Kimlik kaybı


Bu bir maç yazısından ziyade Galatasaray'ın nasıl kimlik kaybına uğradığını, Türkiye'nin en büyük markasının nasıl Avrupa'nın 2.sınıf takımlarıyla dahi yarışamaz hale geldiğini anlatmaya çalışacağım bir yazı olacak.

Ali Sami Yen ve arkadaşları Galatasaray'ı kurarken dahi hedef olarak koyduğu yer Avrupa'ydı. Galatasaray'ın özellikle Derwall ve sonrasında için kuruluş mottosuna uygun şekilde Avrupa'da başarılı olduğunu defalarca gördük. Jupp Derwall'in temelini attığı, Galatasaray'ın kuruluş mottosuna uyan Galatasaray'ın Avrupa kimliği 2000 yılında zirveye ulaştı. Bu Avrupa kimliği o kadar sağlamdı ki Galatasaray'ın en kötü sezonlarından olan 2003/2004 sezonunda dahi bir önceki sezonun finalisti Juventus'u yenebilecek refleksi gösterebilen boyuttaydı. Galatasaray, Avrupa arenasına çıktığı zaman her zaman kafa kafaya oynayan evinde oynadığı maçları rakibe zindana çeviren bir kimlikti bu. Galatasaray için çoğu zaman şunları duyardık: Avrupa'da bu takım farklı...

2000 yılında Avrupa'nın tepesine oturan Avrupa Fatihi takip eden yıllarda boyunca Avrupa'dan hiç kopmamış zaman zaman da başarılı olmuştu. Önce Özhan Canaydın'ın Galatasaray'a başkan oluşuyla başlayan süreçte Galatasaray, kuruluş mottosu olan Avrupa'dan kopmaya başladı. 2004/05, 2005/06, 2006/07, 2007/08 sezonlarında Avrupa kupalarına katılma şansı yakalasa da hiçbir varlık gösteremeden elenmiş. Bugünlere benzer bir durumla karşılaşılmıştı. Çünkü Özhan Canaydın ve arkadaşları için Süper Lig'de başarılı olmak yeterli geliyordu. Ama Galatasaray'a hiçbir zaman bu yeterli olmadı. Galatasaray'ın bu kadar dar düşünmesi pek mümkün değildi. Taraftar refleksi de bunu istemiyordu. 2 kere Avrupa'nın en tepesinde bulunmuş bir takım taraftarı elbette daha fazlasını ister. Özhan Canaydın'ın ardından gelen süreçte ise Adnan Polat ve ekibi hem Avrupa hem de ligde başarılı olma sözüyle yola çıktı. Avrupa'da 2 sezon boyunca yeniden oraların tadına varmaya başladı Galatasaray. Yeniden Avrupa'da üst turları görmek heyecanlandırıyordu taraftarı da. 2 sezonluk macera Karpaty Lyiv gibi bir takıma elenerek son buluyordu ve muhtemelen Galatasaray'ın en kötü sezonu yaşanmaya başladı. Galatasaray tarihinin en kötü sezonu olan 2010/11 sezonun ardından Galatasaray hem yönetim hem de teknik bazda yeniden yapılanmaya gitti. Fatih Terim ve Ünal Aysal birlikteliği başlamıştı. Fatih Terim'in imza töreninde bir kez bile lig şampiyonluğu telafuz edilmezken toplantının geneli Avrupa kupaları ve Galatasaray kimliğini yeniden kazandırmak üzerine oldu. Devam eden süreçte Galatasaray iki sezon üst üste Şampiyonlar Ligi'nde son 16 turunu gördü. Galatasaray kimliğini ve Avrupa refleksini yeniden kazanıyorken anlaşmazlıklar ve ayrılıklar başladı ve 20. şampiyonluğunun ardından Galatasaray'ın en karanlık dönemlerinden biri daha başladı. Tıpkı Özhan Canaydın dönemlerinde olduğu gibi hedeflerin yeniden ülke sınırları içine döndüğü, birçok rezalete sahne olacak Dursun Özbek dönemi başladı. Ve Galatasaray bu kapkaranlık dönemde gerçek bir kimlik kaybı yaşamaya başladı. Avrupalı Galatasaray artık yoktu. Galatasaray, sadece ligde başarılı olan ama Edirne'yi geçince sinen, 3. hatta 4.sınıf bir takıma dönüştü. Östersund faciası, Astana faciası gibi birçok faciaya sahne olan bu dönemde Galatasaray 26 maçta sadece ve sadece 2 galibiyet alan bir Avrupa Fatihi'ne dönüştü. Bu Galatasaray gibi kuruluş mottosu Avrupa olan, iki kez buranın en tepesine çıkmış takımın bu durumu kabul edilebilir gibi değil.

Galatasaray'ın Benfica maçlarında da çok net görüldü ki Galatasaray artık sadece 1. sınıf takımlarla değil 2.sınıf takımlarla da kafa kafaya oynayabilecek düzeyde değil. Galatasaray'ın önce kaybettiği Avrupa kimliğini kazanmalı ardından Avrupa takımlarıyla açılan makası kapatması gerekecek. Bunu da bu mevcut yönetimlerle başarabilecek tek bir teknik direktör var o da her gün Avrupa'yı hedef olarak gösteren Fatih Terim'den başkası değil.

Hiç yorum yok

Okumuş olduğunuz başlık hakkındaki yorumunuzu bırakmak için lütfen aşağıda bulunan alana görüşlerinizi belirtiniz. Unutmayınız ki; yorumlarınız blog ekibinin onayı doğrultusunda görüntülenecektir. Hakaret ve küfür içeren yorumlar onaylanmayacaktır.

Blogger tarafından desteklenmektedir.