Sorun Tai Webster mı yoksa başka bir şey mi...


Bu yazıyı bayadır yazmak istiyordum aslında, bir iki hafta değil baya sezonun ilk ayı bitince yazmayı planlıyordum ancak bu güne kısmet oldu. Konumuz Tai Webster. Aslında onun çevresinde takımdaki saha içi lider eksikliği ve karar mekanizmamızın ne kadar tutarsız olduğu. Zaten hepimizin malumu bu sorun. Sene başından beri en çok uğraştığımız noktalardan biri...

Galatasaray sezon başında Tai Webster'ı kadrosuna katarken ondan beklentiler haliyle büyüktü. Bu çok normal tabi ki. Henüz 1995 doğumlu, Yeni Zelanda'nın bağrından kopup gelmiş pırıl pırıl bir yetenek. Ama onu "hype" ederken ipin ucu biraz kaçtı. Çocuğun üstüne yapamadığı, yapmakta zorlandığı görevler bindirildi. Bir anda all-around bir oyun kurucu imajı çizildi. Aslında bugün yapılan yangının tüm çıkışı sene başında Webster'dan beklentinin biraz ayarsız olmasıyla alakalı tamamen. İnsanların bugün yapamadığı için onu yerden yere vurduğu şeylerin çoğunu zaten buraya gelirken vaad etmiyordu Tai Webster. Onu özel kılan yetenekleri çok daha farklı departmanları oyunun. Ondan Carlos Arroyo olmasını beklerseniz çocuğa yazık edersiniz.

İkili oyun oynama konusunda geçen sezon içinde gelişme kat etse de hala tam olarak ikili oyun savunmasını doğru okuyamıyor. Tempo kontrolü ya da arkadaşlarına pozisyon hazırlama konusunda da sıkıntıları var. Karar hataları yapabiliyor.

Geçen yaz aylarında hatta tam olarak 7 Ağustos'ta Webster için yazdım bunları, linkine ve yazının geri kalanına şuradan ulaşabilirsiniz. Webster oyun kurucu olsa da doğuştan gelen skorer hissine sahip bir oyuncu. Sayı atmaya başladığında, şutları girdiğinde kendini iyi hissediyor. Bu sene kazandığımız maçlarda saha içinden 7.2 denemede %49 ile oynarken kaybettiğimiz maçlarda 11.2 şut denemesi ile %43'lük bir ortalama tutturmuş. Şutu girmediğinde karar mekanizması bundan çabuk etkilenebiliyor. Bu da yaşını ve tecrübesini düşündüğümüzde çok doğal çünkü daha kariyerinin başında ve gelişimini tamamlamadı.

En yakın örnek iki hafta önce oynadığımız Türk Telekom maçı. Saha içinden 1/10 ile oynadı ve şut tercihleri felaket ötesiydi. Ritme girmiş, momentumu eline almış takımı raydan çıkardı üçüncü çeyrekte. İşte bu tip durumlarda kadroda "Tehlike anında camı kırınız." opsiyonunu bulundurmanız lazım. Bir önceki sene Fraport Skyliners'ta oynarken yanında Scrubb, Robertson, Bonga üçlüsünden biri hatta çoğu zaman ikisi oluyordu. Bizde de o isim sene başında Jaka Klobucar'dı aslında. Ama Klobucar kendinde olmadığı için tüm sorumluluk Webster ve diğer oyunculara kaldı.

Bu takımın ana yönlendiricisi Jaka Klobucar olacak. Ki Tai Webster'ın oyun tarzını düşündüğümüzde mantıklı olan da bu. Webster'a altında ezileceği yükler vermek yerine o yükü Klobucar ile paylaştırıp Webster'a ket vurmadan sayı yükünü çekmesini beklemek lazım.

