STSL | Her işin başı dönüp dolaşıp aynı yere geliyor..

Süper Lig'in 13. haftasında Galatasaray deplasmanda Beşiktaş ile karşılaştı. Maç öncesinde her iki takımda da oldukça fazla eksik vardı. Galatasaray'da tam 7 oyuncunun yokluğu çok büyük bir sıkıntıydı. Özellikle Belhanda ve Emre'nin yokluğu yine can sıkan cinstendi. Fatih Terim son zamanlarda olduğu üzere 3-5-2 düzeninde takımını sürerek maça başladı. Serdar Aziz'in yokluğunda Ahmet Çalık'a şans vererek son lig maçından tek değişiklik vardı. Beşiktaş ise klasik 4-2-3-1'den vazgeçmemişti. Atiba yerine Medel'i tercih eden Şenol Güneş, savunmada Gökhan yerine Adriano, Roco yerine Necip'e şans verdi.

Maça hızlı başlayan taraf  Beşiktaş oldu. Evinde oynamanın verdiği özgüven ve üst üste gelen galibiyetler sonrası Beşiktaş'ın bu başlangıcı gayet normaldi. Beşiktaş belirli bir baskı kurdu ama bu baskı oldukça pasif kaldı. Pozisyon bulamadığı bu bölümde Eren Derdiyok'un barajda anlamsız şekilde yaptırdığı penaltı sonrası Beşiktaş öne geçti. Maçtan önce Galatasaray'ın golü yediği takdirde oyun içinde kırılıp yine yokları oynayacağını düşünüyordum ama beklenilenin aksine Galatasaray saha içinde bu kez reaksiyon verdi. Tabii burada Beşiktaş'ın topu istemekten vazgeçmesi de etkili oldu. Galatasaray topa sahip olurken pozisyonlar bulamadı belki ama tehlike oluşturdu. Yine hakem hatalarının maçın önüne geçtiği anlara sahne olmaya başladı. Galatasaray taraftarının hakem, MHKve TFF'ye çok fazla takıldığını düşünüyordum lakin bu maçtan sonra artık bu konu çok ciddi yerlere gittiği aşikar oldu. Galatasaray sahada çok ilginç kararlar ile hem de iki kez yavaşlatarak izlenilmesine rağmen yanlış kararlara maruz kalıyor. Olabildiğince sahanın içinde kalarak maç yazıları yazmaya çalışıyorum lakin Galatasaray'ın bu durumunu artık sadece saha içinde kalarak açıklayamazsınız. Galatasaray iyi oynamıyor bu bir gerçek ama alenen hakkı gasp edilmeye başlandı.
İkinci yarıya Galatasaray'ın değişiklik ile geleceği beklentisi vardı ama hamle Beşiktaş'tan geldi. Güven Yalçın oyundan çıkarken oyuna Atiba girdi. Beşiktaş merkezde çok fazla defansif yönlü oyuncuya sahip oldu. Ljalic de sol kenara gidince Galatasaray daha fazla topa hükmeder oldu. Galatasaray'ın muhtemelen Emre ya da Belhanda'yı kullanabiliyor olsa bu bölümde mutlaka çok daha fazla pozisyon üreteceği tahmini yanlış olmaz. Şenol Güneş yaptığı hataya en fazla 20 dakika dayanabildi ve Medel yerine Lens'i oyuna sürerek Ljalic'i yeniden merkeze kaydırdı. Bu değişiklik Beşiktaş'ın biraz olsun topu öne taşıma, Galatasaray'ın baskısını kırma imkanı vermeye başladı. Değişiklik sonrası istediği gibi top kullanan Galatasaray savunmasına da baskı arttı ve Galatasaray topu çok da rahat çıkaramamaya başladı. 

Galatasaray yine topa hükmetti ama yine bir kez daha bir kez daha üretememe sorunu kendini gösterdi. Galatasaray ön tarafta çoğalamıyordu. Selçuk-Muğdat değişikliği bu soruna bir nebze çözüm getirdi. Peşinden gelen Maicon'u forvet oynatma fikri sonrası Galatasaray önde çok daha iyi çoğalmaya başladı. Geride 3 stoperle beklemenin bir mantığı olmadığı çok daha net gözüktü. 2 net pozisyonun kaçtığı bölümde Galatasaray'ın 1 puanı kaçırdığını görmüş olduk. Galatasaray'ın oynadığı bu 3'lü düzen makul bir düzen değil ama eldeki kadrodan da daha fazlası çıkmıyor. İkinci yarıda bu 3'lü düzenin çok geç bozulması muhtemelen çok daha önce Beşiktaş'ı stres altına sokabilirdi ama kenar yönetimi sadece oyuncu değişikliği yapmakla yetindi. Kenarda Fatih Terim'in olduğu bir takımda çok daha önce bu düzenden vazgeçerdi. Galatasaray'da her işin başı dönüp dolaşıp aynı yerde bitiyor: Yetersizlik. Galatasaray'ın bu kadrosuyla Beşiktaş maçından daha fazla performans vermesi de pek mümkün görünmüyor.

Hiç yorum yok

Okumuş olduğunuz başlık hakkındaki yorumunuzu bırakmak için lütfen aşağıda bulunan alana görüşlerinizi belirtiniz. Unutmayınız ki; yorumlarınız blog ekibinin onayı doğrultusunda görüntülenecektir. Hakaret ve küfür içeren yorumlar onaylanmayacaktır.

Blogger tarafından desteklenmektedir.