Rıdvan Dilmen: Fatih Terim camiayla bütünleşmiş birisi!

Sezon içerisinde katıldığı televizyon programındaki taraflı yorumlarıyla Galatasaray taraftarlarının tepkisini çeken spor yorumcusu Rıdvan Dilmen takımımızın elde ettiği şampiyonluk sonrasında Sabah gazetesinde değerlendirmelerde bulundu. Şampiyonluğun formülünün Fatih Terim'den geçtiğini belirten Dilmen, hafta sonu yapılacak seçim hakkında da düşüncelerini dile getirdi. 

BAŞARIYI HERKES SAHİPLENİYOR
Başarıyı çok kişi sahiplenir, başarısızlıkta ise herkes ortadan toz olur. Sadece kurbanlık koyun olan teknik direktörler kalır. Bu Galatasaray'da da diğer kulüplerde de aynıdır, hiç fark etmez. 2017-18 sezonunu kulüplerinde bitirmiş teknik direktörlerin, hatta bir alt ligden Süper Lig'e gelen teknik direktörlerin 2018-19 sezonuna başlayıp başlamayacağını hep birlikte göreceğiz. Takımlarında başarılı olan Sumudica, Hamza Hamzaoğlu ve Tamer Tuna bile gitti. Ama 3 kişinin yeri garanti; Fatih Terim, Şenol Güneş, Abdullah Avcı..

FATİH TERİM'İN SONSUZ KREDİSİ VAR
Bunu hep söylüyorum ama Fatih Hoca başka bir yerde çalışmıyorsa, Galatasaray'ın başında olmalı.. Çünkü Galatasaray taraftarıyla özdeşleşmiş. Bu sadece Galatasaraylı olduğu için değil çünkü çok Galatasaraylı arkadaş görev yaptı ama kazanılan 21 şampiyonluğun 3'te 1'inde söz sahibi olduğu için Fatih Terim'i, Galatasaraylılar seviyor ve beğeniyor. Bu elektrik olduğu için de Terim'le yaşanan dönemsel başarısızlıklarda kredisi sonsuza kadar var. 

TÜM ADAYLARIN KOZU FATİH TERİM
Galatasaray'ın kongresiyle ilgili pek yorum yapmak istemiyorum çünkü haddimi aşmak istemiyorum ama görüyoruz ki kongre vaatlerinde bütün adayların elindeki en büyük oy pusulası Fatih Terim. Kulübün şu kadar borcu varmış, bu kadarı azalacakmış, o yapılacakmış, bu gelecekmiş, gidecekmiş değil. Herkesin tek bir kozu var; Fatih Terim. 

Şimdi görüyoruz ki, Dursun Bey seçim konuşmalarını yaparken "Fatih Terim'i ben getirdim, bu kadroyu ben yaptım" diyor. Dursun Bey (Özbek) devre arasında sürpriz bir şekilde erken seçim kararı alırken Fatih Terim'le anlaşıp elini güçlendirmek istedi ama Bükreş'teki görüşmede Lucescu 'Evet geliyorum' deseydi Fatih Terim olmayacaktı bunu da belirtmekte fayda var. Bu başarının temelleri geçen sene Mayıs'ta atıldı. Son iki maçına iddiasız çıkan 7 bin 500 taraftarla oynayan Galatasaray, sezon sona erdiğinde Mayıs ayında Dursun Bey ve yönetiminin futbola bakan sorumlusu Cenk Ergün'ün de doğru çalışmalarıyla rakiplerine göre en hazır durumda olan çok ciddi bir kadro değişikliğiyle kampa gittiler. Demeçlerde gördüğümüz kadarıyla UEFA'ya verilen taahhütlerini milyonlarca Euro geçmişler. Ancak milyonlarca taraftarın bu umurunda olmaz. Zaten 17. haftada Fatih Terim getirildi ve o andan itibaren de bana göre şampiyonluğun en büyük adayı Galatasaray olmuştu.

MUSTAFA CENGİZ SÜRECİ ÇOK İYİ YÖNETTİ
Mustafa Cengiz ve ekibine de haksızlık yapamayız. Güçlü ama enkaz bir takım ve kulüp aldı okuduğumuz kadarıyla. Bu süreçte yöneticilik de kolay değildir. Aynı kadroya bir tek Nagatomo geldi ki doğru hamleydi ama enfeksiyon iyice birikmişti. Direnç düşmek üzereyken Fatih Terim'in olması ve Mustafa Cengiz ile ekibinin takımın parasal sorunlarını çözmesi de işi kolaylaştırdı. Takımı diri tutması hem de UEFA ile görüştüğü süreci çok akılcı ve dengeli götürüp, hiçbir kavganın içinde olmayarak, hiçbir camiaya sataşmayarak sadece ve sadece kulüp odaklı ki son demecinde hiç soyunma odasına girmediğini tamamen anahtar teslim çalıştığını da gördük. Abdurrahim Albayrak futbolla ilgileniyor ama anahtar doğru kişiye verildi o da Fatih Terim.

