Efe Güven: Galatasaray'da kültür farklıdır..

Geçen sezon mütevazi bir bütçeyle ve imkansızlıklarla gösterdiği mücadele nedeniyle alkışlanan isimlerin başında gelen Galatasaray kadın basketbol takımının baş antrenörü Efe Güven, yeni sezona dair görüşlerini DHA'dan Ata Selçuk'a verdiği detaylı röportajda dile getirdi. Fikstürden dolayı üstüste 5 deplasman maçı oynadıklarını ve seyahatlerde ciddi bir şekilde yorulduklarını belirten genç antrenör, Galatasaray'da skor odaklı bir sonuç kültürünün olmadığını ifade etti. Efe Güven'in röportajının tamamı şu şekilde..

GALATASARAY'DA KÜLTÜR DAHA FARKLIDIR
Ben bundan 13-14 sene önce bu kulübe girmiş ve genç bir yaşta antrenörlüğe başlamıştım. İkinci ismim diye tahmin ediyorum, Ekrem Memnun'dan sonra her yaş kategorisinde çalışıp A takıma çıkan, Galatasaray bünyesinde. Bu benim için ayrı bir mutluluk, ayrı bir gurur. Marina ayrıldığı süreçte ben Gelişim takımı antrenörüydüm ve KBBL'de şampiyon olup, TKBL'ye çıkmıştık. Ben o dönem, bir TKBL takımı için oyuncu araştırıyordum, oyuncu bakıyordum, belki takımımıza bir yabancı koyup, gençlerle birlikte çok ezilmeyecekleri bir şekilde oynamaları için. O süreçte bana dediler ki, A takım için de oyuncu bak. Ben Ekrem Memnun döneminde de görev alıyordum zaten. Benchte durmuyordum ama saha dışında, antrenmanlarda analizlerde yer alıyordum. Oyuncu bilgim vardı. Oyuncu araştırmasına başladım o dönemde. Sonrasında 2-3 hafta sonra bana dediler ki: A takım antrenörü olma imkanın var, antrenör olacakmış kadro hazırla. Listeyi hazırladım, süreç biraz uzun sürdü. Ağustosa doğru görev tebliğ edildi. Biz de transferde geç kalkmıştık. Mevcut durum içinde kurulacak en iyi kadroyu kurduk. Bütçeden bahsettik geçen sezon. Son 15 seneye kıyasla daha mütevazı bir bütçemiz vardı. Bütçe doğrultusunda kurulabilecek en doğru kadroyu kurmaya çalıştık. Bu kadroyla birlikte verdiğimiz mücadeleyle birlikte de taraftarın, camianın takdirini kazandık. Şampiyon olamadık, kupa alamadık. Büyük kulüplerde şampiyon olamadığında, kupa alamadığında başarısız sayılırsın. Bizim Galatasaray'daki taraftarın ve camianın bakışı biraz daha farklı. Bizim kültürümüz biraz daha sahada mücadele eden, o arma için savaşan, canını dişine takan grubu gördüğü zaten, sen zaten şampiyon olmuşsun gibi, kupa almışsın gibi sana yaklaşıyor.

GALATASARAY BİR MARKA, OYUNCUYU DA ETKİLİYOR
Geçen sene yabancılarla ilgili kafamda pek bir soru işareti olmamıştı. Benle çalıştıkça, onlar beni tanıyacaktı. Ben zaten onları tanıdığım için getirdim. Bir de şöyle bir şansınız var, siz Galatasaray gibi bir kulübe oyuncu getiriyorsunuz. Galatasaray Kulübü, Avrupa'da bir marka. Onlar için de çok önemli bir vizyon. Onları buraya getirdiğin için size minnetleri oluyor. Çalıştıkça sizin güveninizi kazanıyorlar. Ben de onların güvenini kazanıyorum. Moriah Jefferson'u bundan önceki senelerde tanıyordum. Onunla diyaloğum benim çok iyiydi. Hala da görüşüyoruz, o bambaşka bir karakterdi zaten. Işıl'la ilgili şöyle bir şansım oldu benim; benim karımın çocukluk arkadaşı. Sıra arkadaşı, o kadar yakınlar. Işıl'ı 18 yaşından beri tanıyordum, üniversiteye beraber girmiştik. Işıl benim yakın arkadaşımdı, arkadaşlıktan ötürü birbirimizi iyi biliyordum. Tabii işle arkadaşlık farklı oluyor. Sahanın içinde birbirimize adapte olduk. O da çok önemli antrenörlerle çalıştı. Aramızda iyi bir bağ ve iletişim var. Sonuç olarak profesyoneliz. Çok keyifli bir şekilde devam ediyor.

SAKATLIKLAR VE FİKSTÜR BİZİ ÇOK YORDU
Siz sezon başında bir yol haritası belirliyorsunuz, transfer yapıyorsunuz ve 15 kişilik bir kadro kuruyorsunuz. Bu kadroyu kurmanızın sebebi sakatlıklara, ekstra durumlara önlem olması. Bu kadar şey üst üste gelince de ister istemez 'Ne oluyor' diyorsunuz. Yaşadığım sakatlıkların hepsi de ilginç. Birisi bandajını çıkarırken ayağını kesti, birisi maçta boş şut atarken dizi döndü, birisi idmanın sonunda çarpışarak dizinden sakatlandı. Hastalarımız çok fazla oluyor. Lulea'ya giderken Işıl'ın vertigosu tuttu. Orada İnci'yi oynatamadık, hastalandı. Maç içinde Alperi bileğini burktu. Geriye düştüğümüz periyotta Alperi yoktu. Bu da bir tecrübe. Bu da işimin içerisinde olan zorluklar. Bunların üstesinden geldiğiniz zaman iyi bir antrenör oluyorsunuz. Bahanelere, mazeretlere sığınarak, oyuncularım yoktu demek daha kolay. Bunun yerine sizin antrenörlük, koçluk kaliteniz ortaya çıkıyor, takımın oyunu belli oluyor. Bu takım demek ki bir şeyler yapabiliyor, devam edebiliyor. Bir de şöyle bir şanssızlığımız oldu bizim, 5 tane üst üste deplasman oynadık. Çok ender rastlanan bir şey, hepsi de zorlu seyahatlerdi. Sonuç olarak bu bizim işimiz. Bu işi yaptığımız için bunun karşılığını alıyoruz. Ama ister istemez yoruluyorsunuz. Ben oynamamama rağmen, ben bile bitik haldeyim. Bir gün gidip evde bütün gün uyuyabilirim. Oyuncuları düşünemiyorum. Teknik anlamda, maç hazırlığında ve rotasyonu yaparken zorlanıyorum ama sağ olsun herkes elinden gelen mücadeleyi ortaya koyuyor. 

TRANSFER İÇİN YÖNETİMLE GÖRÜŞÜYORUZ
Sürekli yönetimimizle, özellikle Erol Özmandıracı ile sürekli konuşuyoruz. Öncelikle 4 maçı geçmek istedik, bu 4 maç bizim için çok önemliydi. Aceleci davranmak istemedik. Tabii ki gerekli müdahaleyi yapacağız. (Dün oynadığımız) Elazığ maçından sonra tekrardan oturup değerlendirme yapacağız ve gerekeni yapacağız.

Öte yandan Efe Güven, yaz ayında yapılan ödemeler ile birlikte kadın basketbolda, kulübün kimseye borcunun kalmadığını ve ödeme sıkıntısı yaşanmadığını söyledi.

Hiç yorum yok

Okumuş olduğunuz başlık hakkındaki yorumunuzu bırakmak için lütfen aşağıda bulunan alana görüşlerinizi belirtiniz. Unutmayınız ki; yorumlarınız blog ekibinin onayı doğrultusunda görüntülenecektir. Hakaret ve küfür içeren yorumlar onaylanmayacaktır.

Blogger tarafından desteklenmektedir.