STSL | Fatih Terim ve otorite kaybı...

50.dakikadan önce oynanan oyunu, girilen pozisyonları, hakemin verdiği kararları her şeyi bir kenara bırakın. Galatasaray 2 farklı önde girdiği maçta ne oldu da 6 dakikada maçı kaybedecek noktaya geldi? Galatasaray camiasının hekemi konuşmadan önce konuşması gereken asıl sorun bu. Maç sonundaki olaylar ve Fatih Terim'in maç sonunda kontrolünü kaybedip yaptığı açıklamaların etkisiyle unutulan ama konuşulması gereken konu da bu. 2 puanı, deplasman probleminin cevabı da aslında burada.

Derbiye beklenildiği gibi başladı. Galatasaray topa hükmediyor, ön alanda yaptığı presle Fenerbahçe'ye top göstermiyor ama topa sahipken de hiçbir etkinlik gösteremiyordu. Hafızamızı zorlarsak dünkü maçta aklımıza şöyle pozsiyonların ne kadar çok olduğu aklımıza gelecek. Galatasaray topa sahip ve geriden oyun kuruyor. Stoperlerden top almaya gelen Donk topu Ozan'a aktarıyor ve Ozan pas atacak kimseyi bulamayıp sol stoper Serdar'a geri dönüyor. Ozan pas atacak kimseyi bulamıyor çünkü Galatasaray oldukça statik. Hareketlilik sıfır. Belhanda dışında pas isteyen kimse yok. Alan boşaltan kimse yok. Sinan Gümüş, iki stoperin arasına çakılı bir korkuluk gibi bekliyor. Onyekuru çizgiye yapışmış, Hasan Ali'nin markajında saklanıyor. Galatasaray'ın rakip yarı alana geçmesi bu şekilde mucizelere falan dayalı idi. Maç boyunca duran toplar hariç 1.5 pozisyon üretebilen Galatasaray adına rakibin Fenerbahçe olması ciddi anlamda büyük bir şanstı. Çünkü Fenerbahçe, ne yeterlilik anlamında ne de oyun olarak ligdeki çoğu takımın çok daha gerisinde futbol oynadı. Bursaspor'un veya Göztepe'nin hatta 4-1 gibi farklı bir skorla yenilen Kasımpaşa, Galatasaray'ı daha çok zorlayabildi. Galatasaray bu kadar saha içi eksiğine rağmen Fenerbahçe, Galatasaray'ın en zayıf karnı olan kontra atak futbolunu bile oynayamadı. Burada çıkan kadronun elbette etkisi var ama Fenerbahçe ciddi anlamda çok kötü takım. Bu kötü takıma rağmen Galatasaray'ın ilk yarı boyunca pas haritasını altta görüyorsunuz. Takım rakip yarı alanda doğru dürüst isabetli pası yok. Stoperlerin, bekler ve kaleciyle oynamaktan başka opsiyon bulamadığı bir görüntü bu.


Bu kötü oyuna rağmen Galatasaray yine bir duran top ile öne geçmeyi başardı ve ondan sonrasının çorap söküğü gibi gelmesi gerekiyordu çünkü üst üste yumruklar yiyip zor ayakta duran bir boksör gibi Türk Telekom Stadyumu'na gelmiş Fenerbahçe'yi ayakta tutan da gol yememeleriydi. Golden sonrası Galatasaray adına daha rahat bir oyun olmaya başladı. Fenerbahçe orta sahada tamamen dağıldı. Cılız atakları da gelmemeye başladı. Saçma pas hatlarını görmeye başladık. İkinci yarının başında Linnes'in golüyle Galatasaray'ın farka gitmesi artık daha muhtemeldi ama ne olduysa 50.dakikadan sonra oldu. Garip bir şekilde Galatasaray baskı yapmayı bırakıp, topu Fenerbahçe'ye bıraktı. Rastgele uzun toplar, gardı düşmüş rakibe karşı alakasız pas hataları, kendini hayalet sanıp rakip oyuncunun içinden geçmeye çalışan futbolcular ve daha nice alakasız zorlama. Fenerbahçe'nin gardı düşmüştü ama Galatasaraylı futbolcularda maçı kafasında bitirmişti çünkü taraftar ipleri gevşetti. Bu takımın çok net şekilde bir oyun karakteri yok. Karakteri olmayan ciddiyetsiz bir takım bu. Kendisini uyaran bir şey olmayınca nerede olduğunu unutan bir takım. Reaksiyon göstermeyen bir takım. Bursaspor maçını hatırlayın gole kadar sahada ruh gibi gezen oyuncu topluluğu ne oldu da golden sonra ayılmıştı. Çünkü o maçta taraftar golden sonra haa huu diye takımı öne itti. Deplasman fobisinin sebebi ne? Yine bu oyuncuları iten bir taraftarın olmaması. Oley çekmeye başlayan Galatasaray taraftarını duyan sahadaki 11 yine kontak kapattı. Önce Galatasaray seviyesinde olmadığı aşikar olan Ömer Bayram'ın hatası ve Garry Rodrigues'in yürüyerek maç tamamlama fikri güdüp geriye gelip alanını kapatmaması penaltıya sebebiyet verdi. Skor 2-1 olunca Fatih Terim'in reaksiyon vermesi gerekiyordu. Çünkü takımının ne olduğunu ondan iyi bilen kimse olmamalı. Lakin maç sonunda tüm suçu hakeme yıkan Fatih Terim ne yaptı? O da takımına ayak uydurdu. Eğer sahaya bir müdahale yapmış olsa büyük ihtimal bu maç bu hale gelmeyecekti. Ayrıca dün Fatih Terim'in maç sonu açıklamaları kabul edilebilir değildi. Hakeme tacımızı vermedi diye isyan eden Fatih Terim sahadaki oyun için hem de gün geçtikçe kötüye giden oyuna rağmen dün mükemmel oynadık dedi. Umarım maç sonunda yaşanan olayların etkisiyle söylemiştir çünkü Galatasaray dün ne 2-0'dan önce ne de sonra hiçbir şey yapmadı. 