Kongrede 4 aday olması Galatasaray'ın ne kadar değerli kulüp olduğunu ve büyük sıkıntılara rağmen uzun yıllar sonra Şampiyonlar Ligi'ne gitmesinden kaynaklanıyor. Başarı herkesin iştahını kabarttı. Her şeye rağmen bir başarı varsa en üste Fatih Terim ve yardımcıları Ümit Davala, Hasan Şaş, Levent Şahin'i, taraftar ve oyuncu grubunu yazarım. Hemen bir örnek vereyim; şampiyonluk yarışında Tudor bir mağlubiyet sonrası havalimanında yuhalanırken, Terim mağlup olduğu bir deplasmandan dönüşte İstanbul'da alkışlarla karşılandı.

FATİH TERİM İÇİN EN ZOR ŞAMPİYONLUK DEĞİLDİR
Fatih Hoca, "Benim için en anlamlı şampiyonluk" diyor. Bunu başka anlamda ima ediyor şüphesiz çünkü bu onun için en zor şampiyonluk değildi. Fenerbahçe dışında Türkiye Ligi'nde şampiyon olmuş takımlar ve yarışın iddialı ismi Başakşehir'le taraftarının önünde, 50bin kişiye oynadılar. Kaldı ki bu rakiplerle oynadığı 4 deplasmanda sadece 3 puan çıkarmıştı o da Bursa'da Tudor zamanında.. Başakşehir, Trabzon, Beşiktaş, deplasmanlarında sıfır çektiler. Ama Fatih Terim'in farkı da zirvede bir takım aldığı zaman (tabii ki sezon başı aldığı ve konsantre olduğu zaman) başarıyı elde eder. Bu elektrik, taraftar, Fatih Terim'in tecrübesi ve yarışmacı kimliği ile oyuncu grubu Galatasaray'ı şampiyon yaptı. Deplasman stratejilerine bakacak olursak, kazandığı maçlar tamamen puana oynanan maçlardı. Örnek olarak Kayseri, Alanya, Akhisar ve en sonda da Göztepe'yi deplasmanda tek farkla geçti. Bu da konsantre olunca Terim'in farkını gösteriyor.

CV'sine baktığımızda Fatih Hoca, konsantrasyonu olduğu zaman, dışarıyla fazla uğraşmadığında ki; milli takımda son dönemde futbol direktörlüğü veya yaşanan olaylar hatta Ünal Aysal'ın ayrıldığı dönemde hep kafası dışarılarda olduğu zamanlarda işleri iyi gitmedi. Fatih Terim, Türkiye'nin dinamiklerini iyi bildiği için bunu lehine çevirebiliyor. Diğer teknik direktörler için de geçerli. Tudor, Riekerink hatta Rijkaard'ın diğer dinamikleri bilenlerle uğraşmaları zordu ve başaramadılar. Terim'in kulübede oluşu, tabii ki takım içinde tarzını sevdiği oyuncularla Rodrigues, Donk, Serdar Aziz, penaltıları kaçırmasına rağmen Gomis'e verdiği güven, dinamiklerini ortaya koyuyor.

GOMIS ÖRNEK BİR KARAKTER
Gomis çok iyi bir transfer olduğunu attığı gol sayısıyla gösterdi. Hem duygusal yönüyle hem de ülkemizdeki duruşuyla da çok faydalı oldu. Alex, Hagi ile kıyaslanırken Gomis ile kıyaslanması mevki olarak da doğru değil, oyuncu olarak da doğru değil. Gomis'in attığı penaltılar için Fatih Hoca matematik yapmaz. O duygularını kullanır, onlardan biri de buydu. Onun karşılığı da oyuncuya güven vermek. Rodrigues genelde şutları kaçırır ama Terim ona hiçbir zaman "Böyle vur" demez "Bir daha dene" der.

ŞAMPİYONLAR LİGİ İÇİN TAKVİYE GEREK
Devler Ligi ile ilgili ne desek boş. Sadece bildiğimiz müjdeli haber UEFA'dan Avrupa Kupaları'na katılamama gibi bir problem yok. Ama önemli olan uygulanacak kriterler ne? Para cezası mı? Transfer yasağı mı? Transfer yasağı derken sattığın kadar alırsın mı, kısıtlı kadro mu? Yoksa bu üçü bir arada mı? Bunların sonucu belirleyecek. Mali durum yapılacak kadroyu da etkileyecek. Onun için yorum yapmak zor. Devler Ligi için transfere ihtiyacı var mı? Evet var!

Hiç yorum yok

Okumuş olduğunuz başlık hakkındaki yorumunuzu bırakmak için lütfen aşağıda bulunan alana görüşlerinizi belirtiniz. Unutmayınız ki; yorumlarınız blog ekibinin onayı doğrultusunda görüntülenecektir. Hakaret ve küfür içeren yorumlar onaylanmayacaktır.

Blogger tarafından desteklenmektedir.