Sadece derbiyi değil, psikolojik savaşı da kazandı..

fatih-terim
Süper Lig'in 23. haftasında Galatasaray, ezeli rakibi Fenerbahçe'yi 3-1 yenerken Fatih Terim'in maç önü planı ve takımın performansı beğeni topladı. Şimdi işin taktiksel boyutu zaten inanılmazdı ancak psikolojik olarak takımın motive edilişi, kafa olarak maça hazırlanışı da enfesti. Nacizane dilim döndüğünce bunu yazmaya çalışacağım.

Fatih Terim'in maç önü planını, analizini, taktiksel hazırlığını hakikaten ne kadar övsek az kalır. Ama bence bundan daha ziyade hocanın maç öncesi takımı psikolojik olarak hazırlığı bana çok daha inanılmaz geliyor. Sonda diyeceğimi başta diyeyim öyle bir maç izledik ki sanki Kadıköy'de 20 yıldır kazanan Galatasaray'dı, 20 yıldır kaybeden de Fenerbahçe'ydi. 1-0'dan sonra dahi daha gergin olan, stresli olan Fenerbahçe'ydi. Galatasaray ise son derece rahat, sadece işine bakan bir görüntü sergiledi. Eyvallah 20 yıllık seri gitmesin baskısı artık Fenerbahçe'de vardı ancak skoru aldıktan sonra dahi bu bu stresi gerginliği yaşamak inanılmazdı. Diğer tarafta Galatasaray açısında da iyi başladığın maçta 1-0 geriye düşmene rağmen rahat olmak, gerilmemek Fatih Terim'in eseriydi.

Maça başlarken Galatasaray daha ilk 5 dakikada 2 tane çok net pozisyona girmiş, 30. saniyede de Onyekuru'yu savunma arkasına kaçırarak yarım pozisyon diyebileceğimiz bir şans üretmişti. Tüm bunlara rağmen Fenerbahçe maçta ilk kez ceza sahasına girdiği anda bir penaltı kazarak öne geçti. Şimdi burada şunu söylemek lazım esasında Galatasaray'ın 20 yıllık seride Kadıköy'de Fenerbahçe'den daha iyi başladığı, daha çok pozisyon ürettiği, daha iyi oynadığı birçok maç oldu.

fatih-terim-kadıköy

Bunlardan ilk akla gelen herhalde 6-0'lık maç olur; zira o maçta daha çok pozisyona giren de çok daha iyi başlayan da Galatasaray'dı. Ancak o gün Arif Erdem'in kaçırdığı pozisyonların üstüne Fenerbahçe'nin golü bulmasıyla tarihi fark gelmişti. Keza 2006'daki 8-0 bitse şaşırmayacağım 4-0'lık maçın başında da Galatasaray'ın rakip kalede Necati Ateş'le değerlendiremediği pozisyonlar vardı. Sonrasında Appiah'ın bir vuruşuyla maç çok farklı noktaya gitmişti.  2008'de 4-1 biten maçı hatırlayacak olursak orada Galatasaray maça golle başlamasına rağmen ve kötü de oynamıyorken Selçuk Şahin ve Emre Aşık'ın kendi kalesine attığı saçma sapan gollerle 2-1 geriye düşmüş sonrasında da maç 4'e gitmişti. Kısaca maçların kaderi çok benzer gerçekleşiyordu. İyi başlanan maçta kaçan pozisyonlar ve ardından yenen gollerle oyundan kopuş.. 

Bu maçta ise Galatasaray kalesinde golü görmesine rağmen hiç skora bakmaksızın topunu oynamaya devam etti. Yani taraftarın dahi "yine mi olmayacak" psikolojine girdiği noktada takımın hiçbir şekilde geri adım atmaması, aynen devam etmesi bence direkt hocaya yazacak bir durum ki burada geçen seneki maçı da unutmamak lazım.. Takımdan 7 isim Muslera-Marcao-Donk-Mariano-Feghouli-Belhanda ve Onyekuru geçen sene Kadıköy'deki maçı yaşamış ve hakem Ali Palabıyık - VAR hakemi Bülent Yıldırım'ın Feghouli'ye yapılan net faulü vermedikleri bilen ve bunun da etkisiyle galibiyetin kaçtığını düşünen isimler. Geçen sene Belhanda, "Hocam beni atacaklar çıkar beni" diyerek oyundan çıkmış bir isim, yani hakemlerin Kadıköy'de etki altına alınabildiğini bilen adamlar. Şimdi bunu diyorum çünkü Fenerbahçe'nin kazandığı penaltı sonrasında tüm takım hakeme itiraz ediyordu, hiçbiri penaltı olduğuna inanmamıştı ki Feghouli direkt hakemi alkışlamaya başladı, Belhanda itirazdan sarı kart gördü. Hal böyleyken bu oyuncuların geçen seneyi de yaşadıkları için "Bizim burada galip gelmemize izin vermeyecekler" psikolojine girmeleri çok normaldi ancak buna girmeden oyuna devam etmeleri de hocaya devasa bir artı yazacak konudur.

