Süper Lig | Galibiyete izin verilmeyeceği belliydi..

Bir gün önce Beşiktaş'ın evinde Başakşehir'i yenmesiyle birlikte Galatasaray kalan son 7 maçını kazanması halinde şampiyon olacaktı. Muhtemelen en zorlu karşılaşması Kadıköy deplasmanıydı. Galatasaray geçen haftaya göre sadece Emre Akbaba yerine Badou Ndiaye ile başlamıştı. Lakin her şeyden önce sahada futbolun önüne geçen bir hakem, şampiyonluğun kaderini belirlendiği anlar yaşandı. 

Hakemler sahada futbolun patronudur. Hakem kararları saha içinde değişmez. Hakem ne isterse o olur yani. Oyunu istedikleri şekle sokar, çıkarırlar. Hakemler maçın kaderini yazan ve silenlerdir. Teknik, taktik konuları elbette önemli.. Galatasaray muhtemelen ideal bir oyunda oynamadı ama maçın hakemi ise Galatasaray'a maçı kazandırmamaya ilk andan beri kafasına koymuştu. Galatasaray ne kadar iyi oynarsa oynasın, ne kadar çok pozisyona girerse girsin Galatasaray'ın galibiyetine müsaade edilmeyeceğini özellikle Galatasaray'ın golünden sonra herkes hissetti. Belhanda kalsaydı daha iyi olurdu, Sinan oyuna girmeseydi sonuç farklı olabilirdi gibi birçok şey söylenebilir doğrudur da ama bunlar adil bir hakem yönetimiyle olurdu ancak. Dün ise eyyam yapmaya gelen, yüreği gördüğünü çalmaya yetmeyen, "Fenerbahçe'ye kırmızı gösterdim Galatasaray'a bu maçı vermem" mantığıyla maç yöneten bir adam vardı sahada. Fenerbahçe 10 kişi kalmadı. 11'e 11 oyun devam etti. Hakem Ali Palabıyık daha Hasan Ali'nin kırmızı kartında rengini belli etmişti. Ali Palabıyık, daha ilk anda kırmızı kart olduğunun farkındaydı. Eğer görüntüleri izlerseniz eli kırmızı kartının olduğu cepte Hasan Ali'ye doğru koştu ama kırmızı kartı göstermeye yüreği yetmedi. Son adamın gole giden futbolcuyu düşürüp de kırmızı kart gösterilmediği tarihi bir karara imza attı. VAR odası izlemesini tavsiye edince mecburen atmak zorunda kaldı. Hakemlik yürek gerektiren iş. Kulüplerin baskısından, yöneticilerden korkmamayı gerektiriyor. Ali Palabıyık ise hakemliğin ilk gerekliliğini yerine getirmeyen bir adam. Korkaklık da üstüne yok. Fenerbahçe aleyhine doğru da olsa düdükleri çalamayan bir adam. Galatasaray, bu maçı kazansa puan farkı üçe düşmüştü ve muhtemelen kendi kulüp karakterine işlemiş olan son düzlükte hata yapmayıp istediğini alma faktörüyle şampiyonluğu alacaktı ama birileri tarafından buna izin verilmedi. Galatasaray şampiyonluğu kaybederse muhtemelen Ali Palabıyık isimli arkadaş yüzünden kaybetmiş olacak.

Gelelim işin teknik ve taktik kısmına.. Galatasaray maça daha dengeli başladı. Fenerbahçe, ısrarla Galatasaray'ı sol kenarına doğru itmeye çalıştı. İşte burada Marcao'nun yokluğu çokça hissedildi. Semih topu alıp sırtını dönmeye bile cesareti yoktu. Luyindama neyse de Marcao'nun yokluğu öyle çok hissedildi ki Galatasaray'ın pas temposu bile çok yavaşladı. İlk yarı boyunca Galatasaray pozisyon bulamadı belki ama pozisyon da vermiyordu. Orta sahada Fenerbahçe'ye karşı üstünlüğü ise hissediliyordu. Fenerbahçe orta sahası topla her buluştuğunda hata yaptı. Galatasaray alanları iyi kapatıyordu ama hücumda da etkinliği yoktu. Kırmızı kart ise Galatasaray'ın galibiyeti adına büyük bir sinyaldi. Galatasaray ikinci yarıda ''hakem'' kaynaklı bir değişikliğe gitti. Belhanda oyundan çıkarken Emre Akbaba oyuna girdi. Belhanda'nın oyundan çıkışı ise çok başka bir sorun oluşturdu. Galatasaray 11'e 11 oynanan oyunda Belhanda ile daha iyi oynuyordu. Belhanda hücum kurgusunda Galatasaray'ın %70'i demek.. Oyunda olmayınca 11v10 oyunda bile Galatasaray hücum edemiyor. Yine de hücum tıkanıklığına rağmen Galatasaray bir başka sezonun yıldızı Feghouli'nin milimetrik ortasıyla öne geçti. Ancak önde olduğu süre 5 dakika sürdü. Çıkarken faul ile kaptırılan topta Galatasaray orta sahası (Badou-Fernando) yay çevresinde oyuna daldı ve koşuları takip etmedi. Fenerbahçe eşitliği yakaladı. Golden sonra ise Fatih Terim'in kimyası bozuldu. Son iki değişiklikte öyle anlamsız işler yaptı ki Galatasaray son 15-20 dakikayı sağdan sola, soldan sağa top dolaştırarak geçirdi. Oyunu tamamen orta - kafa - gol oyununa döndürdü. Yine anevrizması baş gösterdi; orta sahadan adam çıkarıp sahaya bir forvet daha attı. Bu sezon Fatih Terim doğru değişiklik yaptı mı, cevabı yok bende.. Hangi değişikliğinin oyunu değiştirdiğinin de cevabı yok. Galatasaray'ın başındaki adam kim tanıyamıyorum. Fatih Terim izlediğimiz Fatih Terim olamaz. Fatih Terim, oyuna müdahaleleriyle Real Madrid'i aynı zamanda büyük dostu Jose Mourinho'yu mat etmişti. Benim tanıdığım Fatih Terim, çağa her zaman ayak uydurabilen adamdır ama yaptığı değişiklikler tam anlamıyla 90'lı yılların hamleleri maç başı 30 orta yapmak dünya futbolunda kalmadı. Böyle bir oyun yok artık. Fatih Terim bu sezon yaptıklarıyla beni ve daha birçok Galatasaraylıyı şaşırtmaya devam ediyor.

Galatasaray adına hala hiçbir şey bitmedi ve bu kez psikolojik eşik olan 6 puanlık fark kırıldı. Bu maçı kazansa muhtemelen şampiyon da olacaktı. Şimdi Fatih Terim ve ekibi Başakşehir'in bir kez daha hata yapmasını bekleyecek.

Hiç yorum yok

Okumuş olduğunuz başlık hakkındaki yorumunuzu bırakmak için lütfen aşağıda bulunan alana görüşlerinizi belirtiniz. Unutmayınız ki; yorumlarınız blog ekibinin onayı doğrultusunda görüntülenecektir. Hakaret ve küfür içeren yorumlar onaylanmayacaktır.

Blogger tarafından desteklenmektedir.