Aynı yazıda Jaka hakkında dediklerim de bunlardı. Zaten kağıt üzerinde olması gereken de bu ama işte her zaman kağıt üzerindeki plan sahaya aynı şekilde yansımıyor. Düşük bütçeli takım kurarken bazı riskleri almak zorundasınız ve sene içindeki gidişatınız attığınız zarlara bağlı. Bizim Klobucar zarı tutmadı. Böyle olunca Tai Webster'ın defoları daha çok ön plana çıktı ve okları üzerine çekti. Bizim asıl sorunumuz Tai Webster değil, Jaka Klobucar'ın beklenen performanstan çok uzak olması bana kalırsa. 

Bir de şu durum var, Jaka kötü oynadığı zaman kadrodaki diğer oyuncuların onun görevini ikame etmesi imkansız. Çünkü hepsi ana düşünce olarak kendi yetenekleri ve skorları üzerine giden isimler. Gerek Harrison gerekse Hayes. Evet çok yetenekli oyuncular bunlar ama top ellerinde patladığında birebir üzerinden çözüm üretmeye çalışıyorlar. Bu da Webster kontrolden çıktığında takımın daha kolay düzenden çıkmasına yol açabiliyor.

Takıma neşter vurmadan önce teşhisi doğru yapmak lazım. Bizim tabir-i caizse tek başına maç alacak, takımı sırtlayacak bir oyuncuya ihtiyacımız yok. Bunu taraftarın sene başından beri bitmek bilmeyen Jordan Theodore isteği üzerine yazıyorum. Allahtan anlaştı AEK ile de rahatladık. Bu tarz topu domine eden ve kendi skoru üzerinden oynayan, egolu bir oyuncu getirmek sene başında yapılan ve 3-4 aydır aşama kaydeden şu planın köküne kibrit suyu dökmek olur anca. Bizim bu tarz bir kurtarıcıya ihtiyacımız yok. Bunun farkına varmalıyız önce.

Bizim tam olarak Fenerbahçe'nin 2014/15 senesinde yaptığı Nikos Zisis hamlesi gibi bir hamleye ihtiyacımız var. Mümkünse veteran -takımdaki çekirdeğin yaşı ve tecrübesini düşündüğümüzde sahada ve saha dışında onlara abilik yapacak biri olmalı- oyun aklı yüksek ve kendi skorundan çok yarı sahadaki düzeni sağlayacak, set temposunu yüksek tutacak birini bulmalıyız. Bunu da Tai Webster'ın yerine değil, yanına olacak şekilde yapmalıyız. Yani illa guard olmak zorunda değil, 2-3 numara da olabilir bana kalırsa. Çünkü Webster kontrolü kaybettiğinde kendi setlerimizi oynamaktan çok çabuk vazgeçiyoruz. Bu da set tempomuzu düşürüp hücumdaki akıcılığı öldürüyor.

Tai Webster dört ayda vazgeçilemeyecek kadar değerli bir yetenek. Karar mekanizmasının henüz tam olarak oturmamış olması onu kötü oyuncu yapmaz. Mühim olan onu doğru yapıda kullanmak ve yeteneklerini optimize etmek. Bunu Jaka Klobucar basketbol oynamayı hatırlamadığı sürece kadro içinden yapmamız çok zor. Transfer yapabilir miyiz bunun maddi koşullarını da bilmiyorum açıkçası. Takıma ödeyemeceği maddi yükümlülükler getirmemek lazım bu sene. Geçmişi temizlemeye uğraşıyoruz hala. Ama atacak tek kurşunumuz varsa da bunu günü kurtarmak için değil, geleceği inşa etmek için atmalıyız.

Hiç yorum yok

Okumuş olduğunuz başlık hakkındaki yorumunuzu bırakmak için lütfen aşağıda bulunan alana görüşlerinizi belirtiniz. Unutmayınız ki; yorumlarınız blog ekibinin onayı doğrultusunda görüntülenecektir. Hakaret ve küfür içeren yorumlar onaylanmayacaktır.

Blogger tarafından desteklenmektedir.