Yalnız prens: Radamel Falcao

Kasımpaşa maçında 10 kez, Brugge maçında 2 kez, Fenerbahçe maçında hiç.. Bu istatistiki veriler Radamel Falcao'nun sarı-kırmızılı formayla mücadele ettiği 3 maçta ceza sahasındaki topla buluşma sayıları. Aktif olarak ceza sahasında Avrupa'nın en iyi bitiricilerinden birisi olan Kolombiyalının, en etkin olduğu yerde bu kadar yalnız kalması hiç kuşkusuz Galatasaray hücumu adına büyük sorunlar doğuruyor.

Fenerbahçe derbisi sonrasında Galatasaray adına en çok konuşulan konuların başında Radamel Falcao'nun ceza sahasındaki etkisizliği, daha doğrusu yalnız kalması geliyordu. Kolombiyalı yıldız oyuncu takıma katıldıktan sonra oynadığı 3 resmi karşılaşmada (Malatya'da son dakikada oyuna girdi, onu referans olarak kabul edemeyiz) uzatma dakikaları dahil olmak üzere toplam 270 dakika sahada kaldı. Bu süre içerisinde toplamda 116 kez topla buluştu ancak bunların sadece 12 tanesi ceza sahası içerisindeydi. Yani genel istatistiğe vurduğumuz zaman %10 gibi bir orana tekabül ediyor, ki bu Avrupa'nın en iyi ceza sahası golcülerinden birisi olan El Tigre'nin ne kadar verimsiz kullanıldığının göstergesi. Dikkat çeken bir başka detay ise, Galatasaray adına hedef maç olarak adlandırabileceğimiz Club Brugge ve Fenerbahçe maçlarında sadece 2 kez ceza sahasında topla buluşmuş olması. Falcao bu maçlarda toplamda 72 kez (Brugge, 41 ve Fenerbahçe, 31) topla buluşmasına karşın bu buluşmaların tamamının ceza sahası dışında olması ve hatta son Fenerbahçe maçında Galatasaray ceza sahasında 2 kez (duran top savunmasında arkadaşlarına yardım) topa dokunmuş olması büyük bir ironi olarak karşımızda duruyor. Ayrıca gün geçtikçe daha da artması gereken topla buluşma ve pozisyon hazırlama sayısının aşağıya doğru ivmelenmesi de ilginç bir istatistik olarak yorumlanabilir.

Yukarıdaki görsel, hafta sonu oynanılan derbide Galatasaray'ın saha içinde oyuncularının pozisyon yerleşim ortalamasını gösteriyor. Takımın en uç noktasında oynaması beklenen Falcao'nun rakip kaleye yaklaşık 45, ceza sahasına ise 30 metre geride pozisyon aldığını ve sürekli olarak takım arkadaşlarına pas istasyonu olabilmek adına orta sahaya kadar geldiğini görüyoruz. Isı haritasında ve topla buluştuğu noktalarda da genel olarak oyunun ikinci bölgesinden üçüncü bölgesine geçiş noktası olarak adlandırılan, rakip yarı alana bakan yarım dairenin etrafında olduğu gördük. Bu şartlar altında ister istemez Kolombiyalı tecrübeli golcünün takıma katkısının olamadığına şahit oluyoruz, ki en ufak bir pozisyon hazırladığımızda Fenerbahçe derbisinde ofsayt olarak iptal edilen golde direkt olarak sonuca etki ettiğine de şahit olduk. Ligdeki tüm forvetleri biraraya getirseniz, sağ çaprazdan girdiği ceza sahası çizgisi üzerinden sol iç filelere vurmasını beklemezsiniz. Ancak söz konusu Falcao gibi bitiriciliği üst düzeyde olan bir isim olunca sonuç kaçınılmaz oluyor. Ceza sahasında bu kadar üretken olmamak aynı zamanda ligin en üst düzey maaş alan ismini basının önüne atmanıza sebep oluyor ve yıldız golcüyü "hayal kırıklığı" olarak tanımlamak, yada gol atamadığı için beklentileri karşılayamaması ve baskı altına girmesine de sebep olabilir. Eğer oyun anlayışınızı düzeltirseniz yada olması gerektiği gibi oynarsanız, aynı zamanda oyuncunuzu da korursunuz.

