ÖZEL | Sedat İncesu: Tüm unsurları yeniden yapılandırmak gerekiyor!

Galatasaray tekerlekli sandalye basketbol takımı (nam-ı diğer Engelsiz Aslanlar) ile ülke spor tarihinin en büyük başarılarına imza atarak, taraftarın gözünde ''İmparator'' olarak görülen baş antrenörümüz Sedat İncesu doğum gününde FCN Blog'a özel açıklamalarda bulundu. Sedat İncesu ile geçen sezonu ve gelecek sezona dair planlarını konuşurken, geleceğe dair tüm planlarını ve düşüncelerini de ayrıntılı bir şekilde konuştuk. 

Yıllardır bizi kupalara alıştırmıştınız ancak bu yıl hem ligde hem de avrupada istenen sonuçlar alınamadı.  Bu yıl istenen sonuçların alınamamasını neye bağlıyorsunuz?
Bu yıl geçtiğimiz sezona göre 1 milyon TL net ve vergi, masrafları ile düşünüldüğünde 1.5 milyon TL tasarrufla son derece minimalist ama yine de iki kupada da şampiyonluk elde edecek güçte bir takım kurduk. Tek büyük kaybımız takımı çok geç kurabildiğimiz için İspanyol rakibimize transfer olan - dünyanın en iyi pivot oyuncusu olmasında bizim de büyük katkımız olan - Rodney Hawkins’di. Bununla beraber geçtiğimiz sezon takıma kattığımız ve bu sezon özellikle derbi maçlarında çok iyi performanslar sergileyen Bulut’la beraber ligin normal sezonunda yine şampiyonluğun en büyük adayı olduğumuzu kanıtlamıştık. Avrupa Kupası finallerinden önce kendisinden gelen haberle hepimiz sarsıldık. Takımımızın sayı makinesi olan Mehmet Türk dizinden talihsiz bir sakatlık yaşadı. "Hemen ameliyat ettirelim." desek de maalesef kupa ve play-offlara yetişemedi ve operasyonu gerçekleştiğinde ise dizin içerisindeki durumun ertesi gün ameliyat olsa bile kupa ve play-offlara yetişemeyeceği kadar ciddi bir durum olduğu ortaya çıktı.

Biz bu konsept ama ciddi güçlere sahip takımımıza baştan itibaren inanıyor ve sezon içinde de kazandığımız maçlarla sezon sonunda iki kupaya da ulaşacağımızı görüyorduk ama maalesef olmadı. Toronto Raptors’un final serisi öncesi Kawhi Leonard ya da Pascal Siakam’dan birinin sakatlanması gibi düşünebilirsiniz. Kenarda 10 tane yedeğiniz de olsa yerlerini doldurabilmesi çok zor olurdu. Biz çok iyi bir sezon geçirdik ancak kadro yapısına göre herkes mucize zannetse de bizler kaçan şampiyonluklara üzüldük. Sakatlık bu işin ve özellikle bizim branşımızın bir parçası. Bunun için bu sezondan gerekli dersleri çıkarıp yolumuza devam edeceğiz.   

Yeni sezon için yönetimle görüştünüz mü bütçede bir artış olacak mı? Yeni sezonda hedefleriniz nelerdir?
Önümüzdeki hafta yönetimle görüşeceğiz. Tekerlekli sandalye basketbolu ve engelli sporlarının yeni bir sınavdan geçtiğine inanıyorum. Çok detaylı bir şekilde mevcut durumu, görmüş olduğum yozlaşmaları, bizleri bekleyen tehlikeleri, ileriye dönük projeksiyonlar ve önerilerim olan raporumu Başkanımıza sundum. Gelecek hafta yöneticilerimizle de paylaşacağım.

