Süper Lig: Sezonun en iyisi!

Pazar akşamı belki de Süper Lig’in en iyi maçlarından birini izledik. Sürekli pozisyon verilen, git - gelin çok olduğu bir maç için en güzel maç buydu diyebilirsiniz ama bu maç taktiksel ve mücadele anlamında gerçekten sezona imza atacak bir maç oldu. 

Fatih Terim, Lemina'nın sakatlığında çözüm ürettiği ve bu çözümün çok iyi işlemesiyle acaba Lemina ilk 11 başlayacak mı sorusu maç öncesi en büyük merak konusuydu. Fatih Terim gerek deplasman mücadelesi olması gerek Sivasspor'un fiziksel olarak ligin en güçlü takımı olması sebebiyle orta sahada direnç seviyesini yukarıya çekecek Lemina'yı sakatlıktan döner dönmez ilk 11'e koydu. Lemina'nın ilk 11'e dönüşü savunmanın önünde harika işler yapan Seri'yi de bir adım öne kaydırılması ve bu şekilde bir yapı ortaya çıkarılması demekti. Sivasspor da ise sakatlıktan yeni dönen Emre Kılınç yerine Yasin Öztekin tercihi dışında ideal kadrosuyla sahadaydı. Maç başlangıcı Sivasspor, rakibi önde karşılama savunmadan çıkışlarında yüksek eforla topla oyuna katılacakları alanları kapatma ve mümkün olduğunca top rakipteyken adam adama eşleşmesini (maçın ilerleyen bölümlerinde çok sorun yaşattı) gösterdi. İlk 10 dakikada Sivasspor adına tüm planlarının tuttuğu harika bir başlangıç izledik. Galatasaray top kullanamıyor, geriden çıkmakta zorlanıyor ve mecburen uzun toplar atmaya başladığı anlara sahne oldu. Galatasaray defansının attığı uzun topları toplayan hep Sivasspor oldu. Yüksek fizik güçleri ve merkezdeki Galatasaray'a göre daha iri ve güçlü oyuncularıyla ikincil topların hepsini aldılar. İlk 10 dakikanın sonunda yüksek mücadele güçlü oyunlarıyla 1 gol ve 2 de pozisyon buldular. 10 dakikanın sonunda ise Galatasaray topu yere indirdi, uzun top sayısı azaldı ve Galatasaray'ın istediği oyun oynanmaya başlandı. -Tabii burada Sivasspor'un rakibini biraz daha geride karşılamasının etkisi nedir bilmek pek mümkün değil.- Galatasaray topu yere indirdikçe geriden pasla çıkışların sayısı arttı ve burada yazının başında belirttiğim Sivasspor'un adam adama eşleşmesi Sivasspor'un başına büyük bela oldu. 2 hafta önce derbide Fenerbahçe yine adam adama eşleşmesinden kaynaklı Galatasaray'a merkezde hep 1 adam eksik yakalanmış ve Galatasaray çok çabuk şekilde Fenerbahçe kalesine inmişti. Sivasspor da Fenerbahçe'ye benzer bir savunma yerleşimine sahip. 4-1-4-1 oynayan Sivasspor top rakipteyken Mert Hakan'ı merkezden eksiltip doğruca Yatabare'nin yanına yolluyor ve 4-4-2 şeklinde bir yapı ortaya çıkıyor. Galatasaray ise hücum ederken Lemina stoperlerin arasına gidiyor, Feghouli sağ kenardan merkeze inip bir sağ iç oluyor. Bekler (Saracchi-Mariano) açılan kanallara doluyor  ve 3-5-2 şeklinde bir hücum yerleşimi görmeye başlıyoruz. Galatasaray'ın bu yerleşimine karşılık Sivasspor 4-4-2 yerleşip hem de adam odaklı kalınca Galatasaray merkezde +1 kalıyor. Feghouli sağ iç gibi pozisyon aldığından mütevellit Uğur Çiftçi bolca alanını boşaltıp Feghouli'yi kovalamak zorunda kaldı. Zaman zaman ise Feghouli'yi adam adama mı savunmak yoksa alanını mı savunması gerektiği konusunda kararsız kaldı ve Feghouli merkezde bomboş top alırken izlemeye başladık. Sivasspor bu adam odaklı savunma sorununu fizik gücüyle çözüyor. Çok koşuyorlar ve alanları bu şekilde kapatmaya çalışıyorlar. Burada Galatasaray çözümü bir başka şekilde üretmesi gerekti o da stoperleri oyuna sokmaktı. Galatasaray'ın ikinci golünde Donk 50 metre bomboş şekilde top sürdü. Hiçbir şekilde baskı görmedi ve çok rahat şekilde topu Falcao ile buluşturdu. Peki Uğur Çiftçi merkeze geldiğinde Mariano nasıl durduruldu sorusu akıllara gelecektir. Mariano dün muhtemelen sezonun ikinci yarısındaki en kötü futbolunu oynadı. Çünkü Fernando bir kenar oyuncusundan ziyade bir bek gibi görev yaptı. Fernando çıktıktan sonra da Yatabare bu görevi üstlendi. Rıza Çalımbay sol kenara böyle bir önlem almazken sağ kenarda Mariano'yu durdurmak için çok sıkı bir markaj uygulattı. Rıza Çalımbay'ın bir başka Mariano planı ise hücumda saklıydı. Sivasspor yapısı gereği orta sahada kazandığı toplarla çok hızlı kontra atağa çıkan bir takım ancak bu bilinçsiz değil. Dün akşam orta sahada kazanılan toplarda Fernando'nun ve Yasin'in hiç düşünmeden ileriye fırladıklarını ve topların hiç gevelenmeden direkt şekilde bu iki kenar oyuncusuna yollandığını gördük. Mariano'nun yapısı itibariyle geri dönüşleri sıkıntılı olduğundan Fernando'nun bu çıkışlarda daha çok topla buluşmasını sağlamaya çalışıldı.

