Analiz | Şimdi hesap vakti..

Öncelikle şunu söylemekte yarar var, bu sadece Fenerbahçe maçı analizi yazısı olmayacak. Galatasaray şampiyonlukları, Avrupa kupalarındaki başarıları.. İyi sezonlarının hepsinde Galatasaray önde pres yapan hücum takımı kimliğiyle geldi. Fatih Terim bugüne kadar 1996'da başlayan süreçte Galatasaray'a bir futbol kimliği de verdi aslında..

Lucescu'lu dönem hariç Galatasaray bu oyun kimliğiyle başarı yakalandı. Galatasaray'ın oyun kimliğinde önde basar ve hücum yapar yazar. Bu yıllarca böyle oldu. Bunun tersi oyun fikirlerine sahip hocalar başarılı olsa bile gönderildi. Lucescu imkansızlıklar içinde savunma futbolu ile şampiyon yaptı, Şampiyonlar Ligi'nde o kadro ile fena iş yapmadı ama şampiyon olduğu sezon gönderildi. Yerine ise Galatasaray'a bu oyun kimliğini katan Fatih Terim getirildi. 2005 yılında Hagi yine imkansızlıklar içinde son haftaya kadar çok iyi Fenerbahçe kadrosuna rağmen savunma futbolu ile şampiyonluğu kovaladı sonra yine Fenerbahçe'yi darma duman ederek 5-1 gibi bir skorla Türkiye Kupası'nı aldı ama yine de gönderildi yerine ise sonuna kadar hücum oynamayı düşünen sahada zaman zaman 4 forvetle oynayan Eric Gerets getirildi. Bunlar benim hatırladığım örnekler belki de daha fazladır. 

Galatasaray'ın başında şu an bu kimliği aşılayan Fatih Terim var ancak Fatih Terim'in ne hücum futboluyla ne de önde baskıyla alakalı bir oyun planı var. Fatih Terim bir değişim yaşamakta ama bu değişimi futbolun gittiği nokta ile alakası da yok gibi. Fenerbahçe maçından sonra Levent Şahin ''pas oyunu'' oynamaya çalışıyoruz dedi. Lakin bu pas oyununda nasıl oluyorsa önde baskı diye bir kavramın gerçeğinden uzakta kalıyor Galatasaray? Dünyadaki tüm takımlara bakın ''pas oyunu'' oynamaya çalışan hangi takım pres yapmadan pas oyunu oynuyor? Galatasaray için öncelikle şuna bakmak lazım. Fatih Terim sürekli Avrupa kupalarını işaret ediyor peki Avrupa kupalarında başarılı olan Galatasaray gibi underdog takımların hangisi pres yapmadan başarılı olabiliyor? Bunun örneği son dönemde hiç yok. Şampiyonlar Ligi'nde geçen sene Ajax, ondan önce Monaco, ondan önce Malaga ve 2013 Galatasaray. Hepsi önde pres yapan takımlardı. Pres ile kendilerinden 3-5 kat daha fazla bütçeye sahip takımları bozabiliyorlardı. Bu sene Slavia Prag, Inter'den puanı koparırken İtalyan ekibini presle ile bozdu. Galatasaray ise bunların tam aksini yaparak yani topu kaybettiği yerde koşup geriye yerleşerek, rakip stoperlerin kendi yarı sahasına kadar topla oynamasına müsaade ederek Avrupa'da başarılı olmayı planlıyor. Bunun bir örneği Avrupa'da kalmadı. Rakibinizi bozmadan sizden kat kat daha yüksek bütçeli ve doğal olarak daha kaliteli takımları yenmeniz neredeyse imkansıza kalıyor. İleri uçtaki ayakları aşırı kaliteli olan takımlara Galatasaray topu oraya daha kolay topu taşısın diye yardımcı oluyor. İşin en acı yanı ise imkanların daha da az olduğu dönemde Avrupa'nın devlerine tam olarak da tarif ettiğim oyunla kafa tutan Fatih Terim'in bu gerçekten vazgeçmiş olması, Galatasaray'ın oyun kimliğinin dışında işler yapıyor olması. 

