Sinan Erdem'e bu sezon Abdi İpekçi ruhunu getirme zamanı!

2018-2019 sezonunda EuroCup'ta hayal kırıklığı yaratsa da ligde beklentileri karşılayıp play-off yarı finali gören Galatasaray Doğa Sigorta, yeni sezon öncesi kemik kadrosuna yaptığı eklemeler ile hazırlıklarını sürdürüyor. Geçen hafta Antalya'da düzenlenen Gloria Cup'a katılan takımımız, çok iyi sonuçlar almasa da zaman zaman gösterdiği performansla gelecek için umut vermişti. Turnuvaya Zalgris Kaunas mağlubiyetiyle başlayan Galatasaray, ikinci maçında Anadolu Efes'i Ben Moore'un son saniye basketiyle mağlup etmiş ancak üçüncülük maçında Teksüt Bandırma'ya boyun eğmiş ve turnuvayı 4.sırada bitirmişti. Takımımız bu sene ligde ve Avrupa'da neler yapabilir, takımdaki artı ve eksi noktalarımız nelerdir sorularına değinmeden önce bu transfer döneminde kimlerin takımdan ayrılıp kimlerin aramıza katıldığına göz atalım. 

Yaz Transfer Dönemi Nasıl Geçti?
Galatasaray Doğa Sigorta'da bu yaz Nigel Hayes, Erol Can Çinko ve Jaka Klobucar ile yollar ayrılırken takıma Lazeric Jones, Yiğit Arslan, Greg Whittington katılmış ve iç transferde Göksenin Köksal, Aaron Harrison, Tai Webster ve Zach Auguste ile sözleşme yenilenmişti. Sezon öncesi ilk planlamada Arapovic'in bu sene takımda önemli bir rol oynaması beklenirken Hırvat yıldızın yaşadığı talihsiz sakatlık sonrası Ben Moore ise son transfer olarak takıma katılmıştı. 

Gerçek Bir Oyun Kurucu Eksiği
Geçen sezon en büyük problemi saha içi organizasyonda yaşayan Yenilmez Armada, maalesef bu sezon da bu sorunu yaşayacak gibi duruyor. Bu sorunu çözmek için çalışmalarını sürdüren ekibimiz, Alex Perez ile sözleşme imzalamaya hazırlanırken devreye Zalgris Kaunas'ın girmesiyle bu transferi sonuçlandıramadı. Geçen sezon Banvit'te oldukça etkili bir performans ortaya koyan Perez, saha içi organizasyonumuzu yönetecek liderimiz olabilirdi. Webster'ın aksine kendi şutundan önce, takımı yarı sahaya iyi yerleştirip set oyunlarını oynatmayı düşünen Perez gerçekten takımımız için harika bir dokonuş olacaktı. Perez transferinde başarısız olunca, takımımıza Webster ile aynı oyun mentalitesine sahip Lazeric Jones'u katarak çok büyük bir kumar oynadık şahsi fikrimce. 

Çünkü Jones hayatının herhangi bir döneminde saha içi organizasyonu yöneten bir lider rolüne bürünmedi. Takımdaki diğer isimler arasında bu rolü en iyi yapabilen oyuncunun Emir Gökalp olduğu aşikar, ancak koç geçen sezon genç oyuncumuza çok şans tanımamıştı. Emir'in fiziksel dezavantajlarının ve savunmada aksadığının farkındayım ancak, artık Emir'in 10-15 dakika civarı süreleri görmesi gerektiğini düşünüyorum. Zira, Gloria Cup'ta da Emir sahada kaldığı kısa sürelerde oyun görüşüyle direksiyona oturmuş ve takımı iyi yönetmişti. Toparlayacak olursam, bu sene de özellikle Avrupa'da gerçek bir oyun kurucu eksiğini oldukça derin bir şekilde hissedeceğimizi düşünüyorum, umarım Ertuğrul Erdoğan bu konuda şapkadan bir tavşan çıkartmayı başarabilir.

Pota Altı Soru İşareti
Geçen sezon 5 numara rotasyonumuz Ege Arar-Zach Auguste ikilisiyken zaman zaman bu rotasyona asıl mevkisi uzun forvet olan Arapovic de katılıyordu. Auguste bence sezon boyunca kendini inanılmaz geliştirip takıma çok büyük katkı verdi. Ege, yıllardır olmadığı gibi geçen sezon da aldığı sürelerde iyi performans gösteremedi. Dolayısıyla, Auguste'u dinlendirmek için koçun rahatlıkla sahaya sürebileceği bir oyuncumuz yoktu. Bu sene de takıma gerçek bir pivot katılmazken, Gloria Cup'ta izlediğim kadarıyla, Whittington'ın bu sene hem 4 hem 5 numaralı pozisyonlarda süre alacağını düşünüyorum. Bu durumda ise ya Moore ya da Caner'i 4 numara pozisyonunda görmemiz kuvvetle muhtemel ve ikisinin de savunmada oldukça yumuşak karınlar olduğunu söylemek mümkün.