galatasaray-kadıköy

Maç içinde Fenerbahçeli futbolcuların birçok pozisyonda iç saha avantajını kullanmak için Galatasaray'ı germeye çalıştığı anlar oldu.. Hatta ev sahibi ekip bazı isimlerin üzerine bireysel olarak oynamaktan kaçınmadı. Ozan Tufan - Radamel Falcao pozisyonu, Ozan Tufan - Younes Belhanda pozisyonu, Serdar Aziz - Mariano ve Nabil Dirar - Marcelo Saracchi pozisyonları ilk akla gelenler.. Bu pozisyonlarda Falcao dışında rakibiyle sürtüşmeye girip kart gören isim olmadı. Burada Belhanda'nın ne kadar sorunlu futbolcu olduğunu düşünürsek ilk yarıda taç kullanacağı yerde Ozan Tufan'ın kendisine karşı yaptığı hareketlere cevap vermemesi tamamen hocanın yaptığı motivasyonun etkisidir. Burada akla son dakikadaki pozisyon gelebilir yani orada neredeydi bu motivasyon denebilir doğal olarak. Şimdi Deniz Türüç'le olan pozisyonunda da muhtemelen Younes Belhanda oyundan çıktığı için ve o saatten sonra atılacağını düşünmediği için o hareketi yaptı. O hareketi yaparken düşüncesi "zaten çıkıyorum bir şey olmaz kart çıkartsa da takımı etkilemez."  şeklindeydi bence. Ben en azından öyle tahmin ediyorum, bu benim düşüncem. Ancak tabi bu oyundan milyonlar kazanan bir oyuncunun "saha çizgilerini terk etmeden yapacağı her hareketin bir karşılığı olacağını" bilmesi gerekiyor. Belhanda'nın bu hareketi bütün emeği çöpe atabilirdi ve böyle bir senaryoda da tüm şimşekler Faslı oyuncunun üzerinde olacaktı. Altay'ın büyük hatası sonrasında boş kaleye kaçırdığı golü de düşünürsek..

İşin özü bütün hafta sosyal medyada "sıradan bir maça çıkacağız, normal bir maçtan farkı yok" havası veren Galatasaray'da teknik direktör Fatih Terim bunu takıma da çok çok iyi empoze etmiş. Galatasaray, 0-0'ken de 1-0'ken de 1-1'ken de 2-1'ken de sahada tamamen işini yapmaya odaklanarak gerilmeden, geri adım atmadan oyununu oynadı. Çok net şunu söyleyebilirim Galatasaray'ın başında Fatih Terim değil de herhangi bir X hoca olsaydı bu kadar iyi taktik analize rağmen 20. dakikada penaltıdan yenen golün ardından galibiyet hayal olurdu. Fatih Terim sadece taktik olarak değil, psikolojik olarak da takımı öyle bir hazırlamış ki şartlar ne olursa olsun geri adım atmayan, maçın her saniyesinde ne yapacağını bilen, sadece işine odaklanan bir takım izledik. Bunun sonucunda da zaten galibiyet geldi. Hoca maça çıkarken takım elbise giymemesiyle bile takıma bir mesaj verdi. Attığı her adımla, yaptığı konuşmalarla, sosyal medyadan verdiği mesajla her şeyiyle bu galibiyeti getiren adam Fatih Terim oldu. Galatasaray'ın yaşayan en büyük efsanesi olan Fatih Terim hakikaten çok büyük, çok yüce.

Saygılar hocam yine ağzımızın suyu aktı yaptıklarını izlerken... 

Hiç yorum yok

Okumuş olduğunuz başlık hakkındaki yorumunuzu bırakmak için lütfen aşağıda bulunan alana görüşlerinizi belirtiniz. Unutmayınız ki; yorumlarınız blog ekibinin onayı doğrultusunda görüntülenecektir. Hakaret ve küfür içeren yorumlar onaylanmayacaktır.

Blogger tarafından desteklenmektedir.