Çok açık söylemeliyim ki 3 sezondur üstlerime;
  • Artık misyonumuzu doldurduğumuzu,
  • Yaşadığımız ve yaşattığımız başarılar sonrası sadece ülkemizde değil dünyada da büyük farkındalık yarattığımızı,
  • 114 yıllık spor kültürünün üstüne 14 yıllık engelli branşları tecrübesi ile ciddi projeler gerçekleştirecek ve gelecek yüzyıl süresince doğacak milyonlarca engelli çocuğumuzun hayatını bu kültür ile değiştirebilecek projelere sahip olduğumuzu,
  • Giderek artan döviz ve acımasız rekabete dayalı yapının engelli sporlarında dahi endüstriyel sporu başlattığını.
  • Kademeli ya da direk geçişle sadece bünyemizdeki çok değerli ve engelli kardeşlerine tüm yönleri ile örnek olacak sporcularımızı koruyarak, 4 yıl içerisinde kulübün üzerinde yük değil sürekli olarak artı veren ve eskisinden çok daha sağlam temellerle dünyanın zirvesine oynayacak bir sisteme geçmeyi öneriyorum.
Galatasaray olarak bizlerin küçük işler yapma lüksü yok, asla olmadı ve olmayacak. Bizi biz yapan özelliğimiz, ülkeyi ve dünyayı değiştirecek fikirler üretmemiz. Bu fikirleri kurucularımız gibi gerekirse top tamir ederek, forma yıkayarak hayata geçirerek büyük başarılara zemin hazırlamaktır. Galatasaray tekerlekli sandalye basketbol takımı da aynı bu fikir, ruh ve emekle kuruldu. Bununla beraber kulübümüz derse, "bütçeniz bu sponsorunuz bu ve bize şampiyonluk getirin" yine ilk günkü heyecan ve emek bununla beraber 14 yıllık tecrübe ile her hedefi gerçekleştirecek tecrübeye ve hırsa da sahibiz. Sezon bittiği günden bugüne hem Türkiye’de hem de dünyada turnuvaları ve oyuncuları izlemeye ve transfer için çalışmalara görüşmelere devam ediyoruz. Kulübümüz ne karar verirse gerçekleştirecek donanıma ve hazırlığa sahibiz.

Artık bu döviz kurlarını geriye çekemeyeceğimiz çok açık. Avrupa ile her branşta geçtiğimiz yıla göre yarı yarıya dezavantajlı başlıyoruz. Onlar 1'e 1 değerlerini korurken bizler 1'e 2 vermek zorunda ve ekonomik gelişmeleri de göz önüne alırsak sezon sonuna kadar 1'e 3 vermek zorunda kalabiliriz. Onlar Galatasaray ile rekabetlerini kendi tanıtımlarına ve sponsorluklarına pozitif olarak yansıtırken bizler her branşta sadece döviz yüzünden yarı yarıya zayıflıyoruz. Şubeler için durum içinden çıkılmaz bir hal almaya başladı. Eğer devlet yönetimindekiler ülkemizin gelecek 100 yıldaki Olimpik ve Paralimpik başarısını ve Türk gençliğinin bedensel ve ruhsal ve sağlığını düşünüyorsa tüm ülkece sevilen öncelikli olarak 3 büyükler ve şehir takımlarına  şubeleri sürdürebilmesi için ciddi destek olması gerekir. Aksi taktirde ülkenin gençliğine, spora ve beden eğitimine yapılmayan yatırım kısa zamanda kat be kat bedensel ve ruhsal sağlık harcaması olarak geri yansır. Sosyolojik maliyetlerini ise hesaplamak mümkün değildir. Bırakın futbolu, tekerlekli sandalye basketbolunda dahi rakiplerimizin formalarında ülkelerinin devlet bankalarını, Telekom firmalarını, en büyük kamu ve özel firmalarının logolarını görüyoruz. Avrupa’da her branşta devlet sponsorluk olarak desteklerken bizi ya da basketbolu geçtim, futbol takımızın dahi formasında devlet kurumları yoksa bu durum yurt dışı örnekleri ile ilgililere anlatılmalıdır. Borçların yapılandırılması ile beraber üzerine de branşlarda birleşme için korkmadan çekinmeden talep edilmelidir. Bu durum devletimiz içinde son derece etkili bir tanıtım yöntemi olacağı açıktır. Vakıfbank kadın voleybol takımı yıllardır Avrupa ve dünya şampiyonlukları yaşıyor ama dünyada bilinirliği ve etkisi maalesef yok denecek kadar az. Galatasaray Vakıfbank Kadın Voleybol takımı olarak bu Avrupa ve dünya şampiyonluğu kazanıldığında yaratacağı etkiyi tahmin etmek zor değil. Ya da Euroleague de oynayan Galatasaray Türk Telekom Erkek Basketbol Takımı. Biz zaten Galatasaray olarak büyük bir markayız ve bizimle olan firmalar bu başarılardan çok daha karlı çıkacaklardır.

