Dört Köşe | ''Oyundan çok skorun önemli olduğu bir dönemdeyiz''

FCN Blog'un kendine has konsepti olan Dört Köşe'de bu hafta mynet.com spor editörü Egemen Yıldırım ile Akhisar deplasmanında alınan galibiyeti ve Gomis'in gözyaşlarını konuştuk...

Akhisar deplasmanında zorlansa da kazanan bir Galatasaray vardı. Galatasaray'ın oynadığı futbolu nasıl buldun? 
Ligde son haftalara girdiğimiz şu günlerde sahadaki oyunu değerlendirmek biraz zor. Oyundan çok skorun ve puanın önemli olduğu bir dönemdeyiz. Bu durum, Galatasaray için de fazlasıyla geçerli...

Galatasaray'ın Gençlerbirliği maçıyla birlikte deplasmandaki oyun anlayışı şu noktaya evrildi: Tıpkı iç sahadaki gibi ön alanda baskıyla başlamak ve hücum yaparak oyunu rakip yarı alana yıkmak. Ancak deplasmandaki anlayışla, iç sahadaki anlayış arasında şöyle bir fark söz konusu: Galatasaray iç sahada yaptığı baskıyla golü erken bulduktan sonra aynı coşkusunu ve temposunu devam ettiriyor. Taraftarının da verdiği destekle rakibi psikolojik olarak oyundan uzak tutarak istediğini elde ediyor. Dış sahada ise durum, yine golü erken bulmak ancak iç sahaya nazaran tempoyu düşürüp oyunu kontrol altında tutmak. Bunun nedeni ise mevcut kadronun, özellikle psikolojik olarak deplasmanda aynı coşkuyu devam ettirememesi ve kadronun dış sahada oyunu oynamak yerine, düşük tempoyla kontrol altında tutmaya daha uygun oluşu. Fatih hoca da bunun farkında...

Akhisarspor maçında da bu anlayışla sahaya çıkan bir Galatasaray izledik. 18 dakikada 2-0'ın yakalanması, işlerin istenildiği gibi gideceğinin sinyalini verdi ancak bu doğru bir sinyal değildi. Çünkü takım, skoru aldıktan sonra oyundan düştü ve rakibin oyuna girmesine izin verdi, tıpkı Alanyaspor maçındaki gibi. Akhisar'ın sert ve rakibi bozan oyun anlayışı ve Galatasaraylı oyuncuların panik yapmaya müsait yapısı, maçın son anlarının bir hayli riskli hale gelmesine neden oldu. 

Biraz daha açık konuşmak gerekirse Fatih Terim, takıma özellikle psikoloijik anlamda pek fazla güvenmiyor. Örnekle açıklayalım; Fatih Terim'in görev yaptığı hiçbir dönemde, özellikle Anadolu takımlarına karşı skoru korumak için 5'li savunmaya döndüğü görülmemiştir. Fakat bu durum Akhisarspor karşısında görüldü ve Fatih Terim, maçın son 15 dakikasında Donk'u Maicon ve Denayer'in arasına sokarak 5'li savunmaya döndü ve Sinan ile Yasin'i merkeze daha yakın bir noktaya yerleştirdi. Bu nedenle Akhisarspor karşısındaki oyun ne Galatasaray ne de Fatih Terim standartlarının yakınından bile geçmedi ancak ligin son dönemecinde ve takımın deplasman performansına bakıldığında 3 puan, her şeyden daha önemliydi.

Akhisar deplasmanında Galatasaray yalnızca 184 pas yaptı ve %37 topla oynadı. Bu düşük oranı Belhanda'nın yokluğuna bağlayanlar vardı. Sen pas sayısının ve toplama oynama yüzdesinin düşük olmasını neye bağlıyorsun?
Son dönemdeki en kötü Galatasaray'ı izledik, bunu kabul edelim. Pas sayısından tutun, yapılan atak sayılarına kadar vasatın da altında bir takım vardı sahada. Bu durum, Belhanda'nın olmayışına bağlanabilir. Etkisi de mutlaka vardır ancak bunun direkt Belhanda'sızlıkla alakalı olduğunu düşünmüyorum. Zaten Belhanda'nın takım içindeki etkisi ayrı bir tartışma konusu ama bu maç özelinde değil bana göre.


Maç içerisinde pozitif anlamda neredeyse hiçbir şeyin olmaması, ilk soruda da söylediğim gibi tamamen takımın psikolojisiyle alakalı. Sezon başında Galatasaray ligin en çok pas yapan, en çok ceza sahasında topla oynayan, en çok pozisyon bulup hücum yapan takımdı. O kadrodan sadece Ndiaye'nin gittiğini düşünürsek ve takımın hocasının hücum üstadı Fatih Terim olduğunu göz önünde bulundurursak, bu durumu psikoloji ile açıklayabiliriz.

