Analiz: Eksiklere nokta atışı transferler!

Galatasaray devrede tam da takımın ihtiyacının olduğu profilde oyuncuları transfer etti. Fatih Terim direkt olarak ilk 11'de oynayacak 4 ismi kadroya dahil ederken, oyun planında da bazı değişiklikler bizi bekliyor. Bu transferler sonrası takımın çehresi nasıl değişecek onu tahmin etmeye çalışalım.. Mostafa Mohamed’i izlemediğim için onun haricindeki diğer bütün ilk 11 için transfer edilecek oyuncuların takıma katkıları ne olur? Bu sorunun cevabını bulmaya çalışacağız. 

MEVCUT SORUNLAR
Sezonun ilk yarısında Galatasaray’ın teknik kapasitesi yüksek oyuncuları ön hatta yer alıyordu. Arda ve Feghouli, takım rakip sahaya yerleştiğinde en ön hatta bulunuyordu. Bu da Galatasaray’ın üretim merkezinin çok önde olmasını sağlıyordu. Orta saha hattı genelde driblingci oyunculardan kuruldu. Emre Kılınç ve Etebo’yu buna örnek olarak gösterebiliriz. Belhanda hem top sürme hem top dağıtma görevlerini beraber yapabilen bir oyuncu olsa da iki rolü de 10 üzerinden 9 ya da 10’luk yapamıyor. Son zamanlarda Terim, Emre Akbaba’yı orta sahada içte oynattı. Normalde takımın Arda ve Feghouli gibi üretken oyuncular sahada mevcutken gol atacak oyuncu sayısı azalıyordu. Yani hücumda yerleşilmiş, beklerin bindirdiği bir hücum beşlisi düşünelim. Çizgilere bekler basıyor, Arda ve Feghouli biraz içlere girmiş ve ortalarında santrfor var. Bu düzende santrfor harici gol atacak oyuncu yok. Bu da Galatasaray’da kısırlığa yol açıyordu. Terim bunun çözümünü orta sahaya Emre Akbaba’yı atarak bulmaya çalıştı, Emre Akbaba golcü bir orta saha olarak bu seviyelere ulaştığı için mantıklı gözükebilirdi ancak Terim Emre’den beklediği verimi alamadı. Nitekim bu hamle işe yaramadı. Emre’nin orta saha olarak ilerde konumlanması Galatasaray ön hattında bir sıkışmaya neden oldu. Bunun sebebi hem kanatlar içe giriyordu hem de Emre Akbaba. Böyle olunca ön hatta yığılmış bir Galatasaray ortaya çıktı. En ön hattı bir düşünün; bekler çizgide, kanatlar içlerde santrfor ortada bir de bu beşli hatta Emre Akbaba dahil olmuş. Bu da yetmezmiş gibi Belhanda da oralarda geziyor. Bu şekilde ön hatta yığılmış bir futbolcu ordusu varken bunlara topu ulaştıracak oyuncu sayısı üç: Stoperler ve Taylan. Bu üçlü de doğal olarak pas bağlantısını kurmak için yetersiz kalıyorlar çünkü sayısal olarak eksikler. 


Bir de bu kadar oyuncunun ön alana yığılmasının diğer dezavantajı da şu, rakip Galatasaray’ın ön hat oyuncularıyla birlikte gömülüyor. Gömülünce, rakibin savunma hattı ile orta saha hattı arası çok dar kalmış oluyor. Bu sıkışmışlık sürekli Galatasaray maçı izleyenlerin gözünüzün önüne gelecektir. Nitekim Emre Akbaba’dan skor alma beklentisi Emre’nin kısıtlı becerilerinin üstüne bir de yukarıda anlattığım felaketi beraberinde getirdi. 

TRANSFERLERLE BİRLİKTE GELECEK ÇÖZÜMLER
Yeni gelen transferler ise bu sorunları kendiliğinden çözecek oyuncu profilleri.. Orta sahada Emre Akbaba yerine Gedson Fernandes’i, sol kanatta Arda yerine Onyekuru’yu düşünelim. Gedson Fernandes dünya çapında bir yıldız adayı olmasının yanında orta sahada geride top aldığında topu çok iyi yönlendirebilen bir oyun zekasına sahip. Geride top almak derken savunma önünde top alan bir registadan bahsetmiyorum. Taylan’ın biraz daha önünde orta sahada top alan bir oyuncu olarak düşünüyorum onu. O bölgede top aldığında topu müthiş yönlendiriyor. Tekniği ve oyun zekası üst düzey. Bu sezon Galatasaray bugüne kadar o bölgede topu yönlendirecek bir oyuncuya sahip değildi. Topu yönlendiren oyuncuların hepsi önde konumlanıyordu, Arda ve Feghouli gibi. Üretim merkezi önde demiştim ya şimdi Gedson’un gelmesiyle üretim merkezi biraz daha arkaya kaymış olacak. Üretim merkezinin arkaya kaymasının faydası nedir? Üretken oyuncu arkada, golü atacak oyuncu önde konumlanmış oluyor. Arkadaki oyuncu öndekileri pozisyona sokmuş oluyor. İşte bu yapı bana göre Galatasaray gibi -rakipler kapandığı için- sürekli hücum yapmak zorunda kalan takımların ideal kadro yapısıdır. Bu konuda Manchester City gibi birkaç istisna var ama onların taktik çeşitliliği çok fazla olduğu için onlar ayrı husus. 