Şu ana kadar yapılan bir transfer oldu mu? Takımdan ayrılacak isimler var mı?
Biz her yıl sporcularımızı transfer görüşmeleri yapmaları için serbest bırakırız. Eğer aklında başka arayışlar varsa gitsin görüşsün, sporculuğunu yaşasın, ilgi görsün ve transfer pazarlığını yapsın öğrensin, istenen bir sporcu olmanın tatminini yaşasın isteriz. Eğer bizimle devam edecekse bizlerin zorlaması ile ya da sözleşme ile bağlandığı için değil, kendi kararı ile isteyerek gelsin ve sözleşmenin altına imza atsın isteriz. Önümüzdeki hafta itibarı ile gelecek yılı şekillendireceğiz.


Son yaptığımız röportajda kulübe gelir getirecek projelerden bahsetmiştiniz. Bu projelerde son durum nedir?
Bu proje benim 35 yıllık spor adamlığımın birikimi ile başyapıtım diyeceğim ve aileme hocalarıma kulübüme ülkeme ve en önemlisi şu anda yaşayan ve gelecekte doğacak ya da meydana gelecek kazalar sonucu engelli kalacak çocuklara borçlu olduğum bir proje. Sponsorlar hazır, sistem hazır, her şey hazır hatta küçük bir pilot bölgede başladı ve işleyebilirliği kanıtlandı. Önümüzdeki hafta bu konuyu da görüşebileceğimizi umuyorum.   

Uzun süredir basketbola hizmet ediyorsunuz. Bu bağlamda Galatasaray basketbolunun geleceğini nasıl görüyorsunuz?
Bütçeniz 10.. Geliriniz 2.. Temsil ettiğiniz kulüplerinizin borcu 1000.. Her yıl verdiğiniz açık 8. Böyle büyük açıkların gelir gider farklarının sonucu daima devrim olmuştur ve her devrim de önce kendi evlatlarını yer. Zeki, doymuş ve bilimsel temellere inanan ve akılcı topluluklar devrime gerek kalmadan, bu sorumluluk ve suçlulukla tarihe geçmeden kendi inovasyonlarını gerçekleştirir. Artık yeni şeyler söylemenin yapmanın vakti çoktan geldi ve geçiyor. Diğer yönü ile de bakacak olursak neden geliriniz 2? Nerede yanlış yapılıyor? Eğer geliriniz 2 ise neden 10'luk takım kuruluyor? Bu aradaki olmayan 8'i kulüplere harcatan güç nedir? Binlerce yıldır tüm coğrafyanın gelişmemesinin tek sebebi “elalem ne der” algısı oldu. Kültürümüz yeni yüzyılda twitter üzerinden saniyelik ve global bir güç haline gelmiş durumda. Daha kendi adı soyadını dahi yazamayacak kadar korkak insanların, hamasi isimler ve sahte hesaplar arkasından Galatasaraylılık dersi vermeleri kadar trajikomik bir durum olamaz.

“All people can talk the game but only few people can walk the game” sözünü çok severim herkes oyun hakkında konuşabilir ama sadece birkaç kişi oyunu yürütebilir. Neresinden tutsanız dökülecek bu sahte yapının içerisinde başarıya ulaşmak imkansızdır ve dünyada örneği yoktur ancak bu tip yapıların bulaştığı her topluluğu yıktığı çok defa tecrübe edilmiştir. Bu konunun eğitimini almış, 35 yıllık spor liyakatı olan bir spor adamı olarak konuşmayı kendimde hak görüyorum.