İkinci yarıda iki takımda aynı ilk 11'ler ile dönüş yaptı. İki takımda ana planlarından vazgeçmemişlerdi. İki takım da kazanmak adına sahadaydı. İlk hamle skora ihtiyacı olan Rıza Çalımbay'dan geldi. Yasin'i kenara alırken daha fazla top kullanabilecek ve Yasin kadar tempolu ama kenar forvet olmayan Emre Kılınç oyuna dahil oldu. Gole kadar herhangi bir pozisyon olmadı. Bir duran top sonrası Seri, penaltıya sebep oldu ve Sivasspor eşitliği sağladı. Golden sonra rakibi önde karşılamaktan tamamen vazgeçen ve tamamen kontra atak tehdidini düşünen bir Sivasspor izlemeye başladık. Bu bölümde Galatasaray oyunun mutlak hakimiydi ancak set oyunundaki sorunları burada bir kez daha izlemeye başladık. Galatasaray çok dominant olduğu bu bölümde tek bir pozisyona girebildi. Onyekuru'nun çok etkisiz olduğu günde en net şanstan yararlanamadı. Mariano'nun daha fazla geldiğini ve top kullanmaya başladığını gören Rıza Çalımbay, Fernando yerine Kone'yi oyuna sürdü. Bu oldukça ofansif bir hamle görülebilir ancak asıl amaç savunmaydı. Kone en uca geçerken Yatabare sol kenara geldi. Yatabare, oyun karakteri olarak topla gidebilen ceza sahası içinde çok etkili olmayan takımın pis işlerini yapan bir isim. Rıza Çalımbay, Yatabare'den yüksek savunma katkısı alıyor ve Yatabare de oldukça iyi savunma yapan bir isim. Yatabare'nin sol kenara geçmesindeki asıl amaç Mariano'nun etkiliğini yine pasifize etmek ve önde daha net bir bitiriciyle mücadele etmekti. Fatih Terim ise bu bölümde hamle yapmadı çünkü Galatasaray'da işler kötü gitmiyordu. Skor dışında gayet yeterli bir oyun vardı. Skoru değiştiremenin verdiği sorunla Fatih Terim ilk hamlesini pek de gününde olmayan Ömer yerine Emre'yi oyuna sürerek yaptı. Emre'nin forvet arkası pozisyonda 4-2-3-1 dizilen bir Galatasaray görmeye başladık ancak hücum yerleşimi yine 3-5-2 idi. Emre sol içe iniyor ve buradan top çıkarması bekleniyordu. Pek beklenildiği gibi olmadı. Çünkü Emre bu işleri yapabilecek bir oyuncu değil. Galatasaray'ın mevcut yapısında Emre, Onyekuru'nun muadili. Bu iki isim de top rakip yarı alana geçtiğinde etkili olan isimler ve ikisi birden sahada olduğunda Galatasaray'ın dominant pas oyunu sekteye uğruyor. Dün de bu sorun yine baş gösterdi. Bu değişikliğin ardından Fatih Terim 5 dakika daha bekledi ve sakatlıktan dönen Lemina'yı oyundan alıp Adem Büyük ile rest dedi. Rıza Çalımbay, Fatih Terim'in orta sahayı boşalttığını görünce orada üstünlüğü yeniden sağlamak adına Mert Hakan yerine daha defansif bir isim olan Claudemir'i oyuna yolladı. Bu bölümde Sivasspor'un kontra atak fırsatları bulmaya başladığını gördük ancak bunlar pek de olgunlaşmadan Muslera'nın ellerinde eridi. Taktiksel anlamda ve seyir zevki açısından oldukça keyifli geçen bu karşılaşma 2-2 beraberlikle sonuçlandı.

Dün akşam gerçekten çok iyi bir maç izledik. Sivasspor'un fiziksel güç ve mücadelesinin, Galatasaray'ın kalite ve pas oyunun çarpışmasına sahne oldu. Her iki takımda bu skordan pek memnun değildir ancak çok da kötü sonuç değil diyorlardır yine de. Galatasaray, sezonun ilk yarısı ile ikinci yarısında oynanan oyun arasında sıra dağlar kadar fark olan bir takım. Dün akşam 15 günde değişen bu inanılmaz oyununun zirve yaptığını gördük. Özellikle 15.-45. dakikalar arasında Galatasaray muhteşem bir oyun oynadı. Lakin bu Galatasaray'ın eksikleri olduğu gerçeğini gözden kaçırmamalı. Galatasaray'ın dün akşam plan olarak daha üstün olduğunu fiziksel olarak ise daha zayıf olduğunu bir kez daha gördük. Yine bir kez daha özellikle 2-2'den sonra Galatasaray'ın topa tamamen hükmettiği bölümde set oyunundaki sıkıntıları da bizlere göstermiş oldu. 

Hiç yorum yok

Okumuş olduğunuz başlık hakkındaki yorumunuzu bırakmak için lütfen aşağıda bulunan alana görüşlerinizi belirtiniz. Unutmayınız ki; yorumlarınız blog ekibinin onayı doğrultusunda görüntülenecektir. Hakaret ve küfür içeren yorumlar onaylanmayacaktır.

Blogger tarafından desteklenmektedir.