Futbolun diğer yüzü: Catenaccio

Dünya futbolunda her daim göze hoş gelen futbol olarak hücum futbolu görülmüştür. Oyunu kilitleyen, yavaşlatan rakibine bir anti-tez sunan takımlar her zaman futbolun kötü kahramanları olmuştur ancak futbolda her daim kazanmanın yolu güzel oyundan geçmemekte.. Dünyada 60'lı yılları kasıp kavuran ve İtalyanlara ''savunma futbolu'' adında bir oyun karakteri veren sisteme ''Catenaccio'' denildi. Kelime anlamı olarak asma kilit anlamına gelmekte olan bu sistem hiç kuşkusuz yeşil zeminde de anlamını yerine getiriyor ve şampiyonluklarda başrol oynuyordu.

DOĞUŞU VE MUCİDİ
Catenaccio'nun doğuşu adını aldığı coğrafyada olmadı. İlk olarak İsviçre'de görev yapan teknik adam Karl Rappan tarafından bulunur. Rappan o yıllarda Servette ve İsviçre Milli Takımını birlikte çalıştırmaktadır. İki kulübü birlikte idare eden Rappan'ın bir sorunu vardır; takımlarının gol yemesinden şikayetçidir! O dönemde oldukça revaçta olan 3-2-5 sistemine karşı olan Rappan, bu sisteme antitodunu bulmaya kararlıdır. Rappan, forvetten birer oyuncu eksilterek 1-3-3-3 sistemini ortaya çıkarttı. Lâkin bu sistemin felsefe olarak görülüp dünyayı fethetmesi biraz zaman alacaktı..

Catenaccio'nun bir felsefe halini alması adının verildiği topraklara, Çizme'ye gelmesi ile olur. Bu taktiğin bir felsefe halini almasını sağlayan isim ise Gipo Viani'dir. Viani teknik direktörü olduğu Salernitana ile Serie B'de üstün bir şekilde şampiyonluk yaşayarak takımını üst lige taşıdı. Viani'nin takımı oldukça geriye çekiliyor, topu rakibine veriyor ve rakip takım yüklendikçe yükleniyordu. Ancak bir türlü kilidi açamıyor ve sonunda savunmadan adam eksiltip ileriye yolluyorlar. Viani'nin istediği oluyordu ve takımı hızlı hücumlarla gole gidiyordu. Salernitana ilk sezonunda Serie A'da hiç deplasman maçı kazanamayıp küme düşüyordu ancak Viani küçük takımlara bir umut, bir çıkış yolu göstermiş oldu.

EN ÇOK GOL ATAN SAVUNMA FUTBOLU
Nereo "El Paron" Rocco takvim yaprakları 1947'i gösterdiğinde Triestina'nın başına geçmeden önce kasaplık yapıyordu. Bu karara tâbi herkes şaşırmıştı ama Rocco ilk sezonunda Serie A'da ikinci oldu. Rocco'nun takımları yeteneksizdi ama oldukça disiplinliydi. Çok iyi defans yapıyorlardı. Rocco, sistemin mucidi olan Rappan'ın sistemini kullanmayıp 1-4-3-2'yi kullanıyordu. Sarkık libero oyuncusu seken topları topluyor, topu oyuna sokuyor ve rakip forvetlere pres yapıyordu. Takvim yaprakları 1961'i gösterdiğinde Milan sportif direktörü Viani'ydi. Viani, kendi mentalitesine yakın gördüğü Rocco'yu takımın başına getirdi. Rocco yönetimindeki Milan o sezon Serie A'da şampiyon olmuştu ama bir sorun vardı. Savunma oyunu adı verilen Catenaccio ile oynayan Milan o sezon 83 gol bularak hücumda büyük bir fark yaratmıştı. Milan teknik direktörü durumu "Biz catenaccio ile oynadık, diğerleri sadece savunma yaptı." cümlesiyle özetliyordu. Bu değişikliğin sebebi belki oyuncu kalitesinden kaynaklanıyordu, belki de daha hareketli bir oyun oynanmasından. Rocco aynı mantalite ile bir Şampiyon Kulüpler Kupası, iki Kupa Galipleri Kupası, bir Kıtalararası Kupa ve bir de Serie A kazanmasını bildi..