Twitter üzerinden baskı altına alınan kulüpler başkanlar yönetimler olmayan parayı her yıl harcamak zorunda kalan yüzyıllık camialar. Son 10 yılda yaklaşık 300 milyon TL zarar etmiş ama kapatılması da sürdürülmesi de imkânsız görünen basketbol için, Galatasaray’dan hatta yurtdışından katkısı olacak tüm değerler, reklam ve marketing uzmanları, basketbol ve spor uzmanları çağrılarak bir hafta sürecek bir beyin fırtınası yapılmalıdır. Bugün dünyaya hakim spor kültürü İngiltere’nin sanayi devriminden sonra aşırı zenginleşmesi ile beraber, arzı düşürmek için mesai saatlerini azaltması sonrası, zenginleşen patron, işçiler ve toplumun  meydana çıkan boş zamanlarını eğlenecekleri spor dallarına zaman ve sonrasında ise bütçe ayırarak ülke çapında yarışmalar haline getirmesi ile başlamıştır. Yani spor tamamen “para ve ekonomi” ile ilgilidir. Ekonomi büyüdükçe branşlar ilgiye göre büyümüş ve gördüğü ilgi kadar kendi başlarına birer ekonomi haline gelmiştir. Yani ekonomi başka bir ekonomiyi doğurmuştur. İlk çağlardan bugüne yetenek, güç ve hız maddi manevi karşılık görmüş daima içinde yaşadıkları toplumun en popüler bireyleri olmuşlardır.

Modern spor yönetimi ve biliminde spor kulüpleri adaleti temsil eden Justitia heykeli gibi tasvir edilir. Ana yapı kulüptür yani üyeler. Bir eli ile kılıcı tutar yani gücü temsil eder. Teraziyi tutan kol ve el ise seçilmiş yönetim ve başkanı temsil eder. Terazinin bir tarafı spordur. başarılar ve şampiyonluklardır. Terazinin diğer tarafı da ekonomidir. Pazarlama gelirler ve sponsorluklar.. Terazi dengede durmak zorundadır. Spor için iki gerçek vardır; Başarı ve Para, gerisi laf-ü güzaftır. Herkesin sevdiği taktir ettiği, mücadele, fair-play, takım ruhu terazinin başarı tarafındadır ama terazinin diğer tarafı olmadan milyonda bir görünen bu yetenekleri ve milyarları kendine hayran eden insanları bir arada tutamazsınız. Terazinin iki tarafı da sürekli olarak birbirini destekler ve büyütür. Real Madrid, Barcelona ve bu yıl Liverpool bütçeleri incelenirse çok iyi anlaşılır. Kazanç ne kadar atarsa başarı için harcama da o kadar artar. Modern spor yönetiminde karlılık oranı daima % 2-10 arası tutulur. "Şampiyon olduk, para geliyor ve bu yıl %20 kar edelim" diyerek takımınıza yatırımı azaltırsanız gelecek yıl %30 zarar edeceğinize kesin gözü ile bakabilirsiniz. Real Madrid geçtiğimiz yıl %10 karlılık açıkladı fakat bu yıl Şampiyonlar Ligi'nden elendi. Bunun bu sezonki bütçesine nasıl yansıdığını yakında göreceğiz.


Galatasaray Spor Kulübü sportif başarıyı yakalayacak ekiplere ve yıldızlara sahiptir aynı ekip ve yıldızlardan oluşan yapıyı marketing bölümüne kurmak zorundadır. Tüm dünyanın en büyük reklam ve marketing şirketleri ile ortaklık yapmak zorundadır. Çok kısa zamanda büyük etkileri olacağından eminim. Amatör branşlar sözü ise, engelli branşları için kullanılan sosyal sorumluluk sözü gibi kısıtlayıcı ve küçültücü bir sınırlandırmadan başka bir şey değildir. Amatör branş diye bir branş yoktur, olmamıştır ve kulüp yönetimlerinin sponsorlara karşı ellerini zayıflatan bir sözdür. Okul takımında dahi oynarken karşılığını alırsınız okul takımının yıldızı okulun en popüler öğrencilerinden biri olur. İmkanları en az okul dahi sportif olarak yarışmak ve diğer rakiplerine üstün gelmek için çabalar, imkanları dahilinde forma alır malzeme alır takımın yol giderleri yemek giderleri mutlaka maliyeti olur. Basketbolun değerinin arttırılması, gelirlerinin arttırılması, sponsorlarının arttırılması ve amatör değil dünyanın izlenmesi en zevkli sporlarından biri olduğu gerçeği ile popülerliğinin arttırılması ile yola devam edilmelidir.