Üretim merkezi orta saha olan bir takımın ön hattaki oyuncularının skorer olması gerekir. Burada da Onyekuru transferi devreye giriyor ve Gedson ile birlikte olunca iki oyuncu da daha anlamlı oluyor. Arda’nın kanatta olduğu durağan bir yapıdan Onyekuru’nun kanatta olduğu aktif bir yapıya geçiş ve bu arkada oyunu yönlendirebilen dünya çapında bir oyun zekası ile birlikte olacak. Bu Galatasaray’a çok şey kazandırır. Direkt olarak Gedson top atacak Onyekuru bitirecek demiyorum tabi ama oyun daha kolay kurulacak, orta sahaların hepsi ilerde konumlanmadığı için rakip eskisi kadar gömülemeyecek çünkü orta sahada top kullanan oyuncuya markaj yapmaya çalışacaklar ve açılmış olacaklar. Bütün bunlar bariz bir taktik hamle yapmadan sadece oyuncu profilleriyle belirli değişimlerin meydana gelebileceğinin göstergesi olabilir. 

Orta saha kanat dengesinin kurulmasının yanında beke yapılan Yedlin hamlesi var. Yedlin yıllardır forma giydiği Premier League seviyesinin bile üzerinde bir atletizme ve hıza sahip bir oyuncuydu. Onun atletizmini kaybetmiş hali Premier League seviyesinde bir atletizme denk gelmesi anlamına gelir. Yani Süper Lig’in çok üzerinde bir atletizm seviyesi. Saracchi’nin ilk geldiğinde kattığı tempoyu hatırlarsınız. Sadece atletizmiyle sol tarafa belli bir seviye atlatmıştı. Sonra bu ülkedeki antrenman temposunun düşüklüğünden sebep temposu düşmüş olmalı. Ama o atletizmin çok daha fazlası Yedlin’de mevcut. Ve Yedlin doğuştan bir atlet. Yaşlı olmadığı için onun temposu düşse bile fit olması durumuna burası için yeterli olacaktır. 

Süper Lig’de savunma yapan takımlar adam odaklı bir savunma anlayışına sahipler. Diyelim ki Galatasaray hücum ediyor. Sağ bek Yedlin ve sağ kanat Feghouli diye düşünelim. Rakip takımın sol beki Feghouli’ye odaklanır, sol kanadı ise Yedlin’ne odaklanır. Feghouli half space denilen iç koridora girdiğinde rakip sol bek onu takip eder. Yedlin ise sol kanatta koşu yapacağı bir alan bulur ancak onu tutan rakibin sol kanat oyuncusu vardır. Sol kanatın Yedlin’i tutması önemli değil. Kanada zamanlaması doğru bir uzun pas geldiğinde Yedlin’in yapacağı koşuya Türkiye’de hiçbir sol kanat oyuncusu cevap veremez. Bu set maçlarda her zaman denk gelmez ama denk geleceği anları Galatasaray takım olarak kollayacak mı bunu göreceğiz. Burada görev artık Galatasaray teknik ekibine düşüyor..

KÖTÜ SENARYO
Onyekuru savunma arkasına sarkmasıyla fark yaratan bir oyuncu ancak maçın her anında savunma arkasına sarkabileceği durumlar olmayacak. Bazen geriye yaklaşıp sırtı dönük top alması gerektiği anlar olacak ve bu konuda onun hakkında soru işaretleri var. O işi Babel ve Arda iyi yapıyor mesela ama özellikle Arda’nın durağan ve temassız oyunu yüzünden kaybettirdikleri kazandırdıklarından daha fazla.. Onyekuru da kazandırdıklarının yanında bunu kaybettirecek. Dar alanda gelip top aldığında öbürleri kadar etkili olamayacak. Bunun sonucu genel oyunu ne kadar etkiler bilmiyorum hep birlikte görelim. 

Diğer sorun ise geçmiş dönemler de yaşanan Galatasaray’ın oyun kuramadığı anlarda çözüm olarak Onyekuru’nun savunma arkası koşularını aramasıdır. Normalde anlık gelişen pozisyonlarda Onyekuru’nun geniş alanda attığı savunma arkası koşulara rakipler cevap veremiyor. Ancak Galatasaray her sıkıştığında topu Onyekuru’nun koşu yoluna atmayı denediğinde bu büyük bir kısırlığa yol açıyor. Rakipler Galatasaray’ın bunu yapacağını bildiği için çok rahat önlem alabiliyorlar. Galatasaray bu sorunu daha önce yaşadı. Takımın bu tembelliğe düşmemesi lazım. Kolay yoldan sonuç alma çabasıdır bu. Böyle bir şey futbolda mümkün değil. Birkaç kere işe yaramış olması uzun vadede sizi başarıya götürmez. 

Osman Burak Çetinkaya

Hiç yorum yok

Okumuş olduğunuz başlık hakkındaki yorumunuzu bırakmak için lütfen aşağıda bulunan alana görüşlerinizi belirtiniz. Unutmayınız ki; yorumlarınız blog ekibinin onayı doğrultusunda görüntülenecektir. Hakaret ve küfür içeren yorumlar onaylanmayacaktır.

Blogger tarafından desteklenmektedir.