Fenerbahçe maçına da bu açıdan bakmak lazım aslında. Her teknik adamın bir planı, taktiği, tekniği elbette vardır ama bunu sahaya ne kadar yansıtabildiği hocalık marifetidir. Galatasaray'ın evinde Fenerbahçe karşısında veyahut önceki resmi maçlarında hangi planla sahaya çıktığını anlamak imkansızdı. Bu takım eğer bir pas takımıysa "Muslera neden bu kadar çok uzun top attı?" gibi sorular ortaya çıktı. Madem Galatasaray bir pas takımı ve bu minvalde iş yapıyor peki pas oyununda forvetinin ceza sahasında hiç topla buluşamaması da bir plan dahilinde miydi? Galatasaray'ın kadrosunda Radamel Falcao gibi dünya çapında forvet var ancak Kolombiyalı yıldız geldiğinden beri ceza sahasında sadece 12 kez topla buluşmuş. Fenerbahçe maçında ise bu sayı sıfır. Burada Falcao'dan önceki tüm forvetler gibi dünya yıldızı olan Falcao mu suçlu yoksa artık teknik heyetin de suçu var mıdır? Falcao o kadar yalnızları oynadı ki ikinci yarı bir ara kendi yarı sahasından topla buluşmaya geldi. Galatasaray dün Falcao'yu sadece bir kez ceza sahasında topla buluşturdu o da sayılmayan goldü. Galatasaray'ın aslında hiçbir zaman forvet sorunu olmadı bizler gerçeği kabul edemediğimiz için bahaneler aradık durduk. Gerçek olan takımın forvetlere topu taşıyamadığı gerçeğiydi. Galatasaray'ın sorunlarının hiçbir zaman futbolcular üzerinden yorumlanamayacağı gerçeğiydi, gerçek olan. Bugün suçladığımız isimler artık forvet değil çünkü oradan bahane çıkmıyor. Yeni cadılar bekler ve stoperler oldu. Yeni cadıları yakınca başka bir cadı bulacağız ve bu sonsuz döngü ilelebet gidecek gibi.  Fenerbahçe ve Ersun Yanal dün bu adam burada oynar mı dediğimiz iki adam (sağ kanat Ozan-sol kanat Tolga) ile Galatasaray'dan çok daha iyi oynayıp, daha fazla pozisyona girip 1 puanı almasını bildi. Bu kadar eksikle geldikleri Ali Sami Yen deplasmanından hiç maça çıkmadan kabul edecekleri bir skorla döndüler. 

Galatasaray taraftarın da yeni bir furya başladı, o da sistem değişikliğinin sorunları çözeceği düşüncesi.. 4-1-4-1 formasyonu Galatasaray'ı yavaşlatan bir sistem, bu doğru. Çünkü bu sisteme uygun oyuncular transfer edilmedi. Bekler, kenar oyuncuları orta sahalar hiçbiri bu sisteme uygun değil ancak bu kadar kaliteli bir takımın bu kadar kötü oynamasının tek sebebi ne sistem ne de kadro mühendisliği. Galatasaray, hafta içinde PSG maçında 4-4-2 şeklinde çıksa ne değişecek? Birden sihirli değnek değecek ve Galatasaray hiçbir şekilde beceremediği ve geriden pasla çıkmaya dair hiçbir planını göremediğimiz bu takımı birden takır takır geriden pasla mı çıkacak. Kendisinden 2-3 siklet aşağıdaki takımların yaptığı preste uzun oynamak zorunda kalan bu ''pas takımı'' sadece sistem değişikliğiyle mi geriden pasla çıkmayı çözecek? Sadece sistem değişikliğiyle mi Galatasaray forvetini ceza sahası içinden aniden topla buluşturmaya başlayacak? Sadece sistem değişikliğiyle Galatasaray kaplumbağa hızındaki oyununu sadece bu sistem değişikliğiyle mi hızlandıracak? Fatih Terim'in sisteminde değil oyun anlayışında problem var. Önce şunu anlamak lazım oyun anlayışı ve sistem çok ayrı şeyler. Siz 4-3-3 ile çok iyi bir savunma takımı olabilirsiniz veyahut 3-5-2 ile de çok çok iyi bir hücum takımı olabilirsiniz. Burada önemli olan oyun anlayışınızdır. Fatih Terim'in şu an oyun anlayışı tam olarak önde basmayan, topu kaybettiğinde topun olduğu yerde baskı yapmak yerine geriye koşan, geçiş hücumunu asla düşünmeyen, dikine pasların çok az olduğu kontrolcü, temkinli bir oyun. Bu kadro da tam Fatih Terim'in oyun anlayışına uygun bir kadro.. Fatih Terim Euro 2016'dan beri bu tarz bir kadro ile yukarıda bahsettiğim oyun anlayışını oynamaya çalışıyor. O yüzdendir ki Fatih Terim kendi takımını kurdukça oyun gitgide geriye gidiyor. Euro 2016 dönemini hatırlayın bir kanatta Arda diğerinde Hakan Çalhanoğlu vardı. O takım da önde baskı yapmıyordu. O takım da topu kaybettiği yerde baskı yapmak yerine geriye koşuyordu. O takım da bugünkü gibi temposuzdu. Fatih Terim tam da istediği kadroyu kafasındaki oyuna göre oynatıyor belki oyunun kalitesinden memnun değildir ama oynatmak istediği oyun tam da bu. En acı olan da bu zaten! Fatih Terim geçmiş yıllarda Avrupa takımlarına kafa tutan kendi futbolundan vazgeçip futbolun değişimini çok yanlış anlayıp bugünkü pozisyon dahi üretemeyen bir oyunu olan bir teknik direktör konumuna geldi.