HERRERA'NIN ACIMASIZ CATENACCIO SİSTEMİ
Helenio Herrera, bugün catenaccio sistemi denilince akla gelen ilk isimlerden birisi. Arjantin asıllı Fransız teknik adam Inter'in başına geldiği ilk sezonda çok gol atmış ancak şampiyon olamamıştı. Bunun üzerine dönemin başkanı olan Morrati'ye bir söz verdi. Her gün taktikleri düşünüyor, en iyi sistemi bulmaya çalışıyordu. Çok acımasız birine dönüşmüştü. Otoritesini kimse sorgulayamazdı. Tesislerin duvarlarına "Savaşmak ve Kazanmak" yazılı tabelayı asıyordu. Orta saha oyuncularına dikey pas kuralını getiriyordu ve 3 pastan fazla pas yapmak yasaklandı. Dikey paslarda sıkıntı yoktu ama yatay pas yapınca gol yiyordu. Herrera, 1967 yılına kadar kendi mantalitesi ile kupalara ambargo koydu. Oyunun tarihi bundan sonra değişecekti. Bir asker kampından farkı olmayan Inter'in futbolcuları Herrera'nın otoriter yönetiminden yılmıştı. Artık bu şekilde yönetilmek istemiyorlardı ve düşüş başlamıştı, Herrera, buradan sonra Roma'ya gitti ama orada da kayda değer bir başarı yakalayamamıştı. Sonrasında Inter ve Barcelona bir kez daha şans verseler de orada da başarılı olamadı. 

1970'lere geldiğinde Rinus Michels ve Johan Cruyff öncülüğünde Avrupa topraklarında yeni bir felsefe ortaya çıktı. Bu felsefe oyunculara catenaccio sisteminin aksine oyunculara saha içinde özgürlük veriyordu. 1972'de Inter ile Ajax, dönemin en büyük kupası olan Şampiyon Kulüpler Kupasında karşı karşıya geldi. 1960'larda kaybeden tarafta olan Ajax bu sefer kazanıyordu. Maçın ardından ertesi gün Hollanda da gazeteler "Catenaccio'nun Mahvoluşu" başlığını atmıştı bile! 

Sonrasında oyun fazlasıyla değişti. İtalyanlara yıllar boyunca başarı kazandırılan Catenaccio sistem olarak belki hiç kullanılmadı ama başka isimlere ve sistemlere etki etti. 2004'de İsviçreli teknik adam Otto Rehagel yönetimindeki Yunanistan ile neredeyse gol yemeden Avrupa Şampiyonu, 2006'da ise Marcelo Lippi teknik direktörü olduğu İtalya ile Dünya Kupasına uzanıyordu. Portekizli teknik adam José Mourinho bu mantalite ve değişik sistemleri birleştirerek bir dönemi domine ederek kariyerinde sayısız kupa kazandı. Atletico Madrid ile büyüklere kafa tutan Diego Simeone vatandaşı Helenio Herrera'ya nazire yaparcasına bir oyun oynatıyor. Ancak onun da sisteminin catenaccio olduğu anlamına gelmiyor. Çünkü bu oyun sarkık ön liberosuz oynanmaz.. 

Hiç yorum yok

Okumuş olduğunuz başlık hakkındaki yorumunuzu bırakmak için lütfen aşağıda bulunan alana görüşlerinizi belirtiniz. Unutmayınız ki; yorumlarınız blog ekibinin onayı doğrultusunda görüntülenecektir. Hakaret ve küfür içeren yorumlar onaylanmayacaktır.

Blogger tarafından desteklenmektedir.