Bafetimbi Gomis, 2 haftada 2 penaltı kaçırdı ve Akhisar maçı sonrasında da göz yaşlarına hakim olamadı. Maç sırasında sosyal medyada taraftarın bir kısmı Gomis'e tepki gösteriyordu. Senin bu konu hakkında görüşlerin nedir?
Kariyerin en verimli sezonunu geçiren ve son yıllarda Galatasaray formasıyla en çok gol atan oyuncuyu 2 penaltı kaçırdı diye aforoz etmek, sadece nankörlükle açıklanabilir. Gomis işine sadık, son derece profesyonel, yer yer duygusal ve ve çalışmaktan çekinmeyen bir futbolcu. Özellikle futbolcu özellikleri, Süper Lig'de birçok şeyi değiştirebilecek türde ki, Galatasaray'ın şampiyonluğun en büyük favorisi olmasındaki en kritik pay Gomis'e ait. Bu nedenle kaçırdığı 2 penaltıyı, bu sezon 38 maçta kaydettiği 30 gol ve yaptığı 6 asiste ve Galatasaray'ın ligde kaydettiği gollerin %40'ından fazlasına doğrudan katkı vermesine sayalım. 

Bir de şu detayı atlamayalım; Gomis, Fatih Terim'in göreve başladığı dönemin hemen başında yaklaşık 4 hafta sürmesi beklenen bir sakatlık yaşadı ancak sağlık ekibi ve kendi gayretleriyle 2 haftada sahaya döndü. Kasımpaşa maçında baygınlık geçirdikten sonra da maça devam etti. Özetle Gomis, sezon başından bu yana neredeyse hiç dinlenmedi ve hem fizik hem de mental olarak artık ciddi bir düşüş halinde. Bu nedenle Gomis'e haksızlık etmek yerine, bu sezon verdikleri nedeniyle teşekkür etmek ve desteği aynı şekilde devam ettirmek gerekiyor.

Ligde 2 son haftaya girilirken Galatasaray, 3 puan farkla lider ve 2 maçta alacağı 4 puan şampiyonluk demek. Sence artık iş bitti diyebilir miyiz yoksa hala temkinli olmak da yarar mı var?
Hayatımın her alanında riskli işlerden ve konuşmalardan uzak durdum ancak bu konuda biraz peşin konuşmaya sevk ediyor beni mantığım ve hislerim. Bana kalırsa bu iş bitti. Kalan 2 maç ve alınacak 4 puan şampiyonluğu Florya'ya getirecek ve Galatasaray'ın fikstürü buna son derece uygun. Detaya girelim...

Bu hafta sonu oynanacak Yeni Malatyaspor maçının, Galatasaray açısından rahat geçeceğini düşünüyorum. İç sahada Avrupa'nın en etkili takımlarından biri Galatasaray ve Türk Telekom Stadı kapalı gişe olacak. Baskılı, coşkulu ve tempolu bir maç başlangıcıyla Galatasaray'ın skoru erken bularak net bir galibiyet alacağını düşünüyorum.


Son hafta oynanacak Göztepe maçına gelirsek... Yeni Malatyaspor maçından 3 puan alınması halinde Göztepe maçı, Galatasaray için 2 seçenekli bir mücadele haline gelecek. Galibiyet ya da beraberlik, Galatasaray'ı şampiyon yapacak. Hafızalarımızı tazeleyip, 2012 Mayıs ayına gidersek, benzer bir ihtimali olan ancak Göztepe maçına nazarak gerilimi, tansiyonu çok çok daha yüksek olan Fenerbahçe maçından Fatih Terim'in öğrencileri istediğini alarak çıkmıştı. Hem Fatih Terim'in hem de Galatasaray'ın final oynama becerisi de göz önünde bulundurulduğunda Galatasaray'ın kalan 2 haftada hata yapacağını düşünmüyorum. Tabi futbol bu, geçmiş yıllarda Fenerbahçe'nin son maçlarda yaşadıkları hepimizin hafızalarında. Aynı durumun bu sene Galatasaray'ın başına gelmemesini umuyor ve hem hislerimle hem de mantığımla düşündüğümde sarı-kırmızılıların bu periyottan istediğini alarak 21. şampiyonluğunu ilan edeceğini düşünüyorum.

Hiç yorum yok

Okumuş olduğunuz başlık hakkındaki yorumunuzu bırakmak için lütfen aşağıda bulunan alana görüşlerinizi belirtiniz. Unutmayınız ki; yorumlarınız blog ekibinin onayı doğrultusunda görüntülenecektir. Hakaret ve küfür içeren yorumlar onaylanmayacaktır.

Blogger tarafından desteklenmektedir.