Bu maçtan öncede ortada olan bu maç ayyuka çıkan, Fatih Terim'in de 2-3 kez dile getirdiği bir konu var. Fatih Terim'in bu oyuncu grubu üzerindeki otoritesi oldukça zayıf. Sezon başını hatırlayalım. Kupa finalini kaybetmiş Galatasaray, Ankaragücü deplasmanındaydı. Fatih Terim maça çıkarttığı kadroyla kupa finalinde oynayan oyuncularını yanında oturtuyordu. O gün çoğumuz Fatih Terim'in gereksiz bir iş yaptığını düşünüyorduk. Lig devam etti ve bu kez de Akhisar deplasmanında ligin en güçsüz ekiplerinden birinden Galatasaray 3 gol yedi. Sezon başından beri Galatasaray'ın belirli bir oyunu oturtma çabası vardı. Alanya maçında stoperlerini oyuna katmaya çalışıyordu veya Kasımpaşa maçında oyun kurarken çok iyi bir yerleşime sahipti. Trabzon maçında bile sahada bir şeyler gösteriyordu takım. Lakin Akhisar maçında Galatasaray sahada hiç yoktu. Ne stoperler oyuna katılıyordu ne de geriden oyun kurabiliyordu. Fatih Terim maç sonunda oyuncularına çok sinirliydi. Galatasaray'da oynayan oyuncu bu olmamalı minvalinde konuşuyordu. O gün oyunu hakemlerin üstüne de yıkmıyordu, bu maç gibi. Bursaspor maçında Galatasaray'ın artık sahada sezon başından çok uzak olduğu aşikardı. Fatih Terim geriden oyun kurma konusunda stoperlerini devreden çıkartmıştı. Orta sahalar gelip top alıp oyunu onlar başlatıyordu. Malatya maçı ise Fatih Terim'in oyunculara en sert çıkışı oldu. Maç sonunda ''Mesele, sakatlıklar, mevki eksikliği, fiziksel, psikolojik değil; mesele, beraber oynayacak, birbiri ile oynama gücüne sahip bir 11'e sahip olmak. Mesele bu. Sezon başından beri, gerek kazandığımız gerek kaybettiğimiz maçlardan sonra açıklamalarımda takip eden, mesajı alan, alt alta yazıldığında olayın ne olduğunu çok açık ortaya koyabiliriz. Bugünün skorunun anlatımı bu.'' diyordu. Terim burada artık malumun ilanını verdi. "Doğru teşhismiz de var, buna itirazımız yok. Teşhisimiz doğru ancak tedavi için hastanın da rızası gerekiyor.'' diyerek oyuncuların kendisinin istediklerini yapmadıklarını ortaya döküyordu. Dünkü maç geçen hafta dediklerini kanıtladı. Fatih Terim'in dünkü maçta özel olarak topu rakibe bırakın dediğini sanmıyorum veyahut Garry Rodrigues ve Henry Onyekuru'ya geriye gelip alanınızı savunmayın dediğini de sanmıyorum. İlk golde Rodrigues gelip alanını savunmadığı için penaltı oldu. İkinci golde Onyekuru gelip alanını kapatmadığı için Valbuena çok rahat top kullandı. Artık şunu daha rahatlıkla söyleyebiliriz ki bu oyuncu grubu Fatih Terim'i pek de dinlemiyor. Peki bu durum Fatih Terim'i suçsuz mu yapar? Hayır. Fatih Terim penaltıdan sonra oyuna müdahele etmeyerek maçın 2-2'ye gelmesinde takımından rol çalmıştır. 6-7 tane adele sakatlığının olduğu yerde ilk suçlu da kendisinden başkası değildir. Oyuncu grubuna söz geçirememesi de kocaman bir otorite sorunudur ve baş suçlu yine Fatih Terim'dir. 

Galatasaray, şampiyonluk sonrası bu kadroyu yıkıp yeniden inşaa etmeliydi ama o tren kaçtı. Sahada oyun karakteri olan bir takım yok. Sahaya takıma liderlik edecek bir oyuncusu da yok. Sahada oyuna itiraz edecek herhangi bir oyuncu da yok. Galatasaray 14-15 sezonunda hemen hemen her maç 4 yerken Felipe Melo veya Sneijder çıkıp oyuna isyan ediyordu. Keza Hamza Hamzaoğlu gelip ufak değişimlerle Galatasaray'ı şampiyonluğa taşımıştı. Çünkü bu oyuncular tüm takımı arkasına takıp onları da peşlerinde sürüklemişlerdi. Futbolda taktik,yerleşim,hareketlilik çok önemlidir ama bazen bunların hepsi yetmez. Sahaya karakter koyacak oyuncu grubu da önemldir. Galatasaray'ın kaçırdığı tren ilerisi için de çok kötü oldu çünkü artık bu kadroyu baştan aşağı değiştirmekte de mümkün değil. FFP sopası Galatasaray'ın başında bekliyor.

Hiç yorum yok

Okumuş olduğunuz başlık hakkındaki yorumunuzu bırakmak için lütfen aşağıda bulunan alana görüşlerinizi belirtiniz. Unutmayınız ki; yorumlarınız blog ekibinin onayı doğrultusunda görüntülenecektir. Hakaret ve küfür içeren yorumlar onaylanmayacaktır.

Blogger tarafından desteklenmektedir.