Zaman herkesi yener. Her yeni dönem yeni birilerini getirirken eski başarılı isimleri de alır götürür. Eskiler içerisinden sadece zamana ayak uydurabilenler ayakta kalabilir. İnovatif olanlar, kendini döneme adapte edenler yoluna devam eder. Fatih Terim yeni nesil oyuncularla hala bağ kurabilecek şekilde iyi bir psikolog ancak yeni dönem futboluna ayak uyduramayan bir teknik adam. 2 sezondur gelen şampiyonluklar psikologluk veyahut adam yönetiminin bir meyvesi. Lakin sadece adam yönetimini çok iyi yaparak başarılı olmak ve bunu sürdürülebilir kılmak pek mümkün değil. Evet futbolun son döneminde adam yönetimi taktikten üstün geldi ancak bu sürdürebilirliği pek olmadı. Sadece bu kadar ile ilerlemek bir süre sonra tekeri patlattı. Zinedine Zidane, Real Madrid ile üstüste iki kez Şampiyonlar Ligi kazanırken kendisinin taktiksel anlamda iyi olmadığını ancak çok iyi adam yönetimi yaptığını itiraf etmişti. Gerçekten de öyleydi. Real Madrid üst düzey kadrosunu mutlu ederek kazandı her şeyini ancak bugün o kadro ile çok çok zorlanıyor ve kovulması gündemde. Bu örnekler daha da çoğaltılacaktır mutlaka. Bu sebeple Fatih Terim'in sürekli söylediği hayallerini süsleyen o Avrupa'da başarı hülyasını Galatasaray'ın yeni oyuna karşı değişen Terim anlayışı ile başarması imkansız bile değil. Eğer bir öngürü de daha bulunacak olursak Galatasaray'ın bu oyun ile skor da gelmeyince ilerleyen dönemde kaşların çatılmasını da oldukça muhtemel. Fatih Terim en büyük Galatasaray efsanelerinden birisi. Galatasaray'ı Türkiye sınırlarına sıkışıp kalmasından kurtaran adam lakin gerçekler de ortada. Kimse geçmişi hatırlamaz, dün dün de kalır. Bu sebeple Galatasaray'ın saha içinde ve antrenman sahasında da bir sihirli değnek gelip değmediği sürece Fatih Terim'in saha içinde alınacak sonuçlar için işinin epey zor olduğunu söylemek mümkün. Sihirli değnek değer mi bilmem ancak hocanın artık kendisine yakışanı yapması gerekecek.

2 yorum:

  1. Bence analiz kısmen doğru.Fakat katılmadığım kısmı ise Fatih Terim ile ilgili kısmı.2 yılda 2 kez şampiyonluk yaşatan hocanın kredisi 5 maç olmaz. Dünyada böylesini zor görürsünüz. Yazının teknik kısmı ne kadar doğru bulduysam ise Fatih Terim ile ilgili kısmı ön yargılı buldum. Evet durumumuz iç açıcı değil. Fakat farklı düşüncelerimiz olsa bile kariyerinde 20 kupa kazanmış adama en azından 1 sezon sabredilmeyecek mi?

    YanıtlayınSil
  2. Sanırım takım teknik ekipten pres yapmayın talimatı almadığı için değil pres yapabilecek oyunculardan kurulu olmadığı için topu geri kazanamayıp yarı sahasına çekiliyor. Eleştirilecek kısmı neden pres gücü yüksek isimler sahada değil? 4-4-2 de Belhanda sol kanada, Babel kulübeye Andone 11 e girer. Evet işler 1 günde değişmez ama oyun pratiği oturdukça 4-4-2 formasyonunda daha sağlıklı bir oyun izleriz.

    YanıtlayınSil

Okumuş olduğunuz başlık hakkındaki yorumunuzu bırakmak için lütfen aşağıda bulunan alana görüşlerinizi belirtiniz. Unutmayınız ki; yorumlarınız blog ekibinin onayı doğrultusunda görüntülenecektir. Hakaret ve küfür içeren yorumlar onaylanmayacaktır.

Blogger tarafından desteklenmektedir.