Yardımcı antrenör Levent Şahin tarafından "pas oyunu oynuyoruz" şeklinde savunulan Galatasaray'ın takım halinde hem kanatlardan hem de merkezden Kolombiyalı yıldıza servis yapması gerekiyor. Eğer siz takım olarak pas oyunu oynuyorsanız, son 2 resmi maçınızda forvetiniz ceza sahasında toplam 2 kez topla buluşmamalı.. Yada bahsettiğiniz oyun şablonu kalecinin stopere, stoperlerin beklere, beklerin önündeki orta saha oyuncularına ve onların da kanat oyuncularına pas verip, yine aynı düzlemde topun kaleciye kadar dönmesiyse bunun adı pas futbolu değil. Bu bambaşka bir şey. Eğer pas oyununun örneklerini görmek istiyorsanız; Pep Guardiola yönetimindeki Manchester City'nin beş pasla nasıl rakip kalenin önüne gittiğini yada Jurgen Kloop yönetimindeki Liverpool'un geçiş hücumunda nasıl pas oyunu yaparak sahte 9'lu sistemde 3 oyuncuyla altı pasa indiğini görebilirsiniz. Belki bunlar size çok absürd örnekler olarak gelebilir. O zaman Pochettino yönetimindeki Tottenham'ın pas oyununu yada Erik ten Hag yönetimindeki Ajax'ın geçen seneki oyunu da kadro kalitesi ve ortaya konulan oyunun seviyesi olarak güzel bir örnek olabilir. Galatasaray'ın oynadığı yada oynadığını iddia ettiği pas oyunuyla aralarında çok ciddi bir uçurum var, değil mi?

Konuyu toparlamak gerekirse.. Galatasaray eğer önümüzdeki dönemlerde sadece Süper Lig'de bile başarılı olmak istiyorsa Radamel Falcao'yu ceza sahasında daha fazla topla buluşturması gerekiyor. Bunun adı ister pas oyunu olsun, ister kontratak oyunu isterseniz tiki-taka yada gegenpress.. Elinizde bu ligin standartlarının çok üzerinde bir forvet varken siz onu ceza sahasında yalnızlığa mahkum ediyorsanız oyun anlayışınızda yada takım oyununda, oyun sisteminizde ciddi bir sorun var demektir. Bunu da takım içerisindeki bazı isimlerden bireysel olarak sorumluluk alarak çözmesini değil, kenar yönetimi olarak çözmek gerekir. 2019-2020 sezonunda geride kalan 8 resmi maç sonunda Galatasaray'ın hala bir oyun şablonunun olmaması ve bunu uygulamaya geçirememesi başta Fatih Terim olmak üzere tüm teknik kadronun hanesine büyük bir eksi yazar. Hocayı hepimiz seviyoruz, hepimiz için özel bir figür. Buna hiç şüphe yok ancak sezon başından beri ilerleme kaydetmek yerine geriye gitmeye devam eden bir Galatasaray izliyoruz. Eğer sezon sonunda şampiyonluk gelecekse, ya oyun şablonunda müthiş bir ilerleme kat etmek gerekecek ya da teknik heyetin bir çözüm bulması gerekecek. 

Hiç yorum yok

Okumuş olduğunuz başlık hakkındaki yorumunuzu bırakmak için lütfen aşağıda bulunan alana görüşlerinizi belirtiniz. Unutmayınız ki; yorumlarınız blog ekibinin onayı doğrultusunda görüntülenecektir. Hakaret ve küfür içeren yorumlar onaylanmayacaktır.

Blogger tarafından desteklenmektedir.