 Yani pota altı rotasyonumuzun oldukça "undersize" olduğunu söylemek mümkün ve burda özellikle pota altı rotasyonu kuvvetli olan takımlara karşı problemler yaşayabileceğimiz reddedilemez bir gerçek. Ancak burda şunu söylemek istiyorum, geçen sezon Nigel Hayes'in savunmadaki yumuşaklığı yüzünden yaşadığımız problemleri Whittington sahadayken yaşamayacağız gibi duruyor. Gloria Cup'ta izlediğim kadarıyla, Whittington mücadeleden kaçmayan yapısı ile ribaundlarda Auguste'a oldukça yardımcı olacak gibi gözüküyor. Bunun yanında yine Hayes gibi şutunun olması elimizi kuvvetlendiren bir diğer husus. Sonuca bağlayacak olursak, Auguste-Whittington ikilisinin Auguste-Hayes ikilisinden daha iyi bir ikili olduğunu söylemem mümkün ancak yine burda problemi onlar dışarda dinlenirken yaşayacağız, bu konuda Moore ve Ayberk'in katkıları çok önemli. Onlardan yeterli katkıyı görürsek, geçen sezondan daha sağlıklı bir pota altı görebiliriz.

Keskin Şutör ve Lider 
Geçen sezon takımın bir lider var mıydı, varsa bu kimdi büyük bir soru işaretiydi. Bence burdaki en büyük suç koçun çünkü bir takımda son topları kimin kullanacağını belirleyen kişi odur. Ertuğrul Erdoğan, uzunca bir süre bu konuda takıma mesaj vermekte eksiklik yaşadı. Sezon ortasından sonra ise çoğunlukla kritik ve son topları Harrison kullandı. Bu da Harrison'ı diğer takım arkadaşlarından bir tık öne taşısa da ne Harrison bu role çok girebildi ne de takım arkadaşları onu öyle bir konumda gördü. Bu problem de Harrison'ın takımda kritik anlarda topu emanet edebileceğimiz tek isim olmasından kaynaklanıyordu. Ancak bu sene değişen bir şey var: Yiğit Arslan. Yiğit, Gloria Cup'ta oynadığı Anadolu Efes maçıyla bize artık "Burada ben de varım!" mesajını net bir şekilde verdi. 

Bence bu takım için inanılmaz büyük bir artı, Harrison'ın sırtına binen bu büyük yük artık eşit şekilde Yiğit ve kendisi ile paylaştırılacak. Böylece, Harrison'ın bazı zamanlarda yaptığı gereksiz top kayıpları azalacak, Yiğit sorumluluk aldıkça kendi gelişimi hızlanacak ve en önemlisi bunların hepsi takıma fayda sağlayacak. Gerçek bir oyun kurucumuz olsaydı, hem Harrison'ı hem Yiğit'i Jon Diebler'ın Karşıyaka'da aldığı rol gibi değerlendirip kolay sayılar bulabilirdik ancak böyle bir imkanımız olmadığı için zaman zaman ikisinin de kendi şutlarını yaratmasını bekleyeceğiz. Bence burda en büyük görev koça düşüyor, koçun saha içi rolleri, sorumlulukları iyi dağıtması bu sene için çok önemli. Geçen seneden beri doğru işler yapmaya gayret eden teknik ekibin bu konuda da iyi bir iş çıkartacağını düşünüyorum. Sonuç olarak, geçen seneye ek olarak bir tane daha keskin şutörümüz var, saha içi opsiyonlarımızı çeşitlendiren bu seçenek sene içinde çok işimize yarayacak.

Neler Yaparız?
Ligde inanılmaz bütçeli Anadolu Efes ve Fenerbahçe Beko gibi iki takım varken şampiyonluk hayali kurmak bana çok gerçekçi gelmiyor. Şahsi beklentim, yine geçen seneyi tekrarlayıp play-off yarı finali oynamak. Bu bütçelerle yarışırken bırakın şampiyonluğu finale çıkmak bile ne yazık ki çok ama çok zor. Geçen sezon büyük bir hayal kırıklığı yaşadığımız EuroCup'ta ise "Yenilmez Armada" ruhunun geri gelmesi için kesinlikle gruptan çıkmamız gerekiyor. Top 16 gruplarında şansımızın oldukça zor olduğunu düşünmekle birlikte bir sürprize de imza atabiliriz diye düşünüyorum. Sezon ortası transfer döneminde de belki 1 eklemeyle çok daha iyi yerlere gelebiliriz. Sonuç olarak, kadronun belirli bölgelerinde eksikliklerimiz olsa da geçen sezona göre daha oturaklı bir takım olduğumuzu rahatlıkla söyleyebilirim. Teknik ekibin de iyi niyetli bir şekilde doğru işler yapmaya gayret ettiğini düşünürsek geçen senenin üstüne çıkmamamız için hiçbir neden yok. Artık Sinan Erdem'e Abdi İpekçi ruhunu getirme zamanı!

Hiç yorum yok

Okumuş olduğunuz başlık hakkındaki yorumunuzu bırakmak için lütfen aşağıda bulunan alana görüşlerinizi belirtiniz. Unutmayınız ki; yorumlarınız blog ekibinin onayı doğrultusunda görüntülenecektir. Hakaret ve küfür içeren yorumlar onaylanmayacaktır.

Blogger tarafından desteklenmektedir.