Maalesef tek büyük sponsor bulalım, bir kurtarıcı gelsin de branşı kurtarsın gibi akla mantığa, ekonomik gerçeklere aykırı romantik hayallerle basketbol veya branşlar kurtarılamaz. Bu sebeple daima futbolun üzerinde yük olur. Bu durum hem Avrupa’da başarı hedefleyen futbola hem de yaşamak için başka bir branşa yük olduğunu sürekli hisseden diğer branşların ruhuna zarar verir. Tüm dünya da olduğu gibi sadece basketbol branşını pazarlayacak ciddi bir marketing ekibi ve 10-15 farklı sponsorla yoluna devam edebileceği modern bir sisteme geçmesi gerekir. Çoklu sponsorlukla riskler azaltılır ve bir firma ben çıkıyorum dediğinde tüm sistem çökmez. Sadece 1/10 kayıp olur ve bu arada marketing ekibi sürekli olarak görüşmelere devam edeceği için çıkışlardan daha fazla yeni sponsorluklar gelir. Tüm dünyada sistem budur.

Galatasaray hiç kuşkusuz Türkiye’nin en önemli spor markasıdır. Bu marka değeri ve sosyolojik gücü ile en kısa zamanda basketbol ve voleybol takımlarını mevcut Telekom, Vakıfbank gibi kurum ve takımlarla birleşerek maliyetleri sıfıra indirebilir ve üzerine büyük şampiyonluklar kazanabilir. Bu kurumlar da Galatasaray da ülke de büyük kazanç sağlar. Başkanımız ve yöneticilerimiz en üst makamlarla görüşerek herkesin kazanacağı ve maliyetsiz olarak Euroleague şampiyonlukları gelecek bir sistem kurulabilir kurulmalıdır.

Son olarak son dönemde Galatasaray taraftarıyla aranızda biraz dargınlık oldu diyebiliriz herhalde. Buradan Galatasaray taraftarına vereceğiniz bir mesaj var mi?
Aslanların yaradılışında var. Sürünün güçlü kalması ve yola devam edebilmesi için tartışmalar kavgalar olabilir. Böyle iddialı tutkulu bir kulüpte kavgaların, tartışmaların, kırgınlıkların olmaması aslında bir problem olduğunu gösterir. Ben de bu durumu öyle görüyorum. Kendimi de, kırgın tarafı da çok iyi tanıyorum ve ben de, onlar da onurlu bir küslüğü zorla gerçekleşen bir beraberliğe tercih ederiz. Kırgınlıklar geçer gider yeter ki böyle aslan duruşu ile olsun beraber de olmak kavgalı da olmak bize yakışıyor.    

Bunun dışında nereye gidersem gideyim genç yaşlı taraftarlarımızın, annelerin babaların sevgisi ile karşılaşıyorum. Bunca yıldır verdiğim mücadele ve kulübümle gurur duyuyorum. Sadece kendi taraftarlarımız değil, yaptığımız o kadar önemli işler ve kazandığımız o kadar anlamlı başarılar var ki her renkten her takım taraftarının sevgisini görmek hissetmek müthiş. Benim hep söylediğim bir söz vardır. Çocuk felci mikrobu 6 aylık bir çocuğumuza bulaşırken, bu çocuk Galatasaraylı mı, Beşiktaşlı mı, Fenerbahçeli mi ya da Ankaragüçlü  mü diye ayırt etmiyor. O zayıf bedene girip ömür boyu felç olmasına sebep oluyor ya da trafik kazası renk - din - dil - ırk seçmiyor. Biz Galatasaray’da öyle büyük bir farkındalık yarattık, engelli vatandaşlarımıza öyle bir ilham ve özgüven verdik ki her renkten insan seviyor saygı gösteriyor. 

Hiç yorum yok

Okumuş olduğunuz başlık hakkındaki yorumunuzu bırakmak için lütfen aşağıda bulunan alana görüşlerinizi belirtiniz. Unutmayınız ki; yorumlarınız blog ekibinin onayı doğrultusunda görüntülenecektir. Hakaret ve küfür içeren yorumlar onaylanmayacaktır.

Blogger tarafından desteklenmektedir.