rakip oyuncunun vücudunun bir adım önde olduğunu görüyoruz. Ofsayt mı - değil mi tartışmaları bir kenara dursun maç içerisindeki diğer pozisyonların gündeme bile gelmemesi, Emre Akbaba'nın yaklaşık 1 metre ofsayt olmasına rağmen oyunun devam etmesi ve Muslera'nın müthiş kurtarışının dile getirilmemesi, sadece tek pozisyon üzerinden 90 dakikayı yorumlamak artniyetli oluyor. Sackey'in maçın en çok faul yapan oyuncusu olmasına rağmen 84.dakikada sarı kart görmesi bir kenara, Belhanda'ya yaptığı el-ense hareketinin es geçilmesi, Bafetimbi Gomis'in yaklaşık 2 metre geriden çıkarak attığı golde bile ofsayt diye itiraz eden Alanyasporlu oyuncuların hemen hemen her pozisyonda hakemin etrafını sarması - itirazda bulunmasına rağmen bir tanesine bile kart verilmemesi kimsenin dilinde değil. Varsa, yoksa ne olduğu muallak olan ve hatta ofsayt gibi görünen Douglas'ın pozisyonu konuşuluyor. Yaratılan algı ise çok daha acı: Alanyaspor küme düşme hattında, belki de bu pozisyondan dolayı küme düşecek!

Trabzon'da takım arkadaşını korumak için kavgaya giren ve rakibini itmekten başka hiç bir şey yapmayan Feghouli atılırken, aynı maçta Fernando'nun kaval kemiğini kırmaya gelen Bero'ya faul bile çalınmamışken, Sivas deplasmanında ceza sahasının dışında olmasına rağmen Jason Denayer'in hareketine çalınan penaltı, Bursa deplasmanında hem Agu hem de Aziz Behich'in elle oynamasına rağmen verilmeyen penaltılar, Karabükspor maçında Maicon ile Yatabare arasında yarım metreden fazla mesafe olmasına rağmen çalınan penaltı, Fenerbahçe derbisinde Hasan Ali Kaldırım'ın ceza sahası içerisinde topu elle kesmesine çalınmayan penaltı, Akhisar Belediyespor maçında Mustafa Yumlu'ya dokunmayan Bafetimbi Gomis'e verien kırmızı kart, Kasımpaşa maçında Mensah'ın ayağındaki topu alan Serdar Aziz'e çalınan penaltı... Daha sayalım mı? İyi mi böyle? Şampiyonluk yarışında Galatasaray aleyhine verilen ve bunun sonucunda Galatasaray'ın olumsuz etkilendiği kararlardan bazıları.. Oyun içerisindeki sarı kart - kırmızı kart veya fauldü - değildi pozisyonları değil. Direkt, kırmızı kart veya penaltı kararları. Oyunun seyrini değiştirecek türden çalınan kararlar. Bunların hiç birisi konuşulmayacak, şampiyonluk yolundaki durumları etkilemeyecek ancak Galatasaray'ın kazandığı maçtan sonra ofsayt gibi görünen ancak son derece muallak olan ve 500 milyon dolar yayın hakkı olmasına rağmen elin oğlunun maç içerisinde infografik sağladığı teknolojide çizgi kamerasından yayınlanmayan bir pozisyon üzerinden hak - hukuk ve adalet konuşulacak öyle mi?

Yemezler beyler.. Biz bu senaryoları çok gördük. Hadi herkes kendi işine baksın.. 

Hiç yorum yok

Okumuş olduğunuz başlık hakkındaki yorumunuzu bırakmak için lütfen aşağıda bulunan alana görüşlerinizi belirtiniz. Unutmayınız ki; yorumlarınız blog ekibinin onayı doğrultusunda görüntülenecektir. Hakaret ve küfür içeren yorumlar onaylanmayacaktır.

Blogger tarafından desteklenmektedir.