ÖZEL RÖPORTAJ | Efe Güven: Bizim en önemli unsurumuz takımdaşlık..

FCN Blog'un kendisine has konsepti olan Bench Arkası'nın ilk bölümünde iki sezondur gösterdiği mücadele ile taraflı - tarafsız herkesin takdirini kazanan Galatasaray kadın basketbol takımının baş antrenörü Efe Güven konuk oldu. Editörümüz Doğan Malkoç'un sorularını yanıtlayan Efe Güven, hem transfer politikası hem de kadroda yer alan genç oyuncuların performansı hakkında açıklamalarda bulundu.

SEZON BAŞINDAKİ TRANSFERLER
Geçen sene 3 numarada dış şutör oyuncu eksiğimiz vardı, genel olarak takımda da dış şut eksiğimiz vardı. O açığı kapatmak için Hartley ve Claudia Pop'u tercih etmiştik. Hartley'in skorerliği ve takım içerisindeki skorerliği kullanmak için tercih ettik, Pop'u da tanıdığım için almıştık. Ancak geçen sene Abdi'ye de haksızlık etmeyelim, geçen sene çok önemli işler yaptı. Ligin ikinci dönemi ve yarı final serisinde tam istediğimiz tarzda bir basketbol oynadı. Bu sezon da böyle birazcık daha skor opsiyonumuzu yükseltecek bir transfer politikası izledik. Geçen sene biliyorsun biraz geç kalmıştık, kurabileceğimiz en iyi kadroyu kurmaya çalıştık. Bu sene de öyle bir kadro kurduk ancak planladığımız şekilde gitmedi.

TAKIM İÇİNDEKİ ARKADAŞLIK ORTAMI
Benim için takım kimyası çok önemli, birliktelik - beraberlik ve o ruhu beraber yaşamak.. Sahadaki oyuncuyla, kenardaki yönetimiyle, fizyoterapistiyle, staffıyla, ulaştırmasıyla, taraftarıyla.. Bu sinerjiyi bir araya getirdiğiniz zaman bazen hiç ummadığımız maçlar kazanıp, geri dönüşler yapabiliyorsunuz. Bu bizim için çok önemliydi. Tilbe - Sinem - Alperi üçü iyi arkadaşlar ve bu isimlerle Genç Milli takımdan beri birlikte çalışıyorum. Takip ettiğim, bildiğim isimlerdi. Ayrıca benim altyapıda çalıştığım dönemlerde de sürekli karşı karşıya geldiğimiz, tanıdığımız, oynadığımız oyunculardı. Hem kişiliklerini biliyorum, hem saha içi potansiyellerini. Bu yüzden onları tercih ettim, şuana kadar da yanılmadığımızı gösteriyorlar.

TÜRK BASKETBOLU ONDAN ÇOK ŞEY BEKLİYOR: TİLBE ŞENYÜREK
Tilbe daha önce Fenerbahçe'den önce Botaş'ta oynarken, 2013 yılında çapraz bağ sakatlıkları geçirdi. İki kere oldu, ki böyle bir sakatlıktan geri dönüş sıkıntılıdır. Tilbe'den çok şey beklemeye başladı Türk basketbolu, bir noktaya kadar Tilbe bu beklentileri karşılamaya başladı. Ancak bir noktadan sonra, özellikle Fenerbahçe'de ikinci sezonunda düşüşe geçti. Her oyuncunun inişi - çıkışı olur, bunlar çok doğaldır. Bence geçen sene hak ettiği değeri görmedi. Siz bir insana hak ettiği değeri çok fazla göstermezseniz, o yavaş yavaş mental olarak da çöküşe geçer. Ama tabii ki, orada olanları - yaşananları bilmediğimiz için bu durum %100 olarak kulübünün suçu da diyemezsiniz. Tilbe'yi ben çok iyi tanıyorum, ikinci bir şansı hak ettiğini düşünüyorum. Yaşı da çok genç, bizim için çok önemli bir oyuncu.. Genç diyoruz aslında ama Avrupa'da bu yaştaki oyuncular gençlikten çıktılar. En basitinden Luka Doncic örneğinden bakarsanız, NBA'yi kasıp kavuruyor. Neredeyse triple-double ortalamalarıyla oynuyor. Ama biz hala bu tür oyunculara genç diyoruz ve birazcık da oyuncular bunun arkasına saklanıyorlar. Tilbe için söylemiyorum ama genç oyuncular "Biz daha genciz, vaktimiz var, bize şans verilecek, biz oynayacağız" diyorlar. Ancak böyle bir dünya yok artık, geçen gün Litvanya milli takımında 13 yaşında bir çocuk sahaya çıktı. Dünya değişiyor, jenerasyonlar değişiyor. Tilbe'den beklentim bu sezon çok fazlaydı, şimdiye kadar yerine getirdi. Ne kadar değerli bir oyuncu olduğunu izleyen herkese gösteriyor.

TAKIMDAKİ GENÇ VE YERLİ OYUNCULARIN DURUMU
Bizim yerli rotasyonumuz gerçekten çok geniş ve ligin en genç 2. kadrosuyuz.. Bu şu demek, bizim geleceğimiz - çekirdeğimiz yada iskeletimiz çok sağlam. Bunu bir arada tutmak zaten bundan sonraki problem. Bunun ne kadar doğru bir strateji olduğunu gösteren, şuan oynadığımız 5 tane maçı sayabilirim. Bazen tek yabancıya düştüğümüz maçlar oldu biliyorsun, o esnada Türk oyuncularımızın verdiği enerji muazzamdı. Şuanda 3+2 kuralı olduğu düzende Türk oyuncular daha fazla fark yaratıyorlar, çünkü bizim sistemimizde genelde rol oyuncular. Bizdeki yerli oyuncuların kendilerine güvenleri var ve çıkıp oynuyorlar. Az evvel Tilbe'den bahsettik, çıkıp 2-3 tane maçta çok değerli işler yapabiliyorlar. Sinem skorda çok gözükmese de oyuna çok önemli katkılar verebiliyorlar, Alperi keza öyle. Meltem için yavaş yavaş toparlıyor, iki tane üstüste ağır sakatlıklar yaşadı. İnci için 2 senedir bekliyoruz, bir istikrar yakalasın diye. Bir maç yukarıda, bir maç aşağıda.. Onun istikrar yakalaması gerekiyor. İnci için kolay aslında uzun boyuna göre zeki bir insan ancak bunu istikrara yansıtması gerekiyor. Aldığı süre ortalamasına bakarsan Sude var, yaşına göre en fazla süre alan Türk genç oyuncudur. Bu anlamda bu jenerasyon için çok şanslıyız ancak bundan sonraki senelerde bu takımı birarada tutmak mühim olacak.

IŞIL ALBEN'İN TAKIM ÜZERİNDEKİ ETKİSİ
Bunda en az benim kadar, oyuncuların ve staffın büyük katkısı var. Herkes işini yapıp, yaptığı işten keyif aldığında bu dediğimiz enerji - istek ve arzu ortaya çıkıyor. Herkesi tek bir hedef üzerine topladığınızda ve bunu belli ettiğinizde, mücadele edeceğiz, savaşacağız, kazanırken beraber ve kaybederken beraber yaşayacağız diye takıma sezon başında empoze ettiğinizde kenarda oluşan görüntü ortaya çıkıyor. Bir arada olmak bizim için en önemli motto.. Bu işte aidiyetle ilgili bir şey, soyunma odasına sizler giremiyorsunuz ancak Işıl'ın çok büyük etkisi var. Takıma çok büyük bir etkisi var. Işıl şuanda takımın en büyüğü ve herkese bunu aşılayabiliyor. Biz sahada, antrenmanda söylüyoruz ancak soyunma odasında takımla baş başa kalan kaptan.. Kaptanın burada çok önemli bir rolü var. Takımın tüm parçaları, sağlıkçı, malzemeci, genel menajer, yöneticilerimiz. Herkes tek bir hedef için çalışıyor. Herkes kendi işini yaptığı için, kimse kimseye karışmadığı ve herkes tek bir hedefe odaklandığı için başarıya ulaşabiliyoruz.

CLAUDIA POP'UN SAKATLIĞI SONRASI DEĞİŞEN PLANLAR
Pop'un sakatlığı sonrasında Dragana ve Funda'nın sakatlığı vardı, bu sakatlıklar bizim planlarımızı etkileyecek diye bekledik. Ancak şuanda değişen çok bir şey olmadı, etkilemedi. Ben daha önce şunu söylüyordum, milli takım arasından sonra takımın savunma yönü farklılaşacak diyordum. Ancak sakatlıklardan sonra takım daha da bir araya geldi, takımdaşlık arttı ve savunmayı yukarıya çekti. Geçen seneye yakın bir savunma demeyelim ama yakın bir sertlikte savunma yapmaya başladık. Elazığ maçında yaptık, Çukurova maçında keza.. Ancak siz o maçları yayınlanamadığı için izleyemediniz. Yayınlansaydı eğer görecektiniz takımın savunmadaki arzusunu. Bu konuda çok problem yaşamadık, Pop'un yerine oynayan Türk oyuncularımız orada yaşadığımız açığı kapatıyorlar.

BRIA HARTLEY'İN DOMİNANT OYUNU
Hartley'in hücumda bu kadar rahat oynamasının sebebi sistemimizin merkezinden birisi ancak takım arkadaşlarının ona yaratmış olduğu alan bunun en önemli etkenlerinden birisi. Takımın beraber oynaması.. Hartley mesela geçen Elazığ maçında 36 sayı attı ama bunların büyük kısmı asist üzerinden veya doğru pozisyondan geldi. Takım arkadaşları çok iyi pozisyonlar hazırladı, savunmayı da takım olarak iyi yaptık. Bizim takımda şöyle bir şey var, o gün kimin eli sıcaksa o oyuncuya topu bir şekilde ulaştırmaya çalışıyoruz. Bizim iki tane çok önemli guardımız var, Işıl ve Hartley. Birisi de geçen senenin ortasından itibaren iyi oynamaya başlayan Alperi. Hartley ilerleyen dönemde çok daha farklı bir basketbol ortaya koyacaktır ve bununla birlikte savunmasını da ortaya çıkartıyor. Elazığ maçında karşı takımın en skorer oyuncusunu tutmak istediğini söyledi. Devre arasında yanıma gelip "Coach onu ben savunmak istiyorum" dedi ve yaptı da.. Basketbolda hem savunmayı hem hücumu %100 ile yapmanız çok zor zaten onu yaparsanız Kobe Bryant veya Michael Jordan oluyorsunuz. 

VICTORIA MACAULAY'IN PERFORMANSI
Macaulay için şöyle söyleyeyim. Bundan önce Sylvia Fowles, Sancho Lyttle, Kelsey Bone gibi isimler varken; bu oyuncuların aldıkları para bizim bir sezonluk bütçemizin tamamıydı. Ondan sonra biz birazcık daha nokta atışı yapmamız, daha sık ve iyi araştırmamız gerekiyordu ve geçen sene geç kalmıştık. Takip ediyorduk, şansa Victoria'yı yakaladık. Geçen sene iyi bir katkı verdi. Türk basketbolunu ve ligi iyi bildiğimiz için Victoria'nın fark yaratacağını tahmin ediyordum. Eli - kolu heryere uzanıyor, Türkiye'de basketbol ağır oynanıyor, savunma ikinci planda ve yarı saha oyunu oynanıyor. Victoria'nın katkı vereceğini düşünüyordum, ki verdi de.. Bu seneye pek iyi başlamadı ancak Çukurova maçından sonra çıkışa geçti. Victoria'da şöyle bir şey var, takımı sahiplenen, aidiyet duygusu çok yüksek. Takımın neşe kaynağı, sorduğun o enerji sorusuna cevap veren birisi. Hiç yabancıymış gibi davranmıyor, sanki bizden birisi gibi. Victoria'nın yaşı 29, çok da genç sayılmaz ancak bizim için değerli bir oyuncu.

Yayının tamamını izlemek için..

Hiç yorum yok

Okumuş olduğunuz başlık hakkındaki yorumunuzu bırakmak için lütfen aşağıda bulunan alana görüşlerinizi belirtiniz. Unutmayınız ki; yorumlarınız blog ekibinin onayı doğrultusunda görüntülenecektir. Hakaret ve küfür içeren yorumlar onaylanmayacaktır.

Blogger tarafından